6 Ağustos 2011 Cumartesi

Batman and Robin Serial

Batman and Robin Serial


Yönetmen: Spencer Gordon Bennet
Senaryo: George H. Plympton, Joseph F. Poland, Royal K. Cole
Oyuncular: Robert Lowery, Johnny Duncan, Jane Adams, Lyle Talbot Leonard Penn
Yapım Yılı: 1949
Süre: 15 bölüm (263 dakika)


Columbia Pictures Batman and Robin serial filminin prodüksiyonuna başladığında, Batman'in ilk beyaz perde çıkartmasının üzerinden altı, çizgi roman sayfalarındaki siftahının üzerindense tam on yıl geçmişti. Bu açıdan yaklaştığınızda, ucuz görünümlü Amerikan milliyetçisi ilk serinin yaptığı yanlışların doğrulara dönüştürülüp, artık olgunlaşmış bir konsept olan Batman'in hakkının verilerek sinemaya uyarlanmış olmasını bekliyorsunuz, değil mi? Durum pek öyle değil. 


1943 yapımı Batman film serisinde keyif kaçıran çok mevzu vardı. İkinci Dünya Savaşı ortasında çekilen seride şeytani Japon karakteri o kadar büyük yer işgal etmişti ki, kötü casting, kötü yönetim, insanın uykusunu getiren replikler, berbat kostümler neredeyse (neredeyse diyorum!) arada kaynamıştı. Batman and Robin'de ırkçı alt metinler atılır atılmaz, yapımın neresinden tutsanız elinizde kalacak kalitesizliği daha göze batar oldu. Her iki seriyi de izlemiş olan Batman takipçilerine hangisinin daha iyi olduğu sorulduğunda, çoğunluğun 1943'deki Batman'in adını vermesi sanırım biraz da bundan. Bana göre, al birini vur ötekine, yine de Batman and Robin, büyük ölçüde "zararsız" olduğu için bir tık önde durmakta.


Yönetmen Spencer Gordon Bennet, 100'den fazla serial film çekmiş bir adam. Bu sayı diğer tüm serial yönetmenlerinden fazla. "Serial Yönetmenlerinin Kralı" lakabıyla tanınan Bennet'ın yapımları arasında Zorro's Black Whip, Superman, Captain Video, The Tiger Woman yer alıyor. Batman dışında bir tek Superman'i izlediğim için için sağlıklı bir yorum yapmam ne kadar doğru olur emin değilim ama bende elinde işe yarayacak bir bütçe varsa eğlendiren filmler çekmeyi bilen bir yönetmen olduğu izlenimi uyandırdı. Şansımıza küselim, Batman and Robin'de işe yaramayı bırakın, bir bütçe olduğuna dair en ufak bir kanıt bulabilene aşk olsun. Yönetmen de ne çıkarsa bahtıma mantığıyla hareket etmiş.

Oyuncu kadromuz da pek parlak değil. ilk seride Lewis Wilson tarafından canlandırılan (canlandırılamayan?) Bruce Wayne/Batman rolü bu kez Robert Lowery'e teslim edilmiş. Lowery şüphesiz Wilson kadar sinir bozucu değil ve yarasa kostümünü taşıyabilecek yapıda, ama kendisine yazılan repliklerden midir, yoksa bölümlerin kısa sürede çekilmesinden midir, performansı ilkokul müsameresi düzeyinde. Diğer oyuncularda da dikkat çeken tutukluk, serinin minimum prova ya da provasız çekildiği izlenimi uyandırıyor. Kostümün ne kadar kötü olduğunuysa ne siz sorun ne de ben söylemiş olayım. Daha da beteri, nasıl olsa siyah beyaz çekiliyor diye Batman'e, Superman Serial'deki Superman kostümü giydirilmiş. Rezaletin farkında mısınız?


Robin rolündeki Johnny Duncan ise role biraz yaşlı kaçmış. Onlu yaşlarda olması gereken bir karakteri 26 yaşındaki Duncan'a oynatmak akıl karı değil. Boşta o vardı herhalde...

Bruce Wayne'in kız arkadaşı, gazeteci Vicki Vale rolündeki Jane Adams'ı korku fanatikleri 1945 yapımı House of Dracula'dan hatırlayacaklardır. Çizgi romanlarda bir Lois Lane vakası olması için yaratılmış Vicki, kostümlü kızlardan (Catwoman, Batgirl, vs.) sonra yan medyada en çok karşılaştığımız kadın Batman karakteri olma özelliğini taşıyor. Fazla meraklı bir karakter olan Vicki, bu özelliğinden dolayı Batman ve Robin'in başlarından savmak için akla karayı seçtikleri, yapışkan bir kadın profili çiziyor.


Batman ve Robin'in 15 bölüm boyunca maceradan maceraya koşmalarına sebep olan The Wizard, tipik bir serial kötüsü. Joker, Penguin gibi düşmanlar çizgi romanlarda kendi krallıklarını kurmuş, beyaz perdeye zıplamayı beklerlerken sıfırdan karakter yaratma fikri nereden çıkmış anlamadım.

The Wizard'ı bir daha gördük mü? Tabii ki hayır. 

Bizlere yine Batmobil'siz, yine araç gereçsiz bir Kara Şövalye izlettiren Batman and Robin, The Wizard'ın kimliğiyle ilgili yaratılan gizemle en azından Batman'in dedektiflik yönünü ön plana çıkardığı, gündüz vakti görünse de bir Bat-Signal yaktığı, 1943'deki öncüsünden kat kat sakin bir havada geçtiği için doğru yolda atılmış küçük bir adım. Fakat Batman'deki potansiyelin onda birini bile ortaya çıkarmış değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap