24 Mayıs 2011 Salı

Batman and Robin #23

Jason Todd: How was your trip back? I mean, from the great beyond and back to the land of the living? Me, I was fuzzy on the details of my little journey. It comes in flashes. Drips. Drabs. I mostly remember being brain damaged. Clawing my way out of a coffin. With my bare hands.

Merhaba, ben 357-428 numaralı mahkum Jason Todd. Yaşım beni kimin yazdığına göre değişiyor olsa da, genel kanıya göre 20'li yaşların başındayım. Kimilerine göre esmerim, ama şu an için kızıl saçlıyım. Sportifim. Manevi babama aşık olan nevrotik kadınlardan hoşlanırım. İçinde bulunduğum çizgi romanın kana susamış okurları yaşamayı hak etmediğime karar verdiği için oy birliğiyle öldürüldüm. Üstelik çocuk yaşta! Şanslıyım, adı Martha-Thomas Wayne, Ben Parker ve Gwen Stacy olmayan tüm meslektaşlarım gibi geri döndüm. Katilimin eski kimliği olan Red Hood takma ismiyle Gotham Şehri'ndeki suçluları temizlemeye başladım. Ta ki Batman beni durdurana kadar.  Bir süredir ikamet ettiğim Arkham Akıl Hastanesi'nden çıkartılıp normal bir hapishaneye gönderilmek istiyorum. Ben buraya ait değilim... Hem ben ne zaman bir yere ait oldum ki?


Bazı yazarlar hikayelerinde sıkça yer verdikleri bir karaktere sıkıca bağlanır, hatta adları o karakterle ayrılmaz bir bütün haline gelir. Nasıl Paul Dini denilince, kendisinin Batman mithosuna attığı imza olan Harley Quinn akıllara geliyorsa, Judd Winick'ten söz açıldığında Jason Todd/Red Hood'u anmamak neredeyse imkansız. Üstelik Winick, Jason'ın yaratıcısı bile değil. Winick aylar önce Batman and Robin'de yazacağı macerada bu çok sevdiği ("pet character"i diyebiliriz rahatlıkla...) kırmızı kafaya odaklanacağını duyurduğunda, dergiye Grant Morrison ayrıldıktan sonra ben ve benim gibi göz ucuyla bakmaya başlayanlara yeniden heyecanla beklemek için bir sebep vermişti. Judd Winick yazıyorsa Jason Todd candır, canavardır. İşte kanıtı!


Beklediğim gibi Batman and Robin #23 - The Streets Run Red baştan sona bir Jason Todd güzellemesi. Guillem March'ın kapağı, gerek kostüm gerekse renk seçimiyle Grant Morrison ve Frank Quitely'nin koşusundaki tarzın devamı olduğunu vurgular nitelikte. JG Jones'un varyant kapağında elemanın tuttuğu plakette yazan kimlik numarası 8081N02 (ROBIN 2) detayıyla gülümsetiyor. Bu arada ilk kez Batman #357'de ortaya çıkan ve #428'de ölen karakterin mahkum numarasının 357-428 olması da dikkatli okuyucuların gözünden kaçmamıştır.


Madem detaylardan girdik, birçoklarını rahatsız eden kafa karıştırıcı bir meseleden bahsetmek istiyorum. Jason'ın saçlarından! Judd Winick'in Jason'a yeniden hayat verdiği Under The Hood macerasında -ve devamında gelen tüm maceralarda- karakter Post-Crisis görünümüne sahipti, yani siyah saçlıydı.  Buraya kadar her şey yolunda. Ne olduysa Grant Morrison'ın The Revenge of Red Hood hikayesinde Crisis öncesindeki kızıl saçlı Jason'ı geri getirmesiyle oldu. Bu macerada görüntüsüyle beraber kişiliği de değişen ve anti-kahraman olma yolunda giderken tam zamanlı kötü karakter dönemecine sapan Jason'daki farklılıklar hayranların bir kısmını kızdırdı. Önceki karakterizasyonu yok sayarak Revenge of The Red Hood'un kaldığı yerden devam eden Batman and Robin #23 ile anlıyoruz ki, hikayenin yazarı kim, verilen tepki ne olursa olsun son söz daima Grant Morrison'ın. Ha, elde zaten delik deşik olmuş bir süreklilik varken kurcalamaya ne gerek vardı? Bari bundan sonra biri gelip kafasına göre değişiklik yapmasın  (lütfen!) demekten başka çaremiz yok. Ben mi? Ben çoktan eski sayıları çıkarıp, Jason'ın saçlarını turuncu keçeli kalemlerle boyadım.

Sayının içeriğine baktığımızda, en dikkat çeken sahnelerin başında Bruce ve Jason yüzleşmesi geliyor. Judd Winick uzun zamandır karşılaşmayan iki karakterin, hücrede geçen aile toplantısına önce sayfalar ayırmak isteyip, çoktandır gerçekleşmesi gereken bir söz düellosu sahnesi yazmış, ama hikayeye katkısı olmadığını düşündüğü için bazı kısımları atıp, hesaplaşmayı kısa tutmayı uygun bulmuş. Bir ebeveynle sorunlu ergenin konuşmasını andıran sayfalarda Jason'ın vücut diline yansıyan rahatlığı, Bruce'un gerginliğine sağlam kontrast oluşturmuş. Sahnenin uzun halini de okumak isterdim ne yalan söyleyeyim.


Flashbackler ve hapishane sahnelerinin ana fikri bence  "pet character" olmanın ne zor iş olduğu. Yirmi sayfa boyunca hem diğer kişilerin sözleri (Dick'in Robin kostümü içinde izlediği Jason hakkında "Belki de benden daha iyi olacak" demesi mesela!) hem de Jason'ın yaptıklarında (Eli ensesinde Pride and Prejudice okuyup keyif çatarken kendisine saldıranları doğduklarına pişman etmesi...) hissedilen yazarın favori karakterinin ne kadar müthiş olduğunu gözümüze sokma çabası başka türlü yorumlanamaz çünkü. Judd'ı severiz sayarız da, burada biraz aşırıya kaçıp, fan fiction sınırına dayandığını düşünüyorum. İyi haber, bir süre sonra bu taraflı yaklaşıma alışmamız. Jason mahkumları tek hareketle harcarken kendinizi ıslık çalıp , alkışlarken bulabilirsiniz. Dikkat!

Çizimler, çizimler... Guillem March ve Andrei Bresson'un paylaştığı sayıda proporsiyon sıkıntısı ve istikrarsızlık bariz olsa da, doğrusu çizgi roman hiç fena görünmüyor. Yine de hikayenin kalanında iş bölümünden ziyade Guillem March'ın çizgilerini görmek isterim. Laf arasında... March'ın çizdiği Jason sizce de Josh Halloway'e benzemiyor mu?

Karakter merkezli bir başlangıç yapan Streets Run Red'in Dick, Damian, Jason ve Bruce'un hayatlarında neleri değiştireceğini, Jane Austen romanlarının ne zamandan beri 'cool' sayıldığını ve Lost'un Sawyer'ıyla Thundercats elemanlarının (!) Batman'de ne aradığını gelecek aylarda hep birlikte öğreneceğiz. Tabii cevapsız kalan en önemli soru Jason Todd'a ait: "Damian'ın annesi nasıl?"  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap