8 Ekim 2011 Cumartesi

Penguin 
Pain and Prejudice #1

Hayali Arkadaş: Sonat, en iyi Joker hikayeleri hangileri?
Sonat: Çok var, bir bakalım; Killing Joke, Joker's Five Way Revenge, Slayride, Laughing Fish... Böyle olmaz, bir liste yapayım, dur... (Liste 40 maddeye yaklaşır...)
Hayali Arkadaş: Two Face hikayeleri?
Sonat: Ooo-hooo, Eye of The Beholder, The Long Halloween, Dark Victory, Faces, sonraaa... (Hayali arkadaşın gözleri kapanmakta, uyumamak için zor durmaktadır)
Hayali Arkadaş: Penguin?
Sonat: Bzzzt  DzzZztt 
Hayali Arkadaş: Sonat, orada mısın? Huu?
Sonat: VzzzztTtTT

WHAM! BAM! POW! KABOOM!

Böyle hata verir, havaya uçarsın işte!  Tamam, haksızlık oldu. Penguin'in de "Penguin Triumphant" ve "Snow and Ice" gibi dişe dokunur maceraları var, ama kendi sınıfındaki A-List Batman kötüleriyle yarıştırmaya kalkarsak fena fark yer, nal toplar Oswald Cobblepot. Kendisinden 50-60 yıl sonra yaratılmış Harley Quinn ve Hush'ın bile elle tutulur daha çok serüveni varken, en eski ve en ünlü Batman düşmanlarından birine hep kısa çöpü çekmek düşüyor.

Neden?

Kaderi buymuş diyeceğim, dalga geçtiğimi düşüneceksiniz. Aslında meseleyi açıklayan tek cümle bu. Kaderi buymuş. (He's on the right track baby, he was born this wa-aa-aaayyy! Ew!)


Yazarlar Batman gibi güçlü, kaslı, Alpha-Male bir karakter ile, bu ufak tefek, toparlak, tipsiz düşman arasında geçen gerçekçi bir senaryo yazıp, okura kabul ettiremiyorlar. Joker, Bane, Ra's Al Ghul her göründüklerinde coşkuyu köklüyorlarken, Penguin özellikle Batman gibi bir süper kahramanın karşısında hiç tehdit unsuru oluşturmuyor. Okur olarak tepeden baktığımız penguen kılığındaki bu şemsiyeli, çirkin mi çirkin herifle alay ediyoruz, haşır neşir olmak istemiyoruz, bazen de suratına bakıp "Seni istemiyoruz, Joker gelsin" diyoruz.
Eee, karakter olarak Penguin'in derdi ne, niçin kötü olmuş bu adam? 

Doğduğu günden beri sevgi görmemiş, çirkinliği yüzünden alay konusu olmuş, tepeden bakılmış, istenmemiş.

Oswald Cobblepot'ın orijinini okurken "Vah vah, çocuğa ne kadar kötü davranmışlar. Bebek o daha, yazık!" dedikten üç dakika sonra "Öff Batman vs. Penguin müsabakaları çok sıkıcı. Batman alırsa ayağının altına, ezer onu ezer, iğrenç şey!" gibi cümleler ağzımızdan dökülebiliyor. İşte, bence Penguin'in konseptinin başarısı buradan geliyor. Dış görünüşünden ötürü sevgi, saygı göremeyen bir adamın, layık olduğunu düşündüğü bu değerleri söke söke almayı ilke edinmesi konu. Hayatının başka yöne gitmesi söz konusu bile değil, öz babası bile bu "farklı" yaratığı istemiyor, okulda devamlı madara ediliyor, ötekileştiriliyor. Hani ünlü "Nature vs. Nurture Problematic" var ya, insanı şekillendiren genetik mi yoksa çevre mi sorusunu tartışan, Penguin karakteri, insanın yaradılışını değiştiremeyeceği savının yanında duruyor.  Oswald başka bir aileye doğabilirdi, başka bir ülkede okuyabilirdi, ama o yine dışlanır, yine istenmezdi. Doğrusu bu ya, eleman ölüp ölüp yüzlerce defa geri gelse, dönüşü yeni bir bedenle olmadığı sürece çektiği tüm acıları bir daha bir daha yaşayacak. Sonuç olarak da, ya ebediyete kadar eziğin başkanı olacak, ya da zor kullanarak para, saygınlık, ilgi, sevgi elde edecek. Ezik rolündeki performansını yakın zamanda Flashpoint Batman: Knight of Vengeance'da gördük. 


Penguin: Pain and Prejudice #1, Batman'in bu klasik düşmanını hümanist bir yaklaşımla ele alıyor. Suç romanlarıyla tanınan yazar Gregg Hurwitz, çizgi roman camiasına yeni transfer oldu sayılır, ancak ilk sayıda bunu hiç çaktırmıyor. Bir mini seri olduğu için, Dc'nin yeni 52'siyle aynı döneme denk gelmesi büyük şanssızlık, yeni başlayan bir dolu sürekli serinin arasında güme gidebilir. Öyle olursa da çok yazık olur. Hurwitz'in Pain and Prejudice'ı tonu Ed Brubaker'ın Daredevil koşusundan ve Brian Azzarello/Lee Bermejo ortaklığının meyvesi Lex Luthor: Man of Steel'den ödünç almış ve yeni malzemeler ekleyerek kendine özgü bir dünya kurmuş. Batman Returns filminin doğum sahnesinin makyajsız hali olarak nitelendirilebilecek açılıştan, flashbacklere, Oswald'ın suçlarına, annesiyle arasındaki ilişkiye, anlatım insanı duygudan duyguya sürüklüyor ve karakteri "mağdur" olarak gösterse de, taraf tutmamıza izin vermiyor. Karşımızdaki karakter acıyıp, evimize getireceğimiz Edward Scissorhands değil, olsa olsa haksızlığa uğramış Wicked Witch.

İllüstrasyonlar ise ayrı bir zafer! 2009 yılında Spawn için uygun çizer arayan Todd McFarlane tarafından Twitter'da keşfedilen (Wunnle'a selamlar!) Szymon Kudranski, detaya ve gölgelere aşırı önem veren, photo-realistic resimler çizen bir sanatçı. Photo-realism'i kovalarken, tarzını kaybetmemesi onu eşsiz kılıyor. Kudranski'nin Penguin'i Burgees Meredith ile Danny Devito'nun arasında bir yerlerde, ben bayıldım. Batman'i mi? Onu (bütün olarak) göremesek de Bermejo'nun Batman'iyle Michael Keaton'ın kesişimi olarak bekliyorum ahlaksızca. 

Detective Comics'miş, Batman'miş, Catwoman'mış, bu ay kim bilir kaç tane Batman ailesiyle ilgili #1 okudum, içlerinde en çok sevdiğim Penguin oldu, bu nasıl ironidir arkadaş? Neyse, ne diyorduk? Beş sayılık mini seri olarak planlanan Penguin: Pain and Prejudice, birinci bölümdeki kaliteyi korursa, "En iyi Penguin hikayeleri" listesine kafadan girer. Oswald da bir daha itilip kakılmaz, dışlanmaz... Yine de dışlanır mı yoksa?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap