15 Mayıs 2011 Pazar

Arkham City #1

Bruce: Someone adept at fear-mongering, sowing paranoia, and ultimately playing both sides against the middle for the ultimate reward. That person is the real power in Arkham City. Now how do I stop them?

Birkaç istisna haricinde bilgisayar oyunları esas alınarak yapılan çizgiromanlar anlatım, çizimler ve önem bakımından bende hep "Çok da gerekli değildi..." ile "Hayatımdan çalınan 15 dakikayı nasıl geri alacağım?" arasında değişen içerikte düşünce balonları yaratmıştır. Bu nedenle tartışmasız en başarılı Batman oyunu Batman Arkham Asylum'ı, gelecek sonbahar milleti yine uykusuz bırakacak Arkham City'e bağlayacak bir mini serinin yapılacağını duyduğumda verdiğim tepki pek olumlu olmamıştı. Bırakın hikyayeyi oynarken öğrenelim, merak edelim, şaşıralım. DC Comics rahat durur mu? Durmadı tabii. Neyse ki, oyunun yaratıcılarına teslim edilen Batman Arkham City #1, sıradan oyun çizgi romanlarının düştüğü hatalara düşmeyip, okuyucuyu kısa sürecek eğlenceli bir yolculuğa davet ediyor. Ne dersiniz? Bir şans verelim mi?

Dürüst olmak gerekirse, Arkham City'nin ilk sayfaları oyun çizgiromanlarının sahip olduğu tüm sorunların özeti gibiydi. Köprü oluşturması için konulmuş zorlama flashback, kendileri gibi davranmayan karakterler, parlak renkler...Ve hepsinden feci olan Joker'in 1. kişi anlatımı. Mad Love gibi piyasaya düştüğü an klasikleşmiş bir Joker/Harley Quinn öyküsünün arkasındaki Paul Dini, nasıl oldu, kimin dolduruşuna geldi de Joker'in aklını okumanın iyi bir fikir olduğunu düşündü, bilmiyorum. Ama kesinlikle çok kötü olmuş.


Sevindirici mesele şu ki, Joker ve Harley Quinn'e ayrılan akıl hastanesi sekanslarını geçtikten sonra, geriye akıcı bir hikaye kalıyor. Psikoloğu (oyunun fragmanını izlediyseniz kim olduğunu tahmin edebiliyorsunuz) tarafından kuklaya dönüştürülmüş Quincy Sharp'ın Arkham'da yaşanan felaket geceyi kullanarak rant sağlaması, canlı yayında -aksi olduğuna dair kanıt gösterilmesine rağmen- gecenin kahramanının Batman değil, kendisi olduğunu savunması ve "Arkham City" projesi, vakit kaybetmeden bizleri oyunun evreninin içine çekiyor.

1. sayıda Batman'in karşısına çıkan engel sadece Quincy Sharp değil elbette. Titan kullanıp güçlenen ve Gotham'ın altını üstüne getiren Trask kardeşler, "filler" diyebileceğimiz tek kullanımlık kötü olsalar da, Batman'in onlara ulaşma süreci ve Two Face'den dinlediğimiz geçmişleri hikayeyi güçlü kılmış.

Carlos D'Anda'nın çizimleri, oyunun Batman'in kostümünün dokusunu bile hissedebildiğimiz harika grafiklerinden sonra tabi ki göze batıyor. Ama çizgi romandaki 2 boyutlu figürlerin oyun dizaynlarına sadık kalınması ve karakterlerin yüz ifadelerindeki çeşitlilik artı puan getiriyor. Çizimler hakkında tek şikayetim renklendirmenin fazla şekerli, fazla 90'lar görünmesi.

Sağımızda 20 yıldır Batman sahasında bir çok farklı pozisyonda görev yapmış bir adam, solumuzda oyundaki tasarımları herkesten övgüler toplayan bir isim olunca, ortalamanın üzerinde bir açılış yapan Arkham City'nin, DC'nin oyunun takipçilerini sömürmek için yapılmış boş ve lüzumsuz bir çizgi roman olmadığını düşünmeye başlıyoruz. Ya da DC tam da bu şekilde düşünmemizi istiyor, emin değilim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap