7 Ekim 2011 Cuma

The Last Arkham

Biz atarız. Başkası alır, değiştirir, kullanır... 

Geri dönüşüm deyince aklınıza hemen bilgisayarınızdaki meşhur kutu, ilkokuldaki çevreyi sevdirme tandanslı çalışmalar ya da Ayı Yogi ve arkadaşlarının çöp atan kötüleri kanatlı bir gemiyle yendikleri çizgi film geliyorsa, ana akım Amerikan çizgi romanıyla ilişkinizi bir gözden geçirmelisiniz. Geri dönüşüm bu sonu olmayan mecrada, ister eski karakterlerin küllerinden doğuşu, ister yayından kaldırılmış dergilerin tekrar basılması, isterse tutmuş fikirlerin yeniden kullanılması şeklinde vücut bulsun, en sık başvurulan taktiklerden biridir. Satışlarınız mı kötü? Kahramanınızı öldürün, 7'si, 40'ı, 52'si (Evet, 52'si!) derken bir bakmışsınız satışlar katlanmış, merhum/merhume de yeşil sahalara cillop gibi dönmüş. Düzgün bir kötü karakter yaratamıyor musunuz? Çağırın Lex Luthor'ı, Sinestro'yu, Magneto'yu, Joker'i, antagonist probleminizi tek tıkla çözsünler. Yeni bir seri mi başlatacaksınız? Salın Arkham akıl hastanesindekileri, işi yoksa Batman gelip hepsini teker teker hücrelerine göndersin.

Geçtiğimiz ay bir hafta arayla yayınlanan iki #1 etiketli Batman çizgi romanında (Batman #1 ve Batman: The Dark Knight #1) "Arkham'da kaos" temasının yer alması, İstiklal'de Greenpeace'çilerden kaçabilmek için kulakları küçük bir Hugo, şapkasız bir Mario olan bendenize geri dönüşümün ehemmiyetini hatırlattı. Yaptığı tek hayırlı iş de bu olmadı üstelik, yeniden işlene işlene okurları flashback manyağı yapan bu fikri halka açan Knightfall'dan bir yıl önceye, Alan Grant (Jurassic Park'ın esas oğlanıyla karıştırılmamalı!) ve Norm Breyfogle eseri "The Last Arkham"ı (Shadow of the Bat  #1-4) tavan arasından çıkartıp bir daha okumama vesile oldu. Çok iyi de oldu, çok güzel iyi oldu.

Batman'in başına gelmiş en baba eküriler klasmanında benim için Bob Kane/Bill Finger, Danny O'Neil/Neal Adams, Steve Englehart/Marshall Rogers, Frank Miller/Frank Miller (ne var yani, olamaz mı?) kadar büyük bir yere sahip Alan Grant ve Norm Breyfogle, 80'ler sonu 90'lar başına tekabül eden Detective Comics ve Batman serilerindeki sarılıp uyunası koşularından sonra 1992'de yayın hayatına başlayan Shadow of The Bat'te Kara Şövalye'yi Arkham tımarhanesinin tam ortasına bırakırlar. Arkham koridorlarında bizi özgürce gezintiye çıkaran  "The Last Arkham", hastanenin müdürü Jeremiah Arkham'ı, kötü adamlarımız Amygdala ve Mr. Zsaz'ı tanıttığı için bile önemli. Grant'ın merak uyandırıcı, gerilim yüklü senaryosunu ve Breyfogle'ın su gibi akan çizgilerini de ekledik, alın işte mükemmel bir çizgi roman!


Jeremiah Arkham, akıl hastanesinin deliren eski müdürü Amadeus Arkham'ın yeğeni. Last Arkham'ın en başında binayı yenilerken, eski eşyaları, Amadeus'a ait kayıtları, "kara kaplı defteri" hiç düşünmeden yakarak, amcasının hatalarından dersler çıkardığını, onun yaptıklarını tekrarlamayacağını,güvenliği sıkılaştırıp, tedavi şekillerini ve yönetimi kökten değiştireceğini ilan ediyor. Jeremiah, öyle meymenetsiz, öyle itici bir adam ki, niyetinin ne olduğunu anlamak için bir adet sosyolog, bir adet vücut dili uzmanı, bir adet evlenme programı sunucusu toplansa bir sonuca ulaşamazlar. 4 sayı boyunca bu paçalarından sevimsizlik akan karakterin etrafında dönüyoruz.

Bu sırada Batman ne yapıyor? Mr. Zsaz'in işlediğinden emin olduğu bir cinayeti çözmeye çalışıyor, ancak şöyle bir sorun var; Mr. Zsaz hala Arkham'daki hücresinde. Beş kat daha güvenlikli olan hastaneden kaçmasına olanak yok. Kahramanımız, Jim Gordon'ı da alıp, Arkham akıl hastanesinin yolunu tutuyor. Evet, Zsaz hücresinde uslu uslu oturmakta! Öyleyse katil kim?


Victor Zsaz, Grant ve Breyfogle'ın bu macera için özel yarattığı bir karakter. Hikayeye göre, Zsaz ve Batman daha önce karşılaşmış, Zsaz bilmem kaç cinayet işlemiş ve tabi ki yarasa adam tarafından içeri tıkılmış. Biz o ilk kapışmayı göremeyeceğiz, gerek de yok, yazar Zsaz hakkında bilmemiz gereken ne var ne yoksa ortaya dökmüş. 

Zsaz konusunda haksız çıkması sonucu (Kara şövalyeler de yanılır!) Batman Edward Cullen'dan iki hafta ayrı kalmış genç kız triplerine girip, gürültü-patırtıya sebep oluyor. Önce bir polis memuruna gider yapıyor, sonra da Gordon'ın gözü önünde Teğmen Kitch'e saldırıyor.

Kitch ölüyor! Hem de Batman'in ellerinde!

Yarasa adam sonunda kafayı sıyırdı!

Dırı-rı-rım! Batman de Arkham akıl hastanesinde bir hücreye gönderiliyor. Jeremiah'nın "alternatif tedavi yöntemleri"nden de nasibini alıyor elbette (işkenceler hep off-screen ama!). Devamında Nightwing'in Batman'i kurtarmaya geldiği sırada eski ortağının hücresinden çoktan kurtulduğunu görmesi üzerine "Böyle gizli gizli buluşmaya bir son vermeliyiz" demesi gibi kahkahalara boğan paneller olsa da, hikayeye gergin, tekinsiz bir hava hakim. Kim doğru söylüyor, kim yalancı, kim Batman'in tarafında, kim katili koruyor gibi sorular sayfalar ilerledikçe katlanarak çoğalıyorlar. Biz de "dünyanın en iyi dedektifi"nin yaptığı gibi cevap arayışına girişiyoruz. 

Gotham'ın kötü karakterlerinin neredeyse tamamının yuvası olan Arkham'a gidip de, eski dostlarımızı görmeden dönebilir miyiz hiç? Asla! Scarecrow, Joker, Two Face, Mad Hatter ve Poison Ivy gibi gedikliler sokak röportajı sırasında zıplayarak kadraja girmeye çalışan çocuklar gibi bir görünüp, bir kayboluyorlar. Arkham Asylum: Living Hell, Arkham Asylum: A Serious House on Serious Earth, Knightfall gibi meşhur hikayelerdeki Joker'in diğer delilerin arasından sıyrılıp, kontrolü ele geçirmesi olayı bu macerada yok. Muhtemelen aynı Joker gibi önceden tahmin edilemeyen bir karakter olan Victor Zsaz'i spotların altına çekmek için, kaosun elçisine "Sen az biraz kay şöyle!" denmiş. 

Kaos demişken... Batman gibi en iyiyi sona sakladım:


Norm Breyfogle, kral adamsın vesselam!

Batman: The Last Arkham'ı okuyun, hiç mola vermeden Batman #1 ve The Dark Knight #1'i de. Okuyun ve neden geri dönüşümden bahsettiğimi anlayın :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap