13 Kasım 2011 Pazar

Batman Arkham City

Oyun Türü: Action-adventure, beat 'em up, stealth
Geliştirici: Rocksteady Studios
Yayıncı: Warner Bros. Interactive Entertainment
Yönetmen: Sefton Hill
Yazar: Paul Dini
Çıkış Tarihi: Ekim 2011
Platform: Playstation 3, Microsoft Windows, Wii U, Xbox 360
Seslendirenler: Kevin Conroy (Batman), Grey DeLisle (Catwoman), Mark Hamill (Joker), Corey Burton (Hugo Strange), Troy Baker (Two Face), Nolan North (Penguin), Tara Strong (Harley Quinn), Wally Wingert (Riddler)

Arkham Tımarhanesinin eski müdürü Quincy Sharp, hastanede patlak veren ve Batman’in müdahalesiyle sonlanan olayların tüm kredisini üzerine almasının getirdiği halk desteğiyle belediye başkanı seçilir ve göreve gelir gelmez ilk icraatı Gotham şehrinin kenar mahallelerini satın alıp, bağımsız bir bölge haline getirmek olur. Etrafı devasa duvarlarla çevrilen bu bölge Arkham City ismini alır. Kağıt üzerinde, Arkham akıl hastanesi ve Blackgate hapishanesindeki suçlular Arkham City sınırları dahilinde diledikleri gibi hareket edebilecek ve kaçmaya teşebbüs etmedikleri sürece bir sorunla karşılaşmayacak, projenin “psikiyatr”ı olarak atanan Profesör Hugo Strange ve asayişi sağlamakla yükümlü Tyger adlı özel güvenlik şirketinin yardımlarıyla kontrol altında tutulacaklardır. Ateşle barutun yan yana durmayacağının bilimsel bir gerçek olmaktan çıkıp Sertab Erener şarkılarına malzeme oluşunu izlemiş olan bizler Joker, Penguin, Harley Quinn gibilerin kafalarına göre yaşadıkları bir mekanda Şirinler köyü huzuru ummanın, ateşi barutu boş verin, Atom bombasının, TNT’nin, şarbonun, kanserin bir arada bulunup da kimsenin ölmemesini beklemek kadar realiteden kopuk olduğunu bildiğimizden, ya Sharp'ın hayallerde yaşadığını ya da satır aralarında bambaşka olaylar döndüğünü fark edebiliyoruz, ama geç kalıyoruz. Hugo Strange, Protocol 10 programını çoktan harekete geçirmiş, Batman’in kim olduğunu öğrenmiş ve Bruce Wayne’i tutuklamış oluyor.

Gözlerimizi açtığımızda, bir hücrede ellerimiz kelepçeli bir şekilde buluyoruz kendimizi. Dövüş sanatları ustası, Gotham’ın en zengini, Kara Şövalye Batman’in ta kendisi olabiliriz, fakat Arkham City’de üzerinde kocaman kırmızı bir hedef tahtası taşıyan, güvenebileceği kimsesi olmayan, yapayalnız bir adamız. Aynı zamanda kaosa sürüklenen şehrin tek kurtarıcısıyız!


Bir haftadır herkes birilerine beni soruyor. Telefonumu çok gerekmedikçe (acil aramalar!) açmıyorum. Sosyal hayat bitmiş, bayram tatili olmasa okulda görenler olacak, şansa o da yok. Film/dizi izlemek yok, kitap okumak yok. Gözler hiç ayrılmamak üzere ekrana kilitlenmiş, parmaklar Joypad’in azizliğine uğrayıp şişip kızarmış, odak noktası tek: Batman Arkham City’i bitirmek! Aldığım günden beri gecem, gündüzüm Batman ile doldu.

Serinin önceki oyunu 2009 çıkışlı Batman Arkham Asylum’u o zamanki sistem gereksinimleri bilgisayarım tarafından karşılanamadığından bayağı rötarlı oynama şerefine nail olmamın acısını Arkham City’de çatır çatır bölüm atlayarak mı çıkarıyorum, ne yapıyorsam artık, oyunu çok içselleştirdim ve hayatımın bir parçası haline getirdim. Zerre pişman değilim orası başka! (Pikapta “Benim tek dostum PS3 konsolum” ve “Kız arkadaşım beni öldürecek.” sözlerine sahip anonim bir şarkı çalmaktadır, kimse üzerine alınmamaktadır tabii...)  Şaka bir yana, Arkham City bu kadar insanı kendine bağlayan, bu kadar bağımlılık yapıcı bir oyun mu diye soracak olursanız, hiç duraksamadan “EVET!” diye bağırabilirim. Abartı yok, karşımızda duran oyun yılın en iyisi. (Tüh, birkaç ay sonra bir de Game of The Year Edition’ı almak gerekecek, görüyor musunuz siz şu işi?)

Eskiden ortalamanın üstündeki çizgi roman/film uyarlaması oyunlar için “bir uyarlama için iyi, bugüne dek yapılmış en iyi çizgi roman oyunlarından…”  vb. kalıplar kullanılırdı. Ne zaman ki Rocksteady, Batman’e fanları cepte, bol para getirecek bir lisans gibi değil de başlı başına bir evren zihniyetiyle yaklaşıp, Arkham Asylum’u çıkardı, çıta o zaman yükseldi. Post-Arkham Asylum oyun aleminde X-Men Destiny ve Spider-Man: Edge of Time gibi çizgi roman temelli oyunların da mekanı teknoloji mağazalarının indirim sepetleri oldu. Nasıl Frank Miller’ın The Dark Knight Returns’ü “yetişkinlere yönelik grafik roman” formatının, Batman 1989 ve The Dark Knight  “süper kahraman filmlerinin”, Batman The Animated Series “çizgi dizilerin” kilometre taşları sayılıyorsa, çizgi romandan uyarlama video oyunlarında benzer şiddette bir devrimi Arkham Asylum başlattı. Bu bağlamda, Kara Şövalye Batman’in bu dört medyaya birden hükmeden tek hayali karakter olduğunu da söyleyebiliriz. İtirazı olan ya şimdi konuşsun, ya da sonsuza kadar sussun!


Batman Arkham Asylum bize birinci sınıf bir çizgi roman oyunu modelini göstereli iki sene oluyor. Grant Morrison’ın “Arkham Asylum: A Serious House on Serious Earth” adlı eserine konu olan Joker önderliğindeki akıl hastalarının tımarhaneyi ele geçirmeleri meselesini genişleterek saatler sürecek bir oyun deneyimine dönüştüren Paul Dini, avucunun içi gibi bildiği Batman evrenini senaryolaştırabilecek en yetkin kişilerin başında geliyordu. Rocksteady, elindeki markaya verdikleri değeri Paul Dini gibi bir isimle çalışarak en baştan belli etmişti zaten, Mark Hamill ve Kevin Conroy gibi seslendirme sanatçılarını yanlarına çekmeleri işin kaymağı oldu. Batman Arkham Asylum, dünya çapında 4.3 milyon kopya sattı, ödülleri kaptı, hem eleştirmenleri hem de hayranları mutlu etti. Hal böyle olunca gözler, oyunun devamına çevrildi. Biliyorsunuz, çok iyi bir başlangıç yapmışsanız sequel zor zanaattir. Yapacağınız iş mutlaka über-klişe yılbaşı karikatürlerindeki gibi “yeni geldi, eskinin esamesi okunmuyor” dedirtmelidir, yoksa ilkinin altında ezilmeye mahkum olur.

Arkham City, abisinin gölgesinde kalan başarısız devam oyunlarından olmayacağını aylar önceki dudak uçuklatan CGI fragmanında müjdelemişti. Batman’in Tyger guard’larını tek tek hakladığı, Hugo Strange’in sonunda “Bruce Wayne” e seslendiği o şaheser fragmandan sonra, Rocksteady bombaları ardı ardına patlatmaya başladı: Joker, Harley Quinn, Riddler, Poison Ivy gibi geçen oyunun baş kötülerinden başka, çizgi romanlardaki çok önemli karakterler Mr. Freeze, Talia Al Ghul, Penguin, Two Face ve Deadshot, Hush, Calendar Man gibi az bilinen tehlikelerin oyunda yer alacakları duyuruldu. Catwoman’ın playable olacağı ise 40 gün 40 gece havai fişek gösterileriyle kutlanacak bir haberdi. (Kutlandı da!)

Siz de benim gibi Arkham Asylum’ı hatmettiyseniz, Arkham City’de nelerle karşılaşacağınızı az çok biliyorsunuz. Sürükleyici bir senaryo, eşsiz bir atmosfer (Gotham şehri bu, boru mu?) oynayanı hiç yormayan kontroller, birbirinden havalı araçlar, şeytana pabucunu ters giydirecek düşmanlar, harika müzikler, on numara seslendirme… İlk oyuna ek olarak, beş kat daha büyük bir alan, ana görevleri aratmayan yan görevler, daha serbest bir ilerleyiş, Batman, Robin ve Catwoman karakterlerinin ikonik kostümlerini içeren skin’ler…  Oyuncunun havaya girmesi için ne lazımsa yapılmış.

Mekanikler de görseller de Rocksteady’nin iki yılda kaydettiği gelişimi gözler önüne seriyor. Gotham’da dolaşırken, şöyle sırf keyif için yüksek bir binanın tepesine çıkıp, manzarayı izlemek isteyebiliyorsunuz. Arkham Asylum’un klostrofobik hissiyatı, Arkham City’de başınıza her türlü belanın gelebileceği tekinsiz sokaklarla yer değiştirmiş. Şehir tasarlanırken Monarch sineması gibi “hatırası olan” mekanlar hiç atlanmamış.


Paul Dini’nin kaleme aldığı senaryo Doug Moench’in Prey’inden izler taşıyor olsa da, Arkham City’e Prey adaptasyonu dersek ayıp ederiz. Diyelim hikayenin 10 katlı bir iskeleti var, Moench’in hikayesi olsa olsa 1. katını oluşturur. Keşmekeş içindeki Arkham şehrinde sessiz sakin tek köşe bulmak mümkün değil çünkü. Bruce Wayne olarak, Penguin’in ellerinden (süzgeçlerinden?) kurtulup, takım elbiselerle binalara tırmanmamızla başlayan oyunda, Alfred’in Batman kostümünü roketimsi bir cisimle bize ulaştırmasıyla introyu atlıyor, kostümü giyer giymez, oyunun başında Two Face’e yakalanan Catwoman’ın Solomon Wayne Courthouse’da idam edilmek üzere olduğunu öğreniyoruz. Haliyle ilk görevimiz de Catwoman’ı kurtarmak oluyor. Kısa sürede Joker ve Harley’nin gündemindeki çok ciddi bir meseleye zorla dahil olmamız, sonra da Penguin ve Mr. Freeze’in arasına girmemiz isteniyor bizden. Bütün oyunu anlattın demeyin, bunlar hep ısınma turları!

Arkham City, spesifik bir başı ve sonu olmasına rağmen tamamen düz bir çizgide ilerlemeyen bir oyun. Haritamızda yeşil ünlem işaretleriyle gösterilen ana görevlerimizin yanında mavilerle simgelenen, ve ne zaman yapacağımıza bizim karar verdiğimiz yan görevlerimiz var ve bence bu yenilik Arkham City’i, Arkham Asylum’dan ayıran ve oyunu eğlenceli kılan en büyük unsur. Mesela, Penguin’i durdurmak için Iceberg Lounge’a doğru yola çıkmışız, hedefe kitlenmişiz, bu tipsiz aristokrat eskisini top yapıp tek kale maç oynayacağız, bir anda, dayak yiyen bir politikacının yardım çığlıklarını duyuyoruz. Doğal olarak kayıtsız kalamıyor, gidip adamcağızı kurarıyoruz. Bu esnada “görevi tamamla, puanı kazan” monotonluğundan kopan oyuncu kendini ciddi ciddi Batman gibi hissetmeye başlıyor. Örnek olarak dayak yiyen politikacıyı verdim ama yanlış anlaşılmasın, Arkham City’deki yan görevlerin çoğu son derece çetrefilli. Deadshot’ın silahından çıkan kurşunun yönünü izleyip, adım adım katile yaklaşıyoruz. Mr. Zsaz’in telefonlarını açıp, feleğin çemberinden geçmiş, dönmüş, bir daha geçmiş Catwoman’ı bile ürkütebilecek psikopatlıktaki bu adamın yeni bir cinayet işlemesini önlemeye çalışıyoruz.

Profesör Hugo Strange, Arkham şehrinin mimari gibi görünse de, varlığını her an hissettiğimiz düşman tartışmasız Riddler oluyor. Riddler’ın trophy’leri hiç bakmadığımız yerlerde, kuytularda, elektrikli kafeslerde gizleniyor ve biz onları toplamak adına nadiren bir düğmeye basarken, çoğu zaman kafamızı kullanıp, soru işaretlerini açacak mekanizmayı çözmeye kasıyoruz. Benim gibi hafif tembel, ve karakterleri görmek için sabırsızlanan biriyseniz, Riddler’ın bilmecelerinden çekeceğiniz var! Oyunda aşırı yer kaplayan Riddler bilmeceleri, rehineleri kurtarmamızı gerektiren görevlere dönüştüğünde eğlence katlanıyor.

Oyuncaklarımız yine en büyük yardımcılarımız. Arkham Asylum’da elde ettiğimiz Batarang, Sonic Batarang, Remote Control Batarang, Explosive Gel, Line Launcher, Batclaw, Cryptographic Sequencer araçları, oyunun başından bize verilmiş oluyor. İlerledikçe yeni aletler kazanıyoruz. Yeni oyundaki Mr. Freeze marka dondurucu silah açık ara gözdem oldu. Kalabalık dövüşlerde tek tuşla bir thug’ı buzla kaplayıp, tek tuşla “Ice Smash Takedown” yapmak hem çok pratik, hem de acayip haz veriyor. Gargoyle’ların tepesinde saklanıp, adamları sessiz sedasız haklama sekansları yine bolca var, ve hala ilk günkü kadar zevkli. Dövüş demişken, Batman’in kavga hareketlerinde büyük değişiklikler aramayın. Kara şövalyenin, Arkham Asylum’dan sonra öğrendiği üç-beş yeni hareket var ama en sık kullandığımız teknikler aynı gibi. Unutmadan, ilk oyunda oldukça pasif kaldığımız ve cutscene’lerle idare ettiğimiz boss dövüşlerinde burada daha etkiliyiz. Joker’in ağzının ortasına okkalı yumruklar atabiliyoruz (Yay!)


Gelelim Catwoman’a… Parayla satılan bir DLC olan ve Arkham City’nin standart versiyonlarında bulunmayan Catwoman bölümleri senaryonun yüzde 10’unu oluşturuyor. Arkham City’nin bendeki kopyası Collector’s Edition olduğu için (havam batsın!) Catwoman kendiliğinden geldi, çok da iyi etti. Batman’in hantal tarzının yanında kat kat çevik kalan Catwoman ile sokaklarda dolaşmak inanılmaz eğlenceli. Gideceğimiz yere parendeler atarak, ya da kırbacımızı Spider-Man’in ağı gibi kullanarak hızlıca ulaşmak mümkün.

Oyunun tek interaktif kısmı da Catwoman’ın 3.bölümünde yer alıyor. Selina, olayların gidişatını etkileyecek bir karar vermek zorunda kalıyor. Bu öyle bir karar ki, vicdan/açgözlülük arasında galip gelen olgu daha oyunun yarısındayken sizi End Titles’a götürebilir.

Ana hikayeyi Normal veya Hard seviyelerinde tamamladığınızda ekstralar açılıyor ve şenlik başlıyor. New Game Plus seçeneğinde, oyunu en baştan tüm araçlarla ve güncellemelerle bir daha oynayabiliyor, ya da DLC skin’lerle karakterinizi başka bir kostüm giyerken görebiliyorsunuz. Kişisel favorim elbette ki The Dark Knight Returns Batman skin’i. (badass!)  DKR kostümünün içindeyken daha ağır, daha özgüvenli oluyor, yakaladığınızı affetmiyorsunuz. Batman’in oyunda kullanabileceğiniz altı skin’i daha var: Animated, Earth One, 70s, Year One, Sinestro Corps ve Batman Beyond. Catwoman’ın Animated skin’i ise hayatımda gördüğüm en tatlı oyun kahramanı olabilir, evet sanırım öyle!


Arkham City’nin eleştirilecek bir yanı neredeyse yok. İlla kusur bulacak olsam yüzde 100 yapmaya çalışırken Riddler’ın bulmacalarının kimi zaman bitmeyecekmiş gibi geldiğini, bazı repliklerin de klişe sayılabileceğini söyleyebilirim. Batman ve Joker diyalogları süper yazılmış (Spoiler: Aklımda kalanlar içinde Joker’in, Batman’in maskesini çıkarıp kim olduğunu öğrenmeye çalışan Harley Quinn’e “No one’s who you think they are, my dear. Why spoil the fun?” deyişi efsaneydi.) diğer karakterler için daha yaratıcı replikler düşünülebilirdi. Tabii Dini, senaryoyu, twist’leri, görevleri/görevcikleri kusursuza yakın kotardığı için o kadarını affediyoruz, Poison Ivy’nin acı çeken bitkilerinden dem vurmasına ses etmiyoruz. Olur öyle.

Tiryakilik yaratan Batman Arkham City, konusuyla, challenge’larıyla, Catwoman bölümleriyle uykunuzun en büyük düşmanı olacak. Siz de yolda yürürken etrafa “Dedective Mode”da bakmak, kafanızı bozanlara “Inverted Takedown” yapmak isteyeceksiniz. Rocksteady Arkham serisinin üçüncüsünü piyasaya sürene kadar, en iyisi bu. Vakit kaybetmeden alın, oynayın. Yılın oyun olayını kaçırmayın.

5 yorum:

  1. Bane'i sadece arkadan vurmaya çalışan beceriksiz bir kas yumağı olarak göstermişler. Onun dışında süperötesiydi oyun...

    YanıtlaSil
  2. Bende aynı senin gibi ilk oyun çıktığı zaman teknik yetersizlikler nedeniyle oynayamamış ve küçük sezercik modunda bi gün bende oynicam demiştim. Yeni bilgisayarımı alır almaz asylum yerine arkham city'le başladım. Ve dediğin kadar varmış diyerek oyunun henüz başlarında sana pek bi hak verdim. Oyunun save olayının ekstra program gerektiren çetrefilli bi hadise olması ve oyun açıldıktan sonra programın yüklenişinin bi anlam ifade etmemesi nedeniyle 1 hafta boyunca laptop hiç kapanmadı. Uyanık olduğum her an oyunu oynadım ve 1 hafta da bitirdim. Yarın izleyeceğim TDKR öncesi bitsin diye fazla mesai yaptım ama değdi. Bi noktadan sonra geçmekte zorlandığım ve öylece bırakıp yattığım yerlerde mesela mr freeze'le olan kapışmada rüyamda hadiseye devam ediyodum. Yan görevlerin hepsini bitirmeden oyunu bitirmem en büyük pişmanlığımdır. Riddler'ın bilmeceleri de zaman zaman çok sıktılar. Oyunu bi daha oynarken yan görevlerdi trophy'lerdi hiç affetmeden bitiricem :D An itibariyle arkham asylum iniyo. Acaba diyorum yarın akşama kadar bitirebilirmiyim? Filmden önce batman'in dibine vurup TDKR'yle zirveyi görmeyi amaçlıyorum :D:D:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkham Asylum yarına kadar bitmeeeez :D Arkham City'nin hikayesini devam ettiren Harley Quinn's Revenge DLC'yi indir. O 2-5 saat arası sürüyor. Filme kadar seni oyalar, filmden sonra da Asylum'a başlarsın.

      Sen böyle yazınca benim de iştahım kabardı, oyunu açıp birkaç kötü adam pataklayasım geldi. Bitirmek zorunda olduğum bir The Dark Knight Rises yazısı olmasa -hala içime sinmedi- hemen şimdi PS3'ün başına otururdum.

      Bir dahaki oyunda Riddler için başka formül bulsunlar. O da diğer düşmanlar gibi boss olsun, trophy'lerin yerine de başka bir icat gelsin. Çok sıkmasının yanında oyunun gerçekçiliğini baltalıyor bence. Tam havaya girmişiz, Batman gibi düşünmeye başlamışız, DAN, yeşil soru işaretleri karşımıza çıkıyor, biz de oyun oynadığımızı hatırlıyoruz.

      Sil
    2. Batman'i detektiflik yönüyle sevenler için -senin gibi- o zeka oyunları güzel. Ama benim gibi detektiflikte ziyade duruşu ve paranoyasıyla efsaneleşenler için kıçı kırık enigma için :D şekilden şekile girmesi gotham da değilim evdeyim havası yaratıyo gerçekten. Ben catwoman kullanmayı baya sevdim. (Seni düşünemiyorum :D) bat'in aksine çok çevik ve estetik hareketleri olması çok iyiydi. Onur hazır aklıma gelmişken sorayım talia'nın ölmesi gibi bi hadise oldu mu? Hemde joker'in elinden?
      Bu arada ben joker'in muhabbetlerine çok güldüm. Telefona bıraktığı mesajlar, talia'yı kaçırdığında söyledikleri beni çok güldürdü. Oyunun sonundaki tiradıysa beni benden aldı. Sevdiğin kadını öldürdüm, seni zehirledim ve bunlar kahvaltıdan önceydi gibilerinden ettiği lafla suçun palyaço prensi olmak bu demek işte dedim.

      Yazıyı şimdiye kadar yazmış olsaydın bile okumayacaktım. Bu geceden sonra yazını bekliyo olucam...

      Sil
  3. Talia ve babası Lazarus çukurunun nimetleri sayesinde kim bilir kaç kez ölüp dirildiler [Death and The Maidens'da kardeşi Nyssa, sıkıldıkça Talia'yı öldürüp öldürüp tekrar hayata döndürmüştü mesela] o yüzden pek bir şey ifade etmiyor ölümü. Joker şimdiye kadar hiç yapmadı ama :) Gordon'ın karısı Sarah Essen'ı temizlemişti, Batman'in sevgililerine nedense bulaşmadı.

    YanıtlaSil

Yorum Yap