11 Ağustos 2011 Perşembe

Amerikan Çizgi Romanında Dönemler

Amerikan Çizgi Romanında Dönemler

Farklı yaş gruplarından 10 kişiye "Çizgi roman nedir?" sorusunu yöneltirseniz, en çok duyacağınız yanıt "Tommiks Teksas" -ki Tommiks'in telaffuzu şaibeli- olacaktır. İtalyan çizgi romanı, yani "fumetti", kırk yaşın üzerindeki vatandaşlarımız için çizgi romanın sözlükteki karşılığı gibidir. Cevap verenlerin yaş ortalaması düştükçe, cevaplar da dramatik olarak değişmeye başlar: "Örümcek Adam" bahsi mutlaka geçer, Superman de keza, ama nedense bir çizgi roman kahramanı değil, filmleriyle ünlüdür bizim topraklarda Superman. Biraz zorlarsanız Christopher Reeve'in geçirdiği üzücü kazanın ayrıntılarını bile dinleyebilirsiniz. Bir de Batman var. Kabul edin, Batman'e ne zaman geleceğimi merak ediyordunuz :) Varsayımsal bunların hepsi ama, belli yaşı aşmış olan kitleye Batman resmi gösterirseniz "Vampir" cevabını almanız kuvvetle muhtemeldir. Batman 90'lı yıllara kadar buralarda kalıcı bir etki yaratamamıştır çünkü. Benim de üyesi olduğum Y kuşağı içinse Batman bir çocuğun örnek alabileceği en havalı karakterdir. Tim Burton'ın Batman ve Batman Returns filmleriyle başlayıp, Batman The Animated Series çizgi filmiyle devam eden, Büyük Mavi/Arka Bahçe Yayıncılık'ın çizgi romanlarıyla boyut atlayan (Sırası böyle olmayabilir. Benim güzergahım Batman oyuncakları --> Animated Series --> Tim Burton --> çizgiromandır örneğin.) Batman sevgisi, Türkiye'de sadece 90'larda çocuk olanların algılayabileceği türden bir sevgidir.

Retro simgeleri abartıp "Ben altı yaşımdan beri Batman okuyorum ulan!" çizgisine kaymadan toparlamam gerekirse, daha yazının başında teşhis edebileceğiniz üzere "comics" olarak bilinen Amerikan çizgi romanı ülkemize yabancı bir kavram. En iyimser yaklaşımla, 20-25 yıllık bir geçmişi var. 1930'lardan beri çizgi roman kültürünü sarıp sarmalamış olan Amerika'nın geçtiği tarihsel süreçlere tanık olmadığımız için, Altın Çağ, Gümüş Çağ, Tunç Çağı ve Modern Çağ sözcük grupları bizler için en fazla içi boş konuşma balonları kadar anlamlı. Çizgi roman incelemeri ve karakter biyografileri yazarken en çok sıkıldığım cümleler de, bu terimleri kullanmak zorunda kaldıklarım oluyor bu yüzden.

Nedir bu Altın Çağ, Gümüş Çağ, Tunç Çağı, Modern Çağ zımbırtıları?

Çizgi roman tarihçileri bir türlü ortak paydada birleşemeseler de, çoğunluğun kabul ettiği başlangıcı ve sonu esas alırsak, Superman'in Action Comics #1'de ilk defa göründüğü 1938 ile, ikinci Flash Barry Allen'ın ortaya çıktığı 1956 arasındaki döneme Altın Çağ diyoruz. DC, All American Comics ve Marvel olarak bildiğimiz Timely Comics bir çok karakteri bu dönemde yarattı: Batman, Robin, Wonder Woman, Aquaman, Captain America, Sub Mariner bunlardan sadece bir kaçı.

Milyonluk satışların gerçekleştiği Altın Çağ, Amerikan çizgi romanının şekillendiği bir dönemi işaret eder. Süper kahraman tasavvurunun hatları belirlenir. İkinci Dünya Savaşı'nın etkileri çizgi romanlarda büyük ölçüde hissedilir. Naziler, Axis güçleriyle çarpışan süper kahramanlar Altın Çağ'da sık rastlanan enstantanelerdendir.

Batman'in Altın Çağ'ı ise karakterin üzerine oturacak/oturmayacak ögeleri test etmekle geçmiş bir zaman dilimi. İlk yılında düşmanını öldüren, nadiren de olsa silah kullanan, acımasız bir intikamcı olan karakter, çıkışından 1 yıl sonra güler yüzlü, didaktik bir adam haline gelir. Bu ekstrem geçişte, ailelerden gelen şikayetleri sonlandırmak isteyen DC'nin baskılarının payı göz ardı edilmemelidir. Robin'in yaratılmasıyla yetişkin tavrından ödün verip, küçük yaştaki okurlara da pazarlanan bir çizgi roman karakteri olur Batman. Joker, Catwoman, Penguin, Two Face, Clayface gibi klasik düşmanlar hep Altın Çağ'da yaratılmıştır.

Gümüş Çağ ise her şeyiyle fırtınalı bir süreçtir. Savaş sonrasında çizgi roman satışları düşmüştür, Altın Çağ dönemindeki şiddet içerikli çizgi romanlar, artan suç oranının sorumlusu kabul edilmiştir. Bizde nasıl çocukları şiddete özendirdiği bahanesiyle Power Rangers ve Pokemon yasaklanmışsa, 1950'lerde de Amerikan çizgi romanları çocuksulaşmaya zorlanmıştır. 1956 yılında başlayan Gümüş Çağ'a asıl darbeyi vuransa Fredric Wertham'ın, basımından yıllar geçmiş olmasına rağmen hala tartışılan The Seduction of Innocent kitabıdır. Wonder Woman'ı BDSM fantezileriyle ilişkilendiren, Superman'in faşizme prim yaptırdığını savunan, Batman ve Robin'in eşcinsel bir çift olduğunu iddia eden Wertham'ın yönlendirmesi, yarattığı koca dezenformasyon bulutuyla çizgi romanları sansürle tanıştıran Comics Code Authority'nin (Bizdeki RTÜK gibi bir oluşum) kurulmasına yol açar.

Sansür kısıtlaması ve savaş sonrası ruh halindeki Amerika halkının  gerçek sorunlarından kaçmak için dünyevi olayların yakınından geçemeyecek çılgınlıktaki eserlere sığınmaları çizgi romanın ciddiye alınmasının ve sanatsal gelişiminin önüne kalın bir duvar örmüştür.

Gümüş Çağ'ın en çok zarar verdiği karakterlerden biri, kara şövalye Batman'dir. Çünkü ne karanlığı, ne şövalyeliği kalmıştır artık. Kaçışçı mantalite gereği tüm serilere sızan robotlu, UFO'lu hikayeler Batman'de eğreti durur. Bat-Mite, Batwoman, Bat-Girl, Ace The Bat Hound karakterleri tutmaz. Satışların gümlediği bu dönemde, TV dizisi ve eş zamanlı atılan küçük ölçekli format sayesinde yayından kaldırılmaktan zar zor kurtulur Batman.

Bu çağın en önemli yaratıcıları arasında Stan Lee, Steve Ditko, Gil Kane, Jack Kirby, Carmine Infantino, John Romita Sr. bulunuyor.

Flash ile başlayan Gümüş Çağ'ın ne zaman bittiği konusunda çok sayıda farklı görüş mevcut, ancak ben Amazing Spider-Man #121'de Peter Parker'ın kız arkadaşı Gwen Stacy'nin ölümünün bu döneme nokta koyan olay olduğunu düşünüyorum. Gümüş Çağ suça özendirmekle itham edilmiş, yapay bir masumiyetle sınanmış, gelmiş geçmiş en masum karakterlerden birinin ölümüyle de sona ermiştir. 

1970'ler Tunç Çağı'nı müjdeler. Amerikan Çizgi romanı kavramını "yaratmış" yazar ve çizerler, editörlük gibi işlere terfi ederlerken, İkinci dünya savaşı hikayeleri, aşk çizgi romanları ve komik kitaplar sessizce silinip gider. Comics Code Authority'nin Gümüş Çağ'daki katı kuralları kalkar. Böylelikle vampirli, hayaletli hikayeler sansüre takılmadan yayınlanmaya başlar. Swamp Thing, Marvel'ın Dracula'sı, Spider-Man'in düşmanlarından vampir Morbius, ve Batman'deki Man-Bat tipik Tunç Çağı yapıtlarıdır. Tunç Çağı'nın bir diğer belirgin özelliği de toplumsal duyarlılığıdır. Spider-Man uyuşturucu bağımlılığı meselesine el atarken, ırkçılığa ve cinsiyet ayrımcılığına meydan okuyan X-Men popülerliğinin doruğundadır.

Tunç Çağı Batman'i eski, gölgelerin içindeki adalet savaşçısı tarzına kavuşturduğu için çok önemli. Kara şövalyeyi 1939 yılındaki ilk haline benzetmek amacıyla Dick Grayson üniversiteye yollanıp, Batman tek başına bırakılır. 

Gerry Conway, Chris Claremont, Gene Colan, Dennis O'Neil, Neal Adams, John Bryne, Len Wein, George Perez ve Marv Wolfman, bu dönemin ruhuna uygun en çok eser vermiş yazar ve çizerlerdendir.

Kimileri hala sürdüğü hususunda ırsarcıysa da (Yemeyin bizi!) 1985-86 yıllarında kapandığını söyleyebiliriz bu çağın. DC kendisinden önce gelen trendleri yok edip, yenilerini icat eden Crisis on The Infinite Earths ile, Marvel ise Secret Wars macerası ile yeni başlangıçlara yelken açar.

Ve Modern Çağ... 80'lerin ikinci yarısından, içinde bulunduğumuz güne kadar uzanan bu devrin mimarları olarak The Dark Knight Returns ile çığır açan Frank Miller ve Watchmen ile süper kahraman mefhumunu ulaşabileceği en tepeye taşımış Alan Moore'u gösterebiliriz. Modern Çağ'da karakterler karanlık ve öfkelidirler. Anti-Kahramanların yükselişi ise kimsenin durdurabileceği gibi değildir. 90'ların başında Altın Çağ'ı bile sollayan milyon satışlı çizgi romanlar yapılır, fakat bu yükseliş pek kimseye yaramaz. Sektör büyürken, kalite düşer. Marvel'da çok dalga geçilen Spider-Man Clone Saga macerası 90'lar çizgi romanının portresi gibidir: aynı anda beş altı dergide devam eden, asla bir sonuca bağlanmayacakmış, hiç bitmeyecekmiş hissiyatı doğuran yönsüz çizgi romanlar demektir doksanlı yıllar.

Todd McFarlane, Jim Lee, Marc Silvestri, Rob Liefeld, Eric Larsen, Whilce Portacio, Chris Claremont ve Jim Valentino'nun Image Comics'i kurarak başlattıkları, "Ressam Çağı"na göz kırpan, çizerlerin yıldızlaşması ve bağımsızlaşması akımı, uzun vadede zamanın ruhunun gerisinde, gelip geçici bir rüzgar olarak kalır.

2000'lerde ise ciddi bir toparlanma gözlemliyoruz. Marvel'ın Ultimate kolu, klasik karakterleri modern anlatımla birleştirerek yeni nesillere tanıtır. Brian Michael Bendis, Mark Millar, Geoff Jones, Grant Morrison, Greg Rucka gibi yazarlar ana akım çizgi romanları derli toplu hale getirmeyi başarırlar.

Batman Modern Çağ'ın büyük bölümünü Frank Miller'ın izlerinin takibinde geçirirken, son çeyreğinde Grant Morrison'ın Hypertime benzeri devamlılık anlayışıyla tüm geçmişinin kabul gördüğü eklektik bir yapıyı kucaklar.

Şu an devam etmekte olan çağa Modern Çağ dedim ama, böyle dönemler yaşarken anlaşılmaz. Bugün yaşadığımızın ilerde "... Çağı" (Umarım üç noktanın yerinde kötü bir kelime olmaz :)) olarak etiketlenmeyeceğinin garantisini kimse veremez. 

Unuttuğum, yeterince üzerine eğilmediğim yüzlerce yazar, çizer, konu olduğuna bahse girerim. Kimseyi yormadan, bıktırmadan ancak bu kadar özetleyebildim 80 yıllık Amerikan çizgi romanı tarihindeki devirleri ve onların Batman'deki yansımalarını. Bundan sonra bir yazıda "Gümüş Çağ"a değindiğimde, blogun okuyucularının akıllarında neden bahsettiğim konusunda bulanık da olsa bir resim oluşacaksa, boşuna uğraşmamışım demektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap