5 Kasım 2011 Cumartesi

Year One: Çizgi Roman Vs. Animasyon


"Sadece sinemayla iniltili olarak gördüğümüz takdirde çizgi romanlar hareket etmeyen filmlerden fazlası olamazlar."
Yapıtlarını özellikle beyaz perdeye uyarlanamayacak şekilde kaleme alan üstat Alan Moore'a ait bu sözü, çizgi romanın kıyametinin ayak sesleri olarak kabul edebilirsiniz. Hayır, şimdi size Yeni Dünya Düzeni'ni, Illuminati'yi, Marduk'u anlatmayacağım, basbayağı bir mecranın tükenişinden bahsedeceğim. Tabii "Kahramanlarımız elden gidiyor!" diye bağırarak bir sağa bir sola kaçışmamızı ya da bir kurtarıcı için dua etmeye başlamamızı gerektirecek bir vahamet yok ortada, ama çizgi roman evrim/yok oluş şıklarından birini işaretleme zorunluluğuyla baş başa artık. Sektörün iki devi Marvel ve DC'nin, bitmek tükenmek bilmeyen manevralarla (rebootlar, karakterleri öldürüp geri döndürme numaraları, sansasyonel karakterler vb.) okurun ilgisini canlı tutmaya çalıştıkları ama çok da başarı gösteremedikleri sır değil. Günümüzde çizgi roman sınırlı bir kesimin (biz bunlara geek diyoruz. Şekil A: ben) takip ettiği bir yazın türü. İnsanların büyük çoğunluğu çizgi roman okumuyor. Kitapçılarda raflar çoğaldı, karakterler tanınıyor, Hadise bile Süpermen'i şarkı yaptı diye seviniyorsanız Hoz Comics'in çıkardığı Iron Man Extremis'in kaç adet sattığına bir bakın derim. Çizgi karakterlere (süper kahramanlara diyelim) ilgi var, bu doğru, fakat ilginin büyük bir yüzdesinin sinema uyarlamaları, çizgi diziler ve bilgisayar oyunlarına dağıldığını göz ardı edemeyiz. Evrim/yok oluş seçenekleri tam da burada önem kazanıyor, zira çizgi romanlara burun kıvıran milyonların bir X-Men filmi gösterime girer girmez sinemalara doluşup, patlamış mısır ve Frigo'yla beraber biz geeklerin senelerdir damardan aldığı keyfi .rar'lanmış haliyle yutacaklarını bilen şirketler de haklı olarak filmleri arka arkaya patlatmaya devam ediyorlar. Süper kahraman filmlerinin ölüsü 100 milyondan fazla hasılat getirirken, aylık dergiler 100 bini görünce zafer kazanmış sayılıyorlar. Alan Moore'un söylediklerinin ışığında hareket edersek, günün birinde çizgi roman formatının miadını doldurup, yerini filmlere/animasyon filmlerine/motion comic'lere veya henüz keşfedilmemiş başka bir türe bırakacağı kehanetinde bulunabiliriz gayet. Biz o günleri görür müyüz, herhalde göremeyiz ama bunun bir önemi yok. 

Konuyla bağlantılı olarak, size son 1 ay içinde piyasaya çıkmış üç Batman ürünü, ve satış rakamlarını yazacağım. Siz hangisi hangisine ait tahmin etmeye çalışın (Kopya çekmek yasak):

- Batman Arkham City (oyun)
- Batman #1 (çizgi roman)
- Batman Year One (animasyon filmi)

Satış rakamları:

- 200.000
- 5.000.000
- 1.000.000

Ve cevaplar geliyor:

Arkham City 5.000.000, Year One 1.000.000 ve Batman #1 200.000 kopya sattı. 

Dahası var. Bilgisayar oyunu o satışa bir haftadan kısa zamanda ulaştı, animasyon ise herkesin bildiği bir öykünün birebir uyarlaması olduğu halde, özel bir çabaya, reklama gerek duymadan seyircisini buldu. 

Madalyonun öteki yüzündeyse 72 yıl sonra gerçekleşen bir olay, yeni devri başlatma iddiasıyla gelen bir "ilk sayı" duruyor. Black Mirror ile sıkı bir fan kitlesi edinmiş Scott Snyder'ın yazdığı, Spawn'ın süperstar çizeri Greg Capullo'nun resmettiği bir ilk sayı. Kapağında ve ön izleme sayfalarında Batman'in tüm düşmanlarına yer veren bir ilk sayı. 

Yorumu size bırakıyorum.

Esas sorulara geçeyim: Batman Year One'a kafadan girmek varken neden yazıya istatistiklerle başladım? Neden yok yere Nostradamus oldum?


WB Animation'ın son direct-to-dvd/Bluray animasyon filmi Batman Year One'ı izlerken Moore babanın alıntıladığım o sözü kulaklarımda çınlayıp durdu. Frank Miller'ın 1988 yılında yazdığı, Batman'in modern çağını başlatan, tüm zamanların en büyük çizgi roman hikayelerinden biri sayılan Year One'ın panellerinin teker teker ekranda akmalarına tanık oldukça hem gelecek yıl iki bölüm halinde animasyona dönüşecek The Dark Knight Returns için endişe duydum, hem de gelişen teknolojiyle birlikte  çizgi film yapmanın basit ve ucuz bir yolu bulunduğunda çizgi romanlar için bir tehdit unsuru oluşturacağını fark ettim. Tıpkısının aynısının (aynen öyle) animasyonu yapılınca kaynak eser "hareketsiz film" olabililiyor ancak.

Açık konuşayım, bir çizgi romanı panel panel, diyalog diyalog uyarlamayı anlamsız ve gereksiz buluyorum. Richard Donner 1978'de ilk Superman filmini çekerken Action Comics #1'i olduğu gibi senaryolaştırmamışsa, Tim Burton Batman'inde Detective Comics #27'yi noktasına virgülüne almamışsa, Christopher Nolan The Dark Knight'ta The Long Halloween okuyanları deja vu'dan deja vu'ya itmemişse, görsel anlatımlarından dolayı sıkça karşılaştırılan bu iki türün aslında birbirinden çok farklı olmalarındandır bence. İyi bir çizgi romanın iyi bir filme, iyi bir filmin iyi bir çizgi romana dönüşebileceğinin garantisini kim verebilir? İşler o kadar kolay yürüseydi, herkes en popüler kahramanın en çok satan, en çok beğenilen sayısını alır, beyaz perdeye aktarır, voleyi vururdu. Ne ala memleket!


Batman Year One, bir zamanlar Batman The Animated Series, Batman Beyond, Justice League Unlimited gibi biçim ve içerik olarak orijinallik kokan çizgi serilerin arkasındaki WB Animation'ın son yıllardaki tutmuş hikayeleri animasyona dönüştürme takıntısını gelebileceği en ileri seviyeye taşımış. Daha önce Superman/Batman Public Enemies, Superman/Batman: Apocalypse, Justice League: Crisis on Two Earths'de de aynı formül uygulandı, ama Year One o kadar değiştirilmemiş, kitaba o kadar sadık kalmış ki, izlediğinizin bir film mi motion comic mi olduğunu anlayamıyorsunuz. Year One'da çizgi romandan farklı olarak Bruce/Selina dövüşü uzatılmış (1 dakika belki?), Batman Harvey Dent'in masasının altında değil de perdenin arkasında saklanıyor,  Gotham'da yaşayan muhabirlerin hepsi Vicki Vale bünyesinde birleşmiş. Aşağı yukarı tüm değişiklikler bunlar. Çizgi romanı okumakla animasyonu izlemek arasında neredeyse hiç fark yok yani.

Değiştirilmemiş olmasına rağmen de çizgi romanın onda biri kadar etkileyici değil malesef Batman Year One. Ne demiştik? İyi bir çizgi roman = iyi bir film değil
Halbuki aynı senaryoyu biz daha önce iki filmde izledik: 1993 yapımı Batman Mask of The Phantasm da, 2005 tarihli Batman Begins de, Frank Miller'ın bu ölümsüz eserinden beslenen, ama fotokopi çekmeye çalışmayan işlerdi. İkisi de Batman hayranlarının unutulmazları arasında. İkisi de efsane.

Hikaye hakkında yazılabilecek ne varsa daha önce Y1 inceleme yazısında yazdığım için, filmin teknik yanlarına bakmak zorundayız. (Emmy ödüllerinin Arts & Sciences dalları gibi yani. Hani şu kazananlarını kimsenin merak etmediği kategoriler :))

Çizimlerden başlayalım. Karakter dizaynları ve renkler David Mazzuchelli'nin kitaptaki resimleriyle örtüşüyor. Gözlerin beyaz yerine eski Hanna Barbera yapımlarındaki gibi ten rengine boyanması hayranların tepkisini çekti ama ben fazla takılmadım o ayrıntıya. Beni açmayan, karakterlerin hareketlerinde hissedilen anime tesiriydi. Son dönem DC çizgi filmlerinde Japon animasyonuna doğru bir eğilim söz konusu , bu durum Year One'da belirgin bir hale gelmiş. Öte taraftan, genellikle çok kötü bulduğum taşıtları CGI ile yapma olayı bu filmde gayet güzel kotarılmış.

Müzikler bana bazen Shirley Walker'ın Batman TAS'daki score'larını hatırlattı. Benim en çok beğendiğim, Bruce'un penceresinden yarasa girdiği sırada çalan müzik oldu. Selina ilk defa Catwoman kostümü giyerken tınlayan yaylılarla da bestecimiz Batman Returns'de çalan Cat Suite'e ufak bir gönderme yapmış. (Helaaal!) Çok akılda kalıcı olmasalar da, müziklerin sağlam olduğunu söylemek mümkün.

Seslendirme sanatçılarına gelirsek, voice director Andrea Romano, bir çok projede birlikte çalıştığı seslendirme sanatçıları ekibinin dışına çıkıp, televizyon ünlülerinden bir kadro kurmayı tercih etmiş. Jim Gordon rolündeki Bryan Cranston çok doğru seçim. Hikayenin baş kahramanı olarak izleyiciye kendini kabul ettirmede hiç zorlanmıyor. Gary Oldman'ı, Bob Hastings'i aratmıyor.


Bruce Wayne/Batman'i seslendiren Ben McKenzie ise en baştan beri şüpheyle yaklaştığım bir isimdi ve sağ olsun beni şaşırtmadı. Film boyunca ha düzeldi ha düzelecek umuduyla acayip tutuk ve cansız bir Batman izletti bize. Çizgi roman sayfalarında bile insanın tüylerini diken diken eden "Ladies. Gentlemen. You have eaten well. You've eaten Gotham's wealth. Its spirit. Your feast is nearly over. From this moment on -- none of you are safe." gibi kral replikler sıradanlığın eşiğindeydi. "Omen" sahnesinin sonundaki "I shall become a bat" kısmı filmde yer almıyordu. Kağıt üzerinde çok havalı duran repliğin, McKenzie'nin sesinden komik geldiği için kesildiğini tahmin ediyorum :) Kısacası Ben McKenzie, Frank Miller'ın Batman'inin altında ezildi.


Eliza Dushku'yla bir hukukumuz (!) var, kendisini Selina Kyle/Catwoman rolünde çok başarılı bulmadığımı söylersem bana kızmaz umarım :) Ses tonu olarak karaktere uygun, Andrea Romano'nun yerinde bir casting yaptığını söyleyebiliriz ama kızın replikleri pek taşıyamadığı ortadaydı. Year One DVD'sinde yer alan Catwoman kısa filminde Dushku daha iyiydi çok şükür, onu da başka bir yazıda anlatırım. Biricik Starbuck'ımız Katee Sackhoff ise Sarah Essen olarak gayet inandırıcı, yalın ve karizmatikti.

Year One ile ilgili internette yazan yorumlara göz attım azıcık ve çizgi romanı okumayanların animasyona bayıldıklarını (Öyle değil o oğlum, siz aslında Miller'ın senaryosunu sevdiniz!), çizgi romanı ezbere bilenlerinse tekdüze bulduklarını gözlemledim. Year One hikaye itibariyle sinema/animasyon uyarlamaları için ideal, fakat yapı olarak pek öyle değil kanaatimce. Hızlı akan sahnelerle 1 yıl 1 saate sığdırılınca, ortaya bir televizyon dizisinin kolaj bölümü havasında bir sonuç çıkmış. İzlenmeyecek kadar kötü mü? Değil tabi ki. Neden? çünkü malzeme iyi.

Batman Year One grafik romanı hardcover'ıyla, tpb'iyle, İngilizcesiyle, Türkçesiyle çılgınlar gibi okunmayı beklerken, aslının gölgesi olabilen animasyon filmini yalnızca çizgi roman okumayı sevmeyenlere öneriyorum. Frank Miller'ın diyalog yazımındaki ustalığından mahrum kalmasınlar, Bruce Wayne'in Batman'e dönüşümüne şahit olsunlar, doğrusuyla yanlışıyla dört dörtlük bir kurgusal karakter olan Jim Gordon'la tanışsınlar, ve hepsinden çok, karanlık bir gelecekte (V For Vendetta'daki gibi örneğin!) "Year One'ın kitabı çıkmış." demesinler diye :)

4 yorum:

  1. Şevket Erhat5 Kasım 2011 19:29

    Ben önce Year One animesini izleyip sonra kitabı okuduğum için pek etkilenemedim. Dark Knight Returns'de ayni hatayı tekrarlamayacağım.
    Umarım birgün Knightfall'un eksiksiz animasyonunu görürüz

    YanıtlaSil
  2. anime nedir birader şu kelimeleri doğru kullanın.

    YanıtlaSil
  3. http://tr.wikipedia.org/wiki/Anime

    YanıtlaSil
  4. Kaç sene olmuş ama olsun, açıklığa kavuşturalım, Batman Year One bir anime değildir, tamamı ile bir animasyon (çizgi film) dur. Warner Bros. Animation Studios tarafından yapılmıştır. Animelerin çoğu FPS (Frame Per Second) olarak çok azdır (aksiyon sahneleri dışında). Bu animasyonun ise tamamı 24 FPS ile yapılmıştır. Zaten çoğu anime Asya bölgesinden çıkmaktadır, bazı animeler ise Batı'da Storyboard'ları çizilip Asya'da tamamlanmaktadır (Örn: Avatar TLAB aslen Kore stüdyosunda yapılmıştır bu yüzden anime sayılır). Ama Batman Year One tamami ile WB Animation Studios tarafından yapıldıüı için asla bir anime değildir. Bu tüm WB/DC Comics animasyonları için geçerlidir (Gotham Knight hariç tamamı Japon anime stüdyolarınca yapılmıştır, Animatrix gibi kısa hikayelerden oluşan bir OVA'dır.)

    YanıtlaSil

Yorum Yap