5 Temmuz 2011 Salı

BANE: Yarasayı Kıran Adam


90'lı yıllar çizgi romanlarında örneğini yığınla okuduğumuz bir şablon var: Baş kahraman X'ten daha kaslı, daha güçlü olan kötü adam Y aniden çıkagelir ve X'i öldürür/sakat bırakır/(tümden beceriksizse) psikolojik olarak çökertir. Özel isimlere sahip olmak yerine kötücül bir kelimeyi taşımayı tercih eden bu tek atımlık karakter, görevini tamamladıktan sonra bazen başarısız bir Anti-Kahraman olur, bazen kimlik değiştirir, çoğu zaman ise çizgi roman arafında dolanıp, yazar takımı iri kıyım bir kabadayıya ihtiyaç duyduğunda birkaç panelde maskara edilmek üzere geri döndürülür. Yukarıdaki Y'nin yerine Doomsday'i, X'in yerine Superman'i koyun, ya da Y Venom, X Örümcek Adam olsun, sonuç asla değişmez. Aynı akımın Batman evrenindeki temsilcisi Bane, malumunuz, The Dark Knight Rises'da yer alacağı açıklandığından  bu yana, grunge müziğin hastalık derecesinde popüler olduğu, Michael Jordan'ın duvarları süslediği, Reality Showların henüz keşfedilmediği yıllardaki hapsinden kurtulup, günümüzün en çok konuşulan çizgi roman karakterlerinden biri haline geldi. Ne Joker'inki gibi bir hayran kitlesi bulunan, ne de Catwoman gibi kültürel ikon statüsüne erişmiş olan Bane hakkında Batman'in belini kırması dışında bilinen çok az gerçek; göründüğü filmler, çizgi filmler ve oyunlar yüzünden üzerine yapışan çok fazla yanlış var. Bane gerçekte kim? Batman'i yenmeyi başarmış bir suç dehası mı, kaba kuvvetten başka işe yaramayan bir kas yığını mı?



Bane'in öyküsü, o yaratılmadan önce, Venom isminde bir formülün çizgi roman sayfalarına girmesiyle başlıyor. 1991 yılında Legends of The Dark Knight'ın 16. sayısında başlayıp 5 sayı boyunca süren Batman: Venom adlı macerada, hap olarak alınabilen, ya da cerrahi yöntemle doğrudan beyne verilen Steroid-benzeri fiziksel güç arttırıcı, bağımlılık yaratan bu formülü ilk deneyen kişi, aklınıza gelebilecek son kişiydi: Batman!


 Denny O'Neil ve Russell Braun'un elinden çıkan Batman: Venom, Kara Şövalye'nin yeterli fiziksel güce sahip olmadığı için kurtaramadığı bir kız çocuğunun ölümünden kendini sorumlu tutması ve güçlenmek için normal şartlarda yakınından bile geçmeyeceği bir yönteme başvurması üzerine kurulu.


Batman'n aradığı çözüm ayağına gelir, kurtaramadığı kızın babasına gittiğinde Venom haplarıyla tanışır. 


Başlangıçta ilacı almayı reddeden Yarasa Adam'ın, aynı hafta içinde ikinci yenilgisini bir grup sıradan suçlu tarafından dayak yiyerek alması onu kaçınılmaz kararı vermeye iter: Güçlenmek için Venom kullanacaktır.


Venom kullandıktan sonra hızlıca güç kazanan, daha önce kıpırdatamadığı ağırlıkları çabasızca kaldırıp, kendisine tepeden bakan dev adamları bir çırpıda yere seren Batman'in tavırlarının da değişmesi uzun sürmez. Kimi zaman kostüme bile ihtiyaç duymadan kavgaya karışan, birilerini pataklamaktan zevk almaya başlayan Batman Alfred'i kovar, Gordon'ı öldürmeyi kabul eder. O artık bambaşka birine dönüşmüştür.


Denny O'Neil: "Venom aslında Legends of The Dark Knight'ın ilk macerası olacaktı, ama derginin çıkışının büyük bir Batman  filminin (Batman Returns) gösterime girdiği günlere denk gelmesi planları değiştirmemize neden oldu. Bize "Gazetelere 'bağımlı Batman' başlığı yazma fırsatı vermeyelim." dendi, ben de India temalı bir öykü (Batman: Shaman) yazdım."


DC'nin negatif bir Batman tasvirinden tedirgin olması son derece anlaşılabilir bir durum, özellikle Batmania'nın tüm dünyayı etkisi altına aldığı sıralarda karakterin bağımlılıktan kurtulmak için kendini Bat-mağaraya kapatıp, 1 ayda tüm aksesuarlarıyla keş imajına bürünmesi, Batman Returns'ü fazla karanlık ve erotik buldukları için protesto eden işsiz güçsüz ebeveynlere yollara dökülmek için yeni bir bahane verebilirdi. Batman vs. Soccer Moms Round 2! Düşünmek bile istemiyorum.

Venom macerasının sonunda, kahramanımız hapları bırakıp, üreticileri Randolph Porter ve General Slaycroft'un peşinden -ilk kez burada karşımıza çıkan- kurgusal ada Santa Prisca'ya gider ve günü kurtarır. Ama bu ne Venom'u ne de Santa Prisca'yı son görüşümüzdür...

Chuck Dixon'ın yazıp, Graham Nolan'ın çizdiği Vengeance of Bane 1993'te yayınlandığında Santa Prisca'ya geri dönüş çanları çalar. Bu sefer gidiş amacımız farklıdır: Knightfall'un yeni karakteri Bane'i tanımak!

BANE: MASUM SANIK

Santa Prisca'daki Pena Duro hapishanesinde bir erkek çocuk dünyaya gelir. Cinsiyeti önemli, çünkü Santa Prisca kanunlarına göre yalnızca bir erkek çocuğu babasının suçlarından yargılanabilir. Herkesin Nino diye hitap ettiği çocuk, adada yaşanan başarısız bir askeri darbenin sorumlularından birinin oğludur ve annesiyle birlikte işlemediği bir suçtan hüküm giyer. Çok küçük yaşta hayata dair korkunç olaylara şahit olan çocuk annesinin de ölümüyle yapayalnız kalır. 


Hikayenin bir Kemalettin Tuğcu romanına dönüşeceğinden korktunuz, değil mi?  Kendisine bulaşan mahkumlardan biriyle, onu korumaya çalışan Trogg'un kavgası esnasında tırabzanlardan düşerek komaya girer Nino.


Komadayken gördüğü bir halüsinasyonda, gelecekteki hali, ona içindeki korkuyu yenmesini söyler. Korku adı geçtiğinde ortaya çıkan yarasa silüeti, oğlanın bilinçaltına yerleşen Batman saplantısının başlangıcı olur. Korkuyu yenmek için, onun efendisi olmak gerekir, öyle değil mi? (Bu bir yerlerden tanıdık sanki?)


Komadan çıktıktan sonra, oyuncak ayısı Osoito'yu yanından ayırmayan o masum, ürkek Nino gitmiş, gözlerinden öfke saçan, acımasız bir yaban gelmiştir. Dünya üzerindeki cehennem olarak tarif edilen Pena Duro'da yaşamak için başka çaresi de olmadığını anlayan çocuğun ilk icraatı koğuş arkadaşını parçalara ayırmak olur. O gece Bane ismini alan çocuk, Cavidad Oscura (Kara Delik) denilen çukura atılarak cezalandırılır.


Chuck Dixon: "Bane'e içinde bulunduğu şartların zorluğu sebebiyle okuyucunun acıma duygusu besleyebileceği bir arka plan öyküsü yarattık."


Bane kimsenin uğramadığı, bazı geceler farelerin işgal ettiği, akreplerin cirit attığı ve basan sulardan dolayı sık sık boğulma tehlikesiyle karşılaştığı o çukurda hiç kimseyi görmeden, kimseyle konuşmadan yıllar geçirir. Orada kaldığı zaman boyunca günlerini ve gecelerini dolduran tek bir hayal vardır: yarasayı öldürmek!


10 yıl sonra diğer mahkumların arasına döndüğünde, kara delikten canlı çıktığı için bir efsane olmuştur Bane. Artık etrafında onun için çalışmak isteyen bir çok kişi vardır. Bunlardan biri; Bird, ona Gotham'dan ve Gotham'ın koruyucusu Batman'den bahseder. Kafasında canlandırdığı yarasa canavar ve Gotham'ın koruyucusu Batman'in arasındaki benzerlik Bane'in karşı koyamadığı merak duygusunu tetikler.

Örnek bir mahkum olan ve kütüphane görevlerinde kendini kitaplara veren Bane, 6 dil öğrenir.


Bruce Wayne'in Kara Şövalye'ye dönüşürken sınırlarını zorlayıp, gelinebilecek fiziksel ve zihinsel zirveyi görmesine paralel olarak, Bane de kimseden yardım almadan kendini eğiterek bir çok disiplinin efendisi haline gelir.

Chuck Dixon: "Bane için ölçüt onun zihinsel ve bedensel olarak Batman'in dengi olmasıydı. Ancak bu yolla karakterin Batman'i 1 yıldan fazla görevinden alıkoyacak kadar kötü bir mağlubiyete uğratması inandırıcı gelebilirdi."


Gece gündüz durmadan antrenman yapan Bane'in tüm çalışmalarının arkasında yatan hedef yarasayla yüzleşmek ve onu hayallerinde defalarca bıkmadan, usanmadan yaptığı gibi yenmektir.


Her şey normal seyrinde giderken beklenmedik bir anda kontrolünü kaybederek, öfkesine hakim olamayan Bane, hapishanede küçük çaplı bir katliama neden olduğu için yine çukura gönderilir, fakat bu kez hapishane müdürünün başka planları vardır; onu o güne dek her bir deneğin ölmesiyle sonuçlanan Venom enjeksiyonu projesinin yeni kobayı yapar.


Bane ölür. Daha doğrusu herkesi öldüğüne inandırır. Tıpkı annesi gibi cesedi köpek balıklarına yem olması için uçurumdan atılan Bane, köpek balığını elleriyle parçalar. Hapishaneye dönen Bane, müdürü rehin alıp, mahkumları serbest bırakır ve işi bittikten sonra müdürü köpek balığı dostlarının akşam yemeği yapar. (Eh, çok da üzülmedik.)

Bane, yandaşları Trogg, Bird ve Zombie ile birlikte Gotham'ın yolunu tutar. 
Venom'un formülünü ezberleyen Zombie, Bane için ilacı beynine ve vücuduna aynı anda gönderecek bir aparat tasarlar. Meksikalı güreşçi (Luchador) maskesini de takınca, Bane'in önünde süper kötü olmamak için hiçbir engel kalmamıştır. 


Bane'in Batman ile ilk karşılaşması karanlık bir depoda olduğu için çok verimli geçmez.


Batman'in suçluları neden öldürmediğini merak eden Bane, onu izlemeye, yeteneklerini, zayıflıklarını keşfetmeye karar verir. Korkuyla yönetildiği için Pena Duro'ya benzettiği ve "büyük bir hapishane" olarak gördüğü Gotham'a hükmetmek için, korkuyu, Batman'i yok etmesi gerektiğinden emindir.



ŞÖVALYENİN DÜŞÜŞÜ

Bane Knightfall'un daha birinci sayısından, Batman'in klasik düşmanlarına benzemediğini vurgularcasına, Kara Şövalye'yi alt etmek için teke tek dövüşmeden önce onu yorması, ruhsal çöküntüye uğratması gerektiğinin bilincinde hareket eder ve Gotham'ın psikopat popülasyonunu çatısı altında toplayan Arkham Tımarhanesi'nin duvarlarını yıkıp, Two Face, Joker, Scarecrow, Poison Ivy, Mad Hatter ve nicelerini sokaklara salarak Batman'i günlerce perişan edecek olaylar zincirinin fitilini ateşler. (Diğer düşmanları piyon olarak kullanma fikri ilerleyen yıllarda Jeph Loeb'in sakız gibi uzatacağı Hush'a ilham verir ki, hakkında yorum yapmak istemiyorum. Zaten konumuzun dışında.)


Kara Şövalye Arkham kaçaklarıyla meşgulken, Bane birkaç düşman edinmekten geri kalmaz. Kollarını kırdığı Killer Croc ile Croc'ın sahası sayılabilecek kanalizasyonda dövüşürken Venom kullanmaya bile ihtiyaç duymaz adamımız.


Gözlem yeteneği de son derece gelişmiş olan Bane, yalnızca vücut diline bakarak Bruce Wayne'in Batman olduğunu anlar. Batman ise ardı arkası kesilmeyen Arkham kaçakları saldırılarından bitkin düşer. Peşinde Bane adında bir düşmanı olduğunu bilmesine rağmen onun hakkında araştırma yapmasına olanak yoktur.


Bane uzun uğraşlar sonucu Batman'i güçsüz düşürmeyi başarır. Wayne Malikanesi'ne gelir ve en savunmasız anında rakibine meydan okur. Daha kavga başlamadan, her ikisi de kimin kazanacağını biliyordur. 

Değinmesem olmaz, Bane ve Batman'in hesaplaştığı sayı çocukluğumda nefesimi tutarak okuduğum, en özel çizgi romanlardan biridir. Batman'i Animated Series ve Tim Burton filmleriyle tanıdıktan sonra, ilk okuduğun çizgi roman serisinde (Büyük Mavi Yayıncılık, Şövalyenin Düşüşü) favori kahramanının adım adım bitişini görsen de, her zaman olduğu gibi sonunda "iyilerin kazanacağını" düşünüyorsun o yaşta. Knightfall'un büyük finalinde Batman'in sahiden savunmasız kalması ve ciddi ciddi kaybetmesi, ilkokul 1. sınıfa giden bu bünyede kapanmayacak yaralar açmıştır. Şaka bir yana, o son sayı mekan olarak Wayne Malikanesi'nin kullanımından, Bruce'un Bane'in karşısında şansı olmadığını anlayan Alfred'in gözlerindeki korkuya, Bat-Mağara'daki trophy'lerin yıkılışına, Jason Todd'un ölümüne yapılan göndermeye kadar olağanüstü bir anlatım örneğidir. Çizer Jim Aparo'ya da ne kadar övgü yağdırsam boş. Batman'in yüz ifadeleri hiç bu kadar acınası olmamıştı. (Tamam, tamam /geek out)


Kaldığımız yerden devam... Dövüş sırasında hayallerindeki görkemli dev yarasa yerine kıpırdayacak gücü kalmamış, zayıf, çaresiz bir adam bulduğu için hayal kırıklığına uğrayan Bane, ölümün onun için bir ödül olacağını söylerek, düşmanını havaya kaldırır ve belini kırar. Bruce Wayne artık tekerlekli sandalyeye mahkumdur, Bane ise "Batman'i kıran adam" olarak hak ettiğini düşündüğü Gotham'ın yeni sahibi olmuştur. (Batman #497)


Bane Gotham'ı ele geçirir geçirmesine, ancak saltanatı uzun sürmeyecektir. Önceleri sahtekar olarak görüp, hafife aldığı yeni Batman Jean Paul Valley, Bane'in Venom'a olan bağımlılığını keşfeder ve damarlarına formülü pompalayan hortumu keserek, Gotham'ın sahibini utanç verici bir yenilgiye uğratır. 


Bir zamanların "Batman'i kıran adam"ı Bane, katatonik halde hapishaneye gönderilir. Bane, Bruce Wayne yeniden Batman kostümü giyene dek uyanmayacaktır.


Düşmanlar arası psişik bağ kuvvetli olur(muş).

KURTULUŞ


Karakterin "çocukluğuna inen"  Vengeance of Bane II: Redemption'da Bane'in kabusları aracılığıyla, yenilgiden sonra Batman kompleksinin ne denli büyüdüğünü öğreniriz. Redemption, oyuncak ayı Osoito'nun merakla beklenen geri dönüşüne ev sahipliği yaptığı için de çok değerli (:


En başından beri irade sahibi bir adam profili çizen Bane, Blackgate Hapishanesi'nde geçirdiği günlerde Venom kullanmayı bırakır. Geçmişi tabi ki onun peşini bırakmaz. Eskiden sahip olduğu unvanı hak edip etmediğini öğrenmek isteyen KGBeast ile kapışır.


Kaderin cilvesi (ya da yazarların rahat duramaması!) Bane ile Bruce Wayne/Batman'i Gotham Şehri'nde bir kez daha karşılaştırır. Fakat bu sefer aynı safta, sırt sırta dövüşürler. Bane Kara Şövalye'ye önceden yaptıklarından sorumlu tutulamayacağını çünkü Venom'un etkisi altında olduğunu söyleyerek masum olduğunu iddia eder ve çökmekte olan binanın kalıntıları arasında gözden kaybolur.


Yandaşlarından Bird'ün Florida Medium Security Hapishanesi'ne transfer edildiğini öğrenen Bane, güvenliği kolayca aşıp, Bird'ü kurtarır. Elini kolunu sallaya sallaya!


Bird'ün bağlantılarını kullanarak bir kimyager bulan ve yeni bir Venom formülü hazırlatan Bane, yeni Venom'u ilk önce Bird'ün üzerinde test eder. Bu sırada eski düşmanı Jean Paul, Azrael kimliğiyle karşısına çıkar Bane'in. Kısa bir dövüşten sonra Azrael yenilir. Bane Azrael'e Venom enjekte eder. Asıl planı; eskisinden çok daha etkili ve bağımlılık yapıcı olan Venom sayesinde düşmanını avucunun içine alıp, kendisi için çalışmasını sağlamaktır. 


Planı ters teper. Venom sayesinde güçlenen Azrael, daha önce yaptığı gibi Bane'i alt etmeyi başarır.

SAKINCALI DÜŞÜNCELER

Daha doğmadan uğruna hapis cezasına çarptırıldığı adamın babası olmayabileceği ihtimalinin gün ışığına çıkmasıyla, yarasa saplantısından kurtulmuşa benzeyen Bane'in yeni hedefi gerçek babasını bulmak olur. Arayışı sırasında karşısına beklenmedik bir isim, Talia Al Ghul çıkar. Talia, yeni oyuncağını evine getirip babası Ra's Al Ghul ile tanıştırır. Ra's, hem nefret ettiği hem de saygı duyduğu Batman'i yenebilmiş bu adamın zekasından etkilenir ve onu evinde misafir etmeyi uygun bulur.


Bane, Talia'ya karşı hisler beslemeye başlar. Kadınlar hakkında çok az şey bilen (Magazinsel not: Talia'nın yakınlaştığı ilk kadın olduğu ima ediliyor. İmza Perez Hilton) Bane'den etkilenmiş gibi görünen Talia, bir müddet sonra onu çocuksu ve değersiz bulmaya başlar.  Ra's ise Bruce Wayne'in kayınpederi olamayacağını en sonunda anlayıp, kızının Bane'in üzerine kalması için çalışmalara girişir. (Tam olarak böyle değil, ama bu şekilde de okunabilir :))

 Tahmin edebileceğiniz gibi, işler çirkinleşir.


Ra's, Bane'i çocukluğundaki gibi bir çukura hapseder. Bane eski korkularıyla yüzleşir, ama bu durumu lehine çevirip, kurtulmanın mümkün olmadığı çukurdan çıkmanın yolunu bulur.


Legacy macerasında Talia ve Ra's Al Ghul ile yine aynı safta yer alan Bane, Batman'i bir kez daha karşısına alır. Knightfall'daki nefes kesen birinci rounddan beri okuyucuların sabırsızlıkla beklediği kapışma Batman'in rövanşı almasıyla noktalanır.


SİZE BABA DİYEBİLİR MİYİM?

Bane, kendisini kullanan, sonra da başından savan Ra's Al Ghul'dan intikam almak için bütün Lazarus çukurlarının izini sürüp onları yok etmeyi görev edinir.  Hayatındaki son baba figürünün de fos çıkmasıyla, Bane kafayı tekrar gerçek babasını bulmaya takar. Olaylar burada karışır. Çünkü Bruce'un babası Thomas Wayne'in bir dönem Santa Prisca'da bulunduğu, yani Batman ve Bane'in kardeş olma ihtimali gündeme gelir.


Neyse ki, bu pembe dizi tadındaki senaryo kısa sürer. Batman ve Bane'in kardeş olmadıkları anlaşılır. Ezeli düşmanlar yeni "dinamik ikili" olmaktan kurtulurlar. (Bane'e yeşil şort, sarı pelerin pek yakışmazdı zaten!)

SECRET SIX

90'ların en fiyakalı kötü adamı Bane, yazarlar kendisiyle ne yapacaklarına bir türlü karar veremedikleri için çizgi roman arafına düşer. Batman & Robin filmiyle birlikte promosyon olarak gelen "Bane kuş beyinli bir kas yığınıdır." imajı, karakteri tahmin edemeyeceğiniz kadar uzun süre etkiler. 2000'li yıllar boyunca Bane, motivasyonu olmayan, karizması hiç olmayan, yükü ağır, içi kof bir 3. sınıf kötü adam olarak resmedilir.


Bir kurgusal karakter olarak geçirdiği 18 yılda başına gelen en güzel şey diyebileceğim Secret Six çizgi romanına kadar, Suicide Squad'dan, Outsiders'a, Salvation Run'dan, Superman/Batman'e, bir çok dergide yan rollerde sürünen Bane, Gail Simone'un kaleminde yeniden canlanır. Yayın hayatı Eylül 2008'de başlayan Secret Six, hayranlar arasında Bane'in şimdiye kadarki en insani, en gerçek tasviri olarak kabul ediliyor. Özellikle Scandal Savage'a duyduğu yakınlık, kendi yıkımı pahasına onu korumasına neden olacak kadar önemli bir kişilik özelliği haline gelmiş durumda.

BATMAN & ROBIN


Chuck Dixon: Bane berbat bir filmde çok kötü bir şekilde işlendi.

Batman severler unutmayı yeğlese de (haksız da değiller!) Bane, ilk beyaz perde çıkarmasını 1997 yapımı Joel Schumacher felaketi Batman & Robin filmiyle yaptı. Gişede gümleyen, eleştirmenler tarafından topa tutulan ve Batman serisinin sonunu getiren filmde, Bane'in Venom'un etkisiyle "şişmiş" hali güreşçi Jeep Swenson, çelimsiz hali ise Michael Reid MacKay tarafından canlandırıldı. Batman & Robin'in tanıtımında ağırlıklı olarak yer verilen Arnold Schwarzenegger (Mr. Freeze) ile  Uma Thurman'ın (Poison Ivy) gölgesinde kalan ve daha film bitmeden unutulan karakter, çizgi romanlara aşina olmayan sinema izleyicileri için Ivy'nin korumasıydı sadece. 

Çizgi romanlardaki en kötü hallerini bile mumla aratan bu versiyonda, Pamela Isley'nin Poison Ivy'e dönüşümünde de rol oynayan ve çizgi roman severlerin Floronic Man olarak tanıdığı Jason Woodrue'nun süperasker projesinin ürünü olarak yer aldı Bane.

Filmde Bane'in görüntüsü, Schumacher'ın dokunduğu her şey gibi abartılıydı. Luchador maskesi ve siyah atlet/pantolon kombinasyonu çizgi romanlardakine uyuyordu uymasına, ama yeşile boyanmış kaslar ve zeka düzeyi herkesten çok Killer Croc'ı hatırlatıyordu.

Kısaca, Batman & Robin Bane için insanların kafasına işe yaramaz bir çam yarması olduğu algısını yerleştirmekten başka yarar sağlamadı. Karakterin yaratıcısı Chuck Dixon da filmdeki Bane tasvirinden hoşnut olmadığını "Bane filmde bir kaç kelime etti ve onlara replik bile denemezdi." sözleriyle belirtti.

THE DARK KNIGHT RISES


Çok değil, 6 ay öncesine kadar, yönetmen Christopher Nolan'ın üçüncü ve son Batman filminin kötü karakterlerinin kimler olacağı sorusuna verilen cevaplar arasında Riddler, Hugo Strange ve Black Mask gibi isimler bulunuyordu. Gerçek şu ki; klasik düşmanlar Joker, Scarecrow, Two Face ve Ra's Al Ghul'dan sonra, 90'larda yaratılmış, büyük bir hikayeden sonra etkisini yitirmiş, Batman & Robin filmiyle şamar oğlanına çevrilmiş Bane doğal olarak kimsenin aklına gelmedi.  Nolan, hikayesi David S. Goyer'a, senaryosu kendisine ve Jonathan Nolan'a ait olan The Dark Knight Rises'da, önceden sıcak bakmadığı Catwoman'a ve unutulmaya yüz tutmuş Bane'e yer vererek sağ gösterip sol vurmuş oldu. Bane'i canlandıracak aktör ise, Inception'dan tanıdığımız Tom Hardy.

Christopher Nolan: Batman'in en zorlu düşmanını yeniden yorumlarken, Tom'un bu karaktere hayat verişini izlemek için çok heyecanlıyım.

Doomsday bir "şaka"ya dönüşmüş, Venom defalarca kimlik değiştirip, özünden sapmış, daha az tanınan benzerleri hafızalardan çoktan uçup gitmişken, "Benim adım Bane. Seni kıracağım!" diye bağıran Bane hala konuşuluyor ve merak ediliyorsa, belki de onu 90'lar şablonundan çıkarıp, Batman efsanesinin uzun ömürlü parçalarının yanına koymanın zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?

16 yorum:

  1. Güzel Paylaşım.Ellerine sağlık hocam...

    YanıtlaSil
  2. Paylaşım için teşekkürler.Baya bir bilgi birikimi oldu bane konusunda :D

    YanıtlaSil
  3. Ben teşekkür ederim arkadaşlar (:

    YanıtlaSil
  4. Müthiş bir yazı olmuş hocam çok sağolasın.

    YanıtlaSil
  5. gerçekten bir nefeste okudum, çok beğendim.

    YanıtlaSil
  6. Diyecek söz bulamıyorum.böyle bi paylaşım yaptığınız için size minnettarım.saygılar.

    YanıtlaSil
  7. hocam eline sağlık 10numara paylaşım olmuş!

    YanıtlaSil
  8. harika bir araştırma ve bilgilendirme...bir solukta okudum eline koluna sağlık...

    YanıtlaSil
  9. secret six'teki beyinsiz bane tasvirini bu kadar övmek?

    YanıtlaSil
  10. Bence Secret Six'teki Bane ile ilgili kaçırdığın nüanslar var.

    Karakterin eski sayılardaki tek motivasyonu Batman'i yenip, Gotham'a hakim olmaktı. Bane Knightfall'da amacına ulaştı ama teoride kulağa süper gelen "Bruce Wayne'i kırarsam Batman'den kurtulurum" fikri, pratikte patladı. Batman'in Bruce Wayne'den öte bir sembol olduğunu, Jean Paul olmasa Dick Grayson, Dick Grayson olmasa Tim Drake, Tim Drake olmasa bir başkasının maskeyi pelerini takıp Batman'e dönüşeceğini öngöremedi.

    Bane'in Azrael'den dayak yediği -o kağıt üzerindeki kusursuz planının suya düştüğü- an, okuyucu olarak Bane'in neredeyse ömrünü geçirdiği Pena Duro hapishanesindeki kuralların ("isim yapmış bir suçluyu öldürürsen koğuş kralı sen olursun" vb.) "dışarıda" geçersiz olduğu, okuduğu kitapların işe yaramadığı gerçeğini fark ettiğimiz andır.

    Knightfall sonrası çizgi romanlarda, Bane ya bir inanca körü körüne bağlanıp (babasını aramak gibi) boş işlerle uğraştı, ya bağımlı olduğu Venom üzerinden rant sağlamaya çalıştı, ya da asıl saplantısı olan Batman'i yenmek için kendisinden daha zeki/statü olarak daha güçlü insanların (Ra's Al Ghul) veya tamamen yabancı olduğu bir varlığın, bir kadının (Talia) oyunlarında değersiz bir piyon haline geldi.

    Secret Six'in başındaysa Bane bambaşka biri. Venom bağımlılığından kurtulmuş (ya da kurtulmaya çalışan diyelim), Batman takıntısını geride bırakmış, Gotham ihtirasını unutmuş, yeni bir sayfa açmış. İlk defa tamamen özgür, temizlenmiş, ilk defa sevgi, dostluk, vefa, bağlılık gibi insani duygular hissediyor ve bunların ne anlama geldiğini bilmiyor, ilk defa hapishane günlerinde kafasında canlandırdığı siyah ve beyaz dünyaya göre değil, yaşadığı olaylara göre hareket ediyor. Tabii aynı zamanda da tam bir "sudan çıkmış balık", Pena Duro kanunları olmadan, Batman olmadan, Venom olmadan ne yapacağını bilmeyen, senelerce evde kapalı tutulduktan sonra sokağa atılmış küçük bir çocuk gibi kandırılmaya müsait bir adam.

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. baya basarili olmus, tesekkurler. Hardy bence de harika bi secim olmus Bane icin, sabirsizlikla bekliyorum.

    YanıtlaSil
  13. valla akıp gitmişsin çok güzel teşekkürler..

    YanıtlaSil
  14. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. paylaşım için teşekkürler.. :) bu paylaşımdan sonra bane olan ilgim ve merakım daha da arttı diyebilirim :)

      Sil

Yorum Yap