18 Ekim 2011 Salı

Hollywood Knight

Byron Wyatt, bağımsız film şirketi Gotham Pictures'ın yapımcısı ve çizgi romanlardan uyarlanan Batman serial filmlerinin yükselen yıldızıdır. Batman serisinin engellenemeyen başarısı, rakip firma Arkham Pictures'ın sahibi Joker lakaplı Jack Napier'ı çileden çıkarır, Napier Gotham Pictures'a uyarı mahiyetinde saldırılar düzenler, ama hiçbir şey Batman çizgi romanlarıyla büyümüş Wyatt'i Kara Şövalye'nin filmlerini çekmekten alıkoymaz. Mafyayla bağlantıları bulunan Napier, kalıcı bir çözüm denemeye karar verir ve sette tüm çalışanları ortadan kaldıracak bir faciaya sebep olur, en sonunda da Byron Wyatt'i başından vurdurur.

Gelin görün ki Wyatt ölmez, Al Penny isimli gizemli bir adam tarafından kurtarılır ve kısa süreli bir komanın ardından gözlerini açar. Fakat ortada "küçük" bir sorun vardır; aktör, hayatı hakkında hiç bir şey hatırlamamakta, kendini canlandırdığı Bruce Wayne/Batman karakteri zannetmektedir. Byron Wyatt onun arkadaşıdır ve Batman öldürülen arkadaşının intikamını almaya yemin eder. 

Batman: Hollywood Knight, kitap içinde film, film içinde aktör, aktör içinde ikinci kişilik/hayali karakter içeren bir Elseworlds (Elseworlds nedir?) hikayesi. Ekseriyetle çılgın fantezilerin üzerine giden (Camelot'un Batman'i, Vampir Batman, Korsan Batman...) Elseworlds, Hollywood Knight'ta Batman'i tanıdık, bildik, içinde yaşadığı bir dönemde, 1940'ların Amerika'sında misafir ediyor. Hafızasını kaybetmiş ve Post-Traumatic Stress'ten perişan olmuş bir aktörün gözlerinden zamanının serial filmlerinin dünyasına ve şirketler arası çekişmelere bakan hikaye, eğlenceli bir yarım saat vaat ediyor.


Çizgi roman piyasasının iki ustası, yazar Bob Layton ve geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, Batman emektarı çizer Dick Giordano'nun ellerinden çıkan Batman: Hollywood Knight, normalde pek ciddiye alınmayacak "Batman aktörü Batman oldu" konseptinin hakkını vermişler. Konseptin işe yaramasının altında, aslında bizim Batman'imiz için de geçerli olsa da söylemeye dilimizin varmadığı "Ne tür bir insan yarasa kostümüyle dolaşır ki?" gerçeğinin üzerine giderek Watt'in akıl sağlığıyla uğraşması yatıyor. Byron Wyatt'in çevresi (Wyatt iyiydi de çevresi kötüydü!) arkadaşlarının yaptığının kanuna, kitaba uymadığının bilincinde hareket edip, gerçeklerle tekrar bağlantı kurması için çabalıyorlar, yüzüne karşı "Batman'in sadece bir hayali karakter olduğunu" söyleyip duruyorlar ama bunu yaparken de Alfred ve Robin rollerini üstlenmeleri işleri trajikomik bir şekle sokuyor, aynı bizim pelerinle gezen bir adamı kabul edemezken, Batman'in maceralarını tutkuyla takip etmemiz gibi. Hele  "sidekick" konumundaki Rob'un, Robin kostümüyle Wyatt'e terapi uygulamaya çalışması yok mu, tam bir seyirlik. Adama "Kılığına bak da konuş!" demezler mi? Demiyorlarmış meğer.


Hollywood Knight'ın diğer artılarıysa 1940'ları işleyişinden geliyor. Serial filmlerin vazgeçilmezleri; gangsterler, dev daktilolar, amnezi gibi dokunuşlar okuma keyfini arttırırken, bir panelde Mark of Zorro'nun starı Tyrone Power'ı görmek hazırlıksız yakalıyor ve sonsuz güldürüyor. Arkham Pictures'ın filminin "A Killing Joke" olması ve kötü adamımızın Tim Burton'ın çektiği Batman 1989 filmindeki Joker'in adaşı olması gibi bonusları da ceplerimize doldurduk mu keyfimize diyecek yok.

2001 yılında yayımlanan Batman: Hollywood Knight, yarasa adama uçuk kaçık olmayan alternatifler arıyorsanız tam size göre bir Elseworlds çizgi romanı.  Benden bir tavsiye: Byron Wyatt'in konuşma balonlarını okurken Batman'i beyaz perdede canlandırmış Douglas Croft'un veya Robert Lowery'nin seslerini duymayı deneyin, Hollywood Knight işte o zaman tadından yenmiyor :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap