29 Ağustos 2011 Pazartesi

FLASHPOINT BATMAN 
Knight of Vengeance #1-3


Sizce Bruce Wayne çocukluğunu alan o geceyi kafasında kaç şekilde canlandırmıştır? Ya o gece hastalansaydı? Ya sinema yerine bir restorana gitselerdi? Ya babasının bir işi çıksaydı? Ya o iki kurşun anne ve babası yerine kendisine isabet etseydi?

Flashpoint Batman: Knight of Vengeance, DC'nin 2011 yazına ismini kazıyan ve tüm evreni kapsayan Flashpoint macerasının Gotham şehrine düşen gölgesi. Alışılageldik yazlık büyük olay kabuğunu kırıp, hakkındaki beklentileri aşan Flashpoint, Flash'ın en büyük düşmanı Reverse-Flash'ın zaman çizgisiyle oynamasıyla meydana gelen değişiklikleri konu ediyor. (Merak etmeyin, Knight of Vengeance'ı anlamak için, Flashpoint'i takip etmeniz gerekmiyor.) Bu değiştirilmiş yeni zamanda senarist de, yönetmen de, makinist de Reverse Flash olabilir ancak Gotham için sonuç, bu güç Bruce'un elinde olsa ortaya çıkacak manzaradan hiç farklı değil. 

Yeni gerçeklikte, Joe Chill'in silahından çıkan kurşunlar Thomas ve Martha Wayne çiftinden on yaşındaki oğulları Bruce'u çalıyor. Babasının çabalarına ve annesinin yardım getirmesine rağmen Crime Alley'deki kaldırımda son nefesini veriyor Bruce. 

Sonrasında Martha hayatla olan bağını kopartırken, Thomas üzüntüsünü öfkeye dönüştürüp bir intikam meleği, kara şövalye Batman oluyor. Başka kimse onun çektiği acıyı yaşamasın diye... 


Çocuğunu kaybeden ebeveyne ne denir? Six Feet Under'ın olağanüstü güzellikteki bölümlerinden biri olan Life's Too Short'ta Brenda sormuştu bu soruyu. Eşini kaybedenin dul, anne babasını kaybedenin yetim olduğunu, ancak çocuğu ölmüş birisine bir isim veril(e)mediğini söyleyerek durumun ne kadar acı olduğu gerçeğini tokat gibi çarpmıştı yüzümüze. Bu bağlamda, yazar Brian Azzarello okura daha en baştan bir oyun oynuyor. Ana evrende geçen Batman serüvenlerini Batman'in ailesini küçük yaşta kaybettiğini bilerek okuyoruz zaten, ama adlandırılamayacak kadar büyük bir gazabı yaşayan bir babayı Knight of Vengeance'ın merkezine çektiğinde niyeti hem tanımadığımız bir adam için üzülmemizi sağlamak, hem de kahramanlıklarını okuduğumuz, bir yakınımız, ailemizden biri gibi olan Bruce'un yokluğunu bir koza çevirip, Thomas'ın tarifsiz acısını bizimle paylaştırmak. Ortak bir dostu kaybetmiş gibi kaynaşıyoruz, destek için birbirimize sarılıyoruz hemen.

Thomas Wayne'in Batman'i, bildiğimiz Batman gibi değil. Sahibi olduğu Wayne kumarhanelerini hem suç dünyasını yakından takip etmek, hem de davasına maddi destek sağlamak için kullanan Thomas, öldürmekten çekinmeyen, daha doğrusu suçu kesin olarak temizlemek için öldürmenin zorunluluğuna inanan bir karakter. Kaybedecek bir şeyi yok, amansız, kızgın... Ressam Eduardo Risso'nun parmaklarında, Frank Miller'ın The Dark Knight Returns'de yarattığı orta yaşlı Bruce'un reenkarnasyonu (hatta bazı sayfalarda birebir TDKR Batman) diyebileceğim, iliklerine kadar karanlığa batmış bir adam.


Gotham'daki yüzler, isimler tanıdık... Roller farklı. Oswald Cobblepot, Harvey Dent, Selina Kyle, her şeyiyle daha trajik, daha kasvetli, daha hüzünlü Flashpoint sahnesine bambaşka rolleri canlandırmak için çıkıyorlar. Her Elseworlds veya What If hikayesinde görebileceğimiz bir numara belki bu, fakat bu kadar olgun ve inandırıcı işlenmesi çok hoşuma gitti. Bruce'un büyüme şansının olmadığı bu kırık dökük dünya daha iyi oluşturulamazdı.

Bir de Joker var tabii. Batman yaşadığı müddetçe gülümsemeye devam edecek olan. Ama Joker'in gülümsemeleri bu sefer keder dolu, göz yaşları içine akıyormuş gibi. Karakter ile ilgili asıl meseleyi anlatıp, sizi okurken yaşayacağınız duygu karmaşasından mahrum etmek yapabileceğim en kalpsizce hareket olacağından, tek söyleyebileceğim Flashpoint Joker'in, karakterin en dokunaklı, en sarsıcı, en kuvvetli alternatif yorumu olduğu. Batman ve Joker yüzleşmesini okuduktan sonra bir şeyler boğazımda düğümlendi, kendime gelemedim, sevdiklerime sarılıp, hayatımda oldukları için teşekkür etmek istedim, öyle diyeyim.


Knight of Vengeance'ta şiddet faktörü, alıştığımız Batman maceralarının dört-beş katı yoğunlukta hissedilse de, Batman'i bir Punisher'a dönüştürme gafletine de düşmüyor. "Öldüren Batman"in kana bulanmış zaferleri Risso tarafından öyle estetik bir perdede sunulmuş ki, beni kan tutar diyen, vahşet yüklü çizgi romanlara arkası dönük okurların dahi çok rahatsız olacaklarını sanmıyorum.

Brian Azzarello ve Eduardo Risso kendilerine hediye edilen üç sayının sınırları dahilinde, biraz devamlılığı sağlama dertleri olmadığından, biraz da hikayenin var olmayan bir dünyada, var olmayan bir zamanda geçmesinden aldıkları güçle, son yılların en cesur, en çarpıcı Batman eserlerinden birine imza atmışlar. Flashpoint Batman: Knight of Vengeance, geçmiş ile şimdinin bir araya gelmesinin imkansızlığının hüznü üzerine kurulu bir kabus, on yaşındaki Bruce'a yakılmış bir ağıt. Ne yapın edin, okuyun. Yalnız baştan hazırlıklı olun, zırhınızı kuşanın; her sayfasında yaşamanın ayrı acı verdiği bu şiirsel eser hiç çıkmamak üzere kalbinize saplanacak.

1 yorum:

  1. Batman çizgiromanlarını okumamış olmama,dolayısıyla da bir takım bilgiden yoksun olmama rağmen ifadelerin,anlatım için tam yeterli.Teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Yap