7 Ağustos 2011 Pazar

batman: unseen

Batman: Unseen


The Invisible Man (Görünmez Adam) filmi hakkında mutlaka bir şeyler duymuşsunuzdur. Duymadıysanız da dert değil. Kısaca bahsetmek gerekirse, 1933 yılında James Whale'in Universal Studios'un o günlerde büyük sükse yapan korku filmleri furyasının bir parçası olarak çektiği film, uzun uğraşlar sonucu elde ettiği görünmezlik ilacını kendi üzerinde deneyen bir bilim adamının, formülünün beyninde yarattığı tahribatın etkisiyle çıldırıp acımasız bir suçluya dönüşmesini anlatır. H.G. Wells'in aynı adlı romanından uyarlanmış olan The Invisible Man, çağdaşları arasından özel efektlerleriyle olduğu kadar, abartılı replikleri ve mizahi yönüyle de sıyrılmıştır. Bir Frankenstein, bir Dracula değildir, ama korku sinemasında özel bir yere sahiptir. Diğer sanat dallarında prim yapan her ne varsa kullanmış -ve hala kullanmaya devam eden- Amerikan çizgi romanlarının kahramanlarından olmanın gerekliliklerini yerine getirircesine, Batman'in de zaman zaman yaratıklara, ünlü film karakterlerine, korku ikonlarına meydan okumuşluğu vardır. Daha çok Altın Çağ ve Gümüş Çağ eserlerinde bulunabilecek bu tarz maceralar artık pek rağbet görmeseler de, beklenmedik anlarda, beklenmedik şekillerde hortlayabiliyorlar. Bu öykülerin başlıca temsilcilerinden birisi, 90'larda yazdığı vampir üçlemesinde Batman'i Dracula'ya yem etmekten çekinmemiş olan yazar Doug Moench, 2007 yılında kaleme aldığı Batman: Unseen'de Kara Şövalye'yi Görünmez Adam'ın karşısına çıkartıyor.


Doug Moench, 1983 yılından beri Batman yazıyor, arkadaşlar. Fakat adamın yazdığı Batman hikayeleri arasında tavsiye edeceğin ne var diye sorsanız, bende film kopar. Sözünü ettiğim vampir üçlemesi (Red Rain, Crimson Mist, Bloodstorm) ve Moench'in kaleminden çıktığına inanmakta hayli zorlandığım The Prey'i bir kenara koyarsak, sevmediğim, gereksiz ve bayat bulduğum ne kadar Batman çizgi romanı varsa arkasındaki isim Doug Moench. DC hala Batman yazdırıyor olsa da, artık eski usul kaçtığı için kendisine verilenler mini serilerle sınırlandırılıyor.

Kelley Jones ise Knightfall'un kapaklarındaki "uzun kulaklı" Batman'ini (Kapılardan geçemeyecek kadar uzun!) çocukken garipsediğim, şimdiyse karakterdeki dramatik ve aykırı yorumunu korku endeksli Batman maceralarına çok yakıştırdığım bir çizer. Ama Kelley'i "Korku var dediler geldik." çizeri yapmamak lazım. Unseen'de olmamış mesela. Nedenine birazdan değineceğim.

Batman: Unseen, gecenin yaratığı imajı artık kimseye sökmeyen, maske ve pelerin içindeki sıradan bir insan olduğu olgusu suçluların kafasında gün geçtikçe daha netlik kazanan, dolayısıyla repütasyonu ağır darbe almış durumdaki Batman'i, Black Mask'in sponsorluğunda görünmezlik formülü icat edip, kazandığı görünmezlik artısını geçmişinde kendisine yamuk yapanları cezalandırmak için kullanan Dr.Nigel Glass ile çarpıştırıyor. Gotham sokaklarında yeniyken, karanlık bir gölgeyken, kısaca bilinmezken çok güçlü olan Batman, etten ve kemikten olduğu anlaşılıp, şehirde her dakika kendinden daha garip birileri piyasaya çıktıkça tiyatral yönünün etkisiyle birlikte özgüvenini de kaybediyor. Oysa aynı anda görünmez bir adam, bilinmezliğin gücüyle herkese korku salıyor. 

Kabul etmem gerekir ki, Unseen'in önermesi oldukça enteresan. Gelgelelim, icra işleri bozuyor. Bir kere Batman: Unseen, The Invisible Man ile fazla örtüşüyor. Karakterden geçtim, olay örgüsü ve mizahi bakış da filmden kopyalanmış gibi. Dahası, görünmezlik iksirinin kaynağı, adamın geçmişi, motivasyonu o kadar hızlı bir şekilde anlatılıyor ki, ne Glass'i ne de olayları ciddiye almanıza olanak tanınıyor. Sonlara doğru da hikaye iyice yoldan çıkıyor, biz de önemsemeyi bırakıyoruz malesef.

Kelley Jones'a dönersek, bu çizgi roman için çok yanlış bir seçim. Nedeni; çizdiği ucube görünümündeki Batman'in yazıdaki artık inandırıcılığını kaybetmiş, "maske takan normal insan"dan kilometrelerce uzak olması. Adamın upuzun kulaklarını, pençe gibi parmaklarını, Spawn tarzı pelerinini gören bir hırsızın topuklamıyor oluşu inandırıcı değil. Şöyle bir hi-tech, ya da Bob Kane'in tasarımı gibi bir kostüm giyen Batman, yazarın anlatmak istediğine çok daha iyi hizmet edebilirdi.


Moench'in 80'lerde yarattığı Black Mask'in katılımının da öykünün gidişatında bir etkisi yok.Bir ara çok moda olan (çok şükür ki doğru çıkmayan) The Dark Knight Rises'da yer alacağı fısıltılarının tüylerimi diken diken ettiği karakteri yazarın çizgi romanlarının çoğunda görüyoruz. Yaratıcılarının kendi karakterlerini gazlamak adına olur olmaz her yere serpiştirmeleri şaşılacak durum değil tabii, fakat aynı hareketi Paul Dini Harley Quinn ile yapınca sevimli, Moench Black Mask ile yapınca bayık duruyor. Keramet karakterde demek.

Batman: Unseen, bir ciddi bir komik diyalogların arasında gidip gelirken, basit bir dedektif hikayesi mi yoksa The Invisible Man'e saygı duruşu mu olduğuna karar verememiş olmanın sıkıntısını çeken bir çizgi roman. "Aman uzak durun!" diyemem, ama bir kitapçıda karşınıza çıkarsa rahatlıkla görmezden gelebilirsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap