1 Eylül 2011 Perşembe

Justice League #1

Eylül diyorduk, işte geldi Eylül... DC'nin tüm yayınlarını #1'den başlatıp, formatlanmış maceralarla yeni aboneler kazanma projesinin ilk adımı olan Justice League #1 görücüye çıktı. Batman, Superman, Green Lantern, Flash, Wonder Woman gibi karakterlerin, Flashpoint sonrasındaki yeni versiyonlarını tanıtma görevindeki derginin, bu ayın en çok satan çizgi romanı olacağına (Ön siparişler 200.000 civarındaydı!) şüphe yok. Peki, JL #1 bu başarıyı iyi bir sayı olduğu için mi elde edecek? Orada durup bir düşünmek lazım...

Geoff Johns'un kaleme aldığı, Jim Lee'nin çizimlerini üstlendiği Justice League #1, bizi beş yıl önceye, süper kahramanların yeni oldukları ve tehlikeli  sayıldıkları günlere götürüyor. İnsanların dünyayı ele geçirmeye çalışan uzaylılarla, Superman'i birbirinden ayıramadıkları günlere. Kara Şövalye Batman bir suçlu gibi kaçarken, Green Lantern imdadına yetişiyor. Buram buram Ultimate Marvel kokan senaryonun nereye doğru gittiğini anlamak hiç zor değil: Batman ve Green Lantern, Superman'i bulurlar, sonra da Justice League'in üyeleri olacak diğer süper kahramanları. Yanlış anlaşılmalar kavgaya yol açar, ama tüm karakterler ortak bir tehdit karşısında birleşip zafer kazanınca halkın gözünde aklanmış olurlar. Birisi de çıkıp der ki: "Madem bu işte iyiyiz, haydi bir grup olalım!"  İlk story arc'ın aşağı yukarı bu çizgide ilerleyeceğine emin gibiyim (yanılırsam beni bulun, paranız iade :)) o yüzden ilk sayı beni hiç mi hiç heyecanlandırmadı.


Kaplumbağa hızında başlayan macerayı, yeni okurlara evreni ve karakterleri tanıtmak için oluşturulmuş bir katalog olarak kabul edebilirseniz, Batman ve Green Lantern arasındaki diyalogların aksiyon figür kutularındaki ürün açıklamalarına benzemesinden çok rahatsız olmazsınız. Green Lantern'ın, her fırsatta yeşil fenerler oluşumunu anlatması, güçlerini sorup durduğu Batman'in yarasa kostümü giymiş normal bir insan olduğu çıkarımını yapması, DC dergilerini yıllardır okuyan kitle için sıfır anlam ifade eden olaylar. Evreni ve karakterleri iyi bilen Geoff Johns elinden geleni yapmış, ancak herkese hitap etmeye çalışırken, daha bitmeden eskiyen, bayat bir çalışma ortaya koymaktan kurtulamamış.

Çizerimiz Jim Lee'den bahsedecek olursak, kendisinin 20 yıldır hiç değişmediğini söyleyebilirim. X-Men'de nasılsa, Justice League'de de öyle. Bunu Lee'nin tarzını beğeniyorsanız olumlu, beğenmiyorsanız olumsuz yorumlayabilirsiniz.

Lafı fazla uzatmayayım. Justice League #1, yeni DC evreniyle tanışmak isteyenlerin kaçırmamaları gereken, deneyimli çizgi roman okurlarınaysa bir filmin yeniden çevriminin, yeniden çevriminin, yeniden çevrimi gibi gelecek, boş bir sayı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap