19 Temmuz 2011 Salı

Batman Snow

Mr Freeze'in orjini Batman mitosunun en dokunaklı parçalarından biridir. Ölümcül bir hastalığa yakalanan karısını tedavi etmeye çalışırken laboratuvarında gerçekleşen bir kaza sonucu, yalnızca eksi derecedeki soğuklukta hayatta kalabilen bir ucubeye dönüşen Doktor Victor Fries'in, kurtaramadığı karısına duyduğu aşkın ve ona yanlış yapanlardan intikam alma arzusunun ilk kez anlatıldığı 1992 yılındaki Batman The Animated Series çizgi filminin "Heart of Ice" bölümüne kadar, yer aldığı Batman çizgi romanlarda en fazla bir yerli dizi kötüsü kadar derinliğe sahip "buz temalı çılgın bilim adamı" arketipini temsil etmesinden başka, öne çıkan bir özelliği yoktu. Heart of Ice'ın, hayranlar tarafından çizgi film serisinin zirvesi olarak taçlandırılması da, eski "şaka" kötüsü Mr. Freeze'in yeni trajik versiyonunun ana akım Batman çizgi romanlarına ışınlanması da uzun sürmedi tabii. Önce tek sayılık "Mr. Freeze" hikayesi geldi. Heart of Ice'ın yazarı Paul Dini tarafından kaleme alınmasına ve kaynak bölümden beslenmesine rağmen her nedense aynı etkiyi yaratamayan bu denemeden yıllar sonra, Dan Curtis Johnson, J.H. Williams III ve Seth Fisher bir araya gelip, Doktor Fries'in Mr. Freeze'e dönüşümünü işleyen "haydi bir kez daha, ama bu defa hissederek" minvalinde 5 sayılık bir çizgi romana imza attılar. Legends of The Dark Knight serisinin #192-#196 arasındaki sayılarını kapsayan bu macera "Batman: Snow" adı altında cilt olarak yayınlandı.

Öncelikle, sorulması gereken soru, "Snow"un Heart of Ice'ın yerini doldurup, dolduramadığı değil, tek başına nasıl bir hikaye olduğu. Heart of Ice ile karşılaştırılması demek, Snow'a "Otur, sıfır!" demekten çok da farklı değil, baştan kabul edilmesi lazım. Öyle bir bölümdür işte Heart of Ice. Tekrar anlatılabilir, değiştirilebilir, taklit edilebilir, ama yeri doldurulamaz.




Şansımıza, Snow olay örgüsü ve anlatım olarak öncüsünün ayak izlerini takip etmek yerine sofraya yeni tatlar koyma niyetinde ve bunu daha mavinin en açık tonlarının iç içe geçtiği kapağıyla müjdeliyor. Batman The Animated Series'in, 70'ler çizgi romanlarından ve Tim Burton'ın Batman filmlerinden etkilenerek kurduğu, Batman'in karanlıkta bırakıldığı ve yan karakterlerin ya da kötülerin merkeze oturtulduğu gotik opera düzlemine inat, Batman: Snow, Victor Fries'in nasıl kötü olduğunu anlatırken, Batman'e "Sen şöyle bir kenara kay." demiyor. Tersine, Batman'i savaşını, dostlarını ve geleceğini sorgulayacağı, içinden çıkılması zor bir duruma sokuyor.

Bu hem iyi, hem de kötü bir haber. İyi, çünkü Dan Curtis Johnson ve J.H. Williams, eğer Mr. Freeze'e  yüklenseydi, Batman "dışarıdan müdahale eden kahraman" olsaydı, Snow, Heart of Ice ile kazanamayacağı bir yarışa girmiş olacaktı. Kötü, çünkü öyküde sevabıyla, günahıyla fazla "insan" bir Batman var. "Günahıyla"nın altını çizmek gerek, zira kendi kararıyla başlattığı bir oluşum (Bu oluşum Batman'in kendisine yardımcı olacak bir ekip kurması) kontrolden çıktığı zamanki tepkisizliği ve insanlar onun yüzünden bir takım bedeller öderken gösterdiği soğukkanlı tutumu, okuyucuda Batman'e kafa atma isteği uyandırmıyor değil. 

Snow'un çizimleri de "fazla insan" Batman'in yaratılmasında büyük etken. Tarzı indie kitaplara daha uygun duran (2006 yılında, 33 yaşındayken hayatını kaybeden) çizer Seth Fisher, mavi maskesi ve pelerini, hafif kaslı sıradan fiziğiyle, bir süper kahramanı değil, yarasa kostümüyle ortalıkta koşturan normal bir adamı resmetmiş neredeyse. Buradaki Batman havada süzülmüyor, düşmanını karanlık bir çıkmazda haklamıyor. Gündüz vakti sokakta geziniyor, çalılıkların arkasına saklanıyor. Aslına bakarsanız, saraylara taş çıkartacak bir yapı olan Wayne malikanesinde bile minimalist bir yaklaşım var Snow'da. Bruce Wayne'i tanımasak, Gotham'ın en zengin adamı değil de, dolgun maaş alan bir reklamcı olduğunu düşünebiliriz. Olumlu ya da olumsuz diye yorumlamak tamamen kişinin sanat zevkiyle ilgili olduğu için, Snow'da gördüğümüz Gotham'ın ve Batman'in sadece "değişik" olduğunu söyleyebiliyorum.



Fisher'ın farkını ortaya koyduğu kısımlar "yorum"la da bitmiyor. Karikatür tadındaki efektler de Snow'un ilk gördüğünüzde "Neee?" diyebileceğiniz ama sayfalar ilerledikçe kanıksayacağınız unsurlarından. Öfkeden kıpkırmızı olmuş ve kulaklarından ateş çıkartan bir Komiser Gordon'ı her yerde bulamazsınız, ona göre. Karikatür dedim ama, hemen Snow'un komedi dozu yüksek bir çizgi roman olduğunu düşünmeyin. Benzer efektler Mr. Freeze'in hayalinde yaşattığı karısı Nora'nın etrafını sardığında, öykü hüzünlü bir hal alıyor.

Aman editörler duymasın, Batman Snow'da bir kaç devamlılık hatası da var. "Yıl bir buçuk" diyebileceğimiz bir dönemde geçen hikayede Batman'in üzerinde sarı oval amblem yer alıyor. Oysa Batman, o günlerde düz siyah yarasa işareti kullanıyordu. 

Burada kariyerinin başında olan Gordon'ın saçlarının beyaza boyanması da yanlış olmuş ama karakterin o haline alıştığımız için çok göze batmıyor.



Neticede Batman: Snow, benzerleri içerisinde anlatımı, renkleri ve gökyüzünden indirip, herkes gibi biri olarak gösterdiği Batman'iyle sivrilen, eleştirilebilecek yanları olsa da, (5 sayı çok olmuş örneğin, konu 4 sayıda da toparlanabilirdi.) ezberden gitmediği ve Mr. Freeze'in neyi neden yaptığını yakın çekimden anlattığı için dikkatlerden kaçmaması gereken bir hikaye. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap