30 Mayıs 2011 Pazartesi

Detective #877

Batman: I suppose this is the part where I'd say, "B-Deep, that's all folks..." If I had a sense of humor.

Hahaha! "Meep, meep, sucker!" a daha sağlam bir cevap verilemezdi. Bir Batman çizgi romanında Roadrunner göndermesi de duydum ya, artık hiçbir şeye kolay kolay şaşırmam. Scott Snyder ve Jock, Hungry City'de bizleri bir aç bir balinanın midesine davet ediyor.


Batman okurları olarak bu çoktan seçmeli dönemi yaşadığımız için şanslıyız. Kahramanın önüne geçilemeyen yükselişi (diğer bir deyişle DC için para basan bir makine olması) çok farklı şekillerde yorumlanabilen ve her zevke hitap eden Kara Şövalye'nin bir çok yüzüne aynı anda şahit olmamızı sağladı. Mini serileri ve yan karakter dergilerini saymazsak, bir kaç yıl öncesine kadar raflarda düzenli olarak yayınlanan bir Batman (saf kan süper kahraman maceraları), bir de Detective Comics (başlığının da vurguladığı gibi dedektif hikayeleri) vardı. Şimdi ise çeşitlilik alıp başını gitmiş durumda. Giderek büyüyen kadrosu, çılgın kötüleri, "camp" mizaha kayan espri anlayışıyla Gümüş Çağ'a saygı duruşu niteliğinde bir Yarasa Adam görmek isteyenler, Grant Morrison'ın Batman Incorporated'ını, Hush/Long Halloween/Dark Victory kıvamında 90'lar ekolünden süper kahraman hikayelerini sevenler Tony Daniel'ın Batman'ini, Gotham'a geniş bir çerçeveden bakmak isteyenler Paul Dini'nin Streets of Gotham'ını, Dick ve Damian'ın Morrison sonrasındaki eğlenceli maceraları için her 3-4 sayıda bir ekip değiştiren Batman & Robin'i takip edip eğlenebilir. 

Geriye ne kalıyor? Detective Comics. Sona bırakmamdaki amacım sadece bu yazının konusunu oluşturmasından çok, hepsinden ayrı bir yerde duruyor olması aslında. Bahsi geçen çizgi romanların içerisinde belki de kullandığı karakter sayısı en az, kurgu açısından en basit olanı Detective Comics. Sayfalarında ne dünya çapında tehlike arz eden kötüler, ne zaman yolculuğu, ne de  Superboy'un yumruğuyla dirilen ölü Robin'ler var. İp uçlarını toplayarak bir davayı çözmeye çalışan, havalı oyuncaklarını denemekten çekinmeyen, tanrıların yürüdüğü bir evrende, suçun karşısında karanlık bir gölge gibi dikilen Batman, Snyder ve Jock'ın düzleminin çıkış noktası. Batman konseptinin özü 1939'dan beri bu değil mi zaten? 

Detective Comics #877, işte bu basit kurgunun neden çok işe yaradığı sorusuna sayısız cevap buluyor. Karakter gelişimi, orijinalite, iyi yazılmış diyaloglar yerinde olduğu sürece tabanca gibi bir çizgi romanın ortaya çıkmaması için tek neden yok.



Geride bıraktığımız sayıyı kısaca özetlemek gerekirse; Batman Gotham Modern Bankası'na balina cesedini kimin yerleştirdiğini araştırırken, ailesinin katili Tony Zucco'nun görünürde çok uzak bir akrabaya çekmiş kızı Sonia Branch'e ulaşmış ve Roadrunner'ın tuzağına düşmüştü. #877 Dick'in tuzaktan kurtulmasıyla başlıyor. Kahramanımızın araba mezarlığında Roadrunner ile hesaplaştığı sayfalar her açıdan mükemmel. Zira aynı bölümün içinde Dick'in pratik zekası, espri yeteneği (kostümü giyen Bruce olsaydı Batman'in ağzından "B-Deep, that's all folks!" cümlesini duyabilir miydik?) buram buram 007 kokan aygıtları, cevap almak için zor kullanmaktan korkmayan, sert (hatta alıştığımızdan biraz daha sert!) yapısı, ilk kez Batman sayfalarında belirmesine rağmen yıllardır oradaymış gibi gelen bir kötü karakter VE aynı karakterin ağzından parmak ısırtan bir Superman tetkiki bulunuyor. Üstelik bu daha giriş kısmı!

Scott Snyder'ın karakterler arası etkileşim sahneleri yazmaktan deli gibi keyif aldığını görmek için Batman'in Sonia Branch ile çatıda yaptığı uzun konuşmayı okumak yeter de artar. Sonia'nın hikayedeki konumundan duyduğum endişe hakkında geçen ay bir şeyler yazmıştım. Dick için üzerinde "ailemin katilinin karşı koyamadığım güzel kızı" etiketi taşıyan karakterin bu çok bariz rotadan sapması için bir Batman heykelimi feda edebilirim, ama görünen o ki, Dick Sonia'nın çekim alanına kapılmak üzere. Bunu ben değil, Tim söylüyor. (Ra's Al Ghul'un Bruce dışında "detective" şeklinde seslendiği tek adam o, kaçar mı?) Sonia demişken, neredeyse Dick'in duymak istediği cümleleri eksiksiz söyleyip aklandığı için kendisine güvenmek hayli zor. Snyder klasik femme fatale tiplemesi yaratmak istiyor gibi Sonia'da. Gerçekten söylediği gibi biri mi? Yoksa babasının kızı mı? Bu sorular bir süre daha kafalarda dönüp durmaya devam edecek.

Sayının çizimleri kapaktan son panele kadar inanılmaz. Jock ve David Baron çok uyumlu bir ekip oldular. Baron'un mor tonlarındaki gökyüzü tasviri, mavi gölgeleri, yeşil su altı resimleri, Snyder ve Jock'ın ustaca ördüğü karamsar Gotham Şehri hissini olabilecek en etkili şekilde veriyor.

Detective Comics #877 piyasadaki dergilerin arasında parıldamaya devam ediyor. Bozmadan devam ederlerse, ileride Danny O'Neil/Neal Adams, Alan Grant/Norm Breyfogle gibi efsanevi Batman ekiplerinin yanında Scott Snyder/Jock/Francesco Francavilla'nın da ekleneceğinden kuşkum yok. 

Bitirmeden, her çizgi romanın kapağına monte edilen Green Lantern filmi reklamı iğrenç olmuş. DC kendi okuyucuların filmden haberdar olmadığını mı düşünüyor gerçekten?

Yine çok konuştum :) Gelecek ay Killer Shark'la karşılaşacağız, zıpkınlarınızı almayı unutmayın. B-deep, that's all folks!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap