27 Aralık 2011 Salı

Batman Incorporated: Leviathan Strikes #1

Sevgili Grant,


Çaktırmamaya çalışıyorum ama, 2006 yılında Batman dergisinin başına geçip, Detective Comics'de harikalar yaratan en eski çizgi romancı dostum Paul Dini'yi gölgede bıraktın ya, o günlerden beri bozuğum biraz sana. Hele ki yazdığın o pek de albenisi olmayan "Batman and Son"ın sırf Dennis O'Neil/Neal Adams güzellemesi olduğundan dolayı baş tacı edilmesi canımı ne kadar sıktı anlatamam. Dini orada, deneysel maceralar yazarken status quo nasıl korunur dersi verirken sen gittin, 50'li yılların tozlu manşetlerinde kalan "Batman of All Nations"ı çok lazımmış gibi günümüze uyarladın. Utanmadın, yaşayan efsane JH Williams'a çizdirdiğin bu macerayı nefes kesen bir polisiye yaptın. Batman'i öldüreceğini bas bas bağırdın, R.I.P. diye Death of Superman'den sonra kimsenin yemeyeceği bir manevra yaptın, ses etmedim. Bruce Wayne'i geçmişe yolladın, başkası yapsa en fazla Adam West, hadi bilemedin Lewis Wilson kadar ciddi görünebilecek mağara adamı Batman, korsan Batman, cadı avcısı Batman, yalnız kovboy Batman gibi ucuz konseptlerle önüme geldin, kızmadım. Batman kumaşı olmayan Dick Grayson'dan ve antipatikler listesinde Scrappy Doo ile yarışan Damian Wayne'den dinamik ikili Batman ve Robin çıkardın. Şımardıkça şımardın, Bruce'u geri getirip, Batman markasını dünyaya açtığında, Batman Incorporated'dan nefret edeceğimden adım gibi emindim.

Barbatos'un gölgesi üzerinde olsun Grant, sen ne yaptın? En uçuk, en garip, Batman ile bir arada kullanılması en sakıncalı fikirleri aldın, ve senin kaleminden çıkacak hiçbir şeyi sevmemek için şartlanmış o lise öğrencisini utancından renkten renge boyadın. Nasıl başardıysan, Batman kostümü giymiş kötü polisleri kendi icadınmış gibi sundun. Bir düz yazı yazdın, bilinçaltımızı dışarıya sadece gece yarısından sonra çıkan şeytani palyaçoların kabuslarına buladın. Siyah Eldiven'in liderinin kimliğini aylar sürecek tartışmaların başlığına taşıdın. Zurr-En-Arrh'ı lugatımıza kattın. Catwoman'ı bir kalemde oyunbaz bir hırsız, Joker'i dalganı geçe geçe siyahlar içindeki bir mezar kazıcı yaptın.

Kötülüklerinin haddi hesabı yok. Şimdi tabii ki David Finch'in Batman The Dark Knight'ı yavan gelir, tabii ki Batman and Robin dergisi bir anlam ifade etmez. Gözler senin panellerden taşan Gümüş Çağ göndermelerini, pop kültürü taşlamalarını, sanki yıllardan beri varmış hissi veren yeni karakterlerini arayacak. Altı yıldır şu veya bu şekilde elinin değdiği en beter çizgi romanda bile şapka çıkarttıran bir şeyler başardın ya, helal olsun sana Grant.

Buraya kadar yazdıklarımdan da anlamışsındır, dünya üzerindeki en büyük hayranın değilim. Dürüst olmam gerekir ki; bir tekme vurmak için tökezlemeni bekledim. Benim için ne beni Batman ile tanıştıran Paul Dini kadar özelsin, ne de Alan Moore gibi Olympos'a giderken, Zeus'un yanındaki koltuk bana göre fazla rahat diyerek, yarı yoldan çark etmiş bir tanrısın. İlk görüşte aşık olup, 7 gün sonra yıldırım nikahıyla evlenen bir çifte değil de, arkadaşların tanıştırmasıyla zoraki başlamış, fırtınalı bir aşka dönüşmesi seneler almış bir mantık evliliğine benzetilebilir okur/yazar ilişkimiz. Ha, aşk meşk dedik diye iş attığımı falan düşünme, görüşmeyeli bir dizi estetik operasyon geçirip Michelle Pfeiffer'a benzemediysen hiç şansın yok, bilesin.

İşte Grant, yazdığın Batman Incorporated: Leviathan Strikes #1 beni bu hale soktu, Eminem'in Stan klibindeki elemana döndüm yemin ederim. Altmış küsur sayfayı bir solukta okurken, yılın son günlerine yaklaşmanın verdiği hüzünle, senin Batman'inin ne kadar özel olduğunu bir kere daha hatırladım. Yeni 52 çıkalı mertlik bozuldu, yazdığın karakterlerden bazıları DC ana evreninde yok. Biliyorsun bunları, tekrar tekrar anlattırma adama. İkinci sayı için 2012 sözünü vermişsin, senin lafına pek güven olmaz ama bekleyeceğiz diyelim.

Leviathan Strikes #1'i senin de DC'nin gidişatından memnun olmadığının bir delili olarak görebilir miyiz, emin değilim, zira DC'nin yarasa kostümünü Stephanie'nin üzerinden zorla çıkartıp, Barbara'ya giydirmesine içerlemiş okurlara "Alın size Stephanie Brown/Batgirl, doya doya okuyun. Bu son fırsatınız." der gibisin.


Batman Incorporated'ın "yeni sezonunun" ilk bölümünü Batgirl'e ayırmakla ne iyi etmişsin. Batgirl'ü İngiltere'de Leviathan tarafından yönetilen (ve katil yetiştiren!) bir kız okuluna göndererek, hem New X-Men hem de Buffy The Vampire Slayer tadı yakalamışsın, dehşet olmuş. Öğretmenlere Lady Gaga, Rihanna ve Katy Pery kılığı giydirip, MTV ile eğitilen gençlere bıyık altından gülmüşsün, bari Madonna'yı da müdür yapsaydın, ayıp olmuş. Cameron Sterwart, kadın karakterleri konusuz film yıldızlarına benzetmeden güzel çizebilen eşine az rastlanan sanatçılardan. İyi ki onunla çalışmışsın, Stewart sayıdaki her yeni "sivil" karaktere ayrı ayrı kişilik kazandırmış. Ayin sahnesinde de eski Batwoman Kathy Kane'in kostümünü kullanmışsınız, aferin.

Sayının ikinci bölümü, büyük hikayeyi daha ileri taşımasına rağmen bence ilki kadar sağlam değildi. Anlatım yer yer karışık (bildiğin çorba) olmuş. Mühim değil, Dedalus'u, El Gaucho'yu, Sanal Oracle'ı gördük ya, bize yetti. Aramızda kalsın, Chris Burnham'ın kirli çizimlerini acayip özlemişim. Renklerin canlılığı bana The Dark Knight Strikes Again'i hatırlatmadı desem yalan olur. Olur, değil mi Grant?


Bazı kahramanları acımadan öldürdün, öldürürsün ne olacak, Flashpoint'ten önce geçiyor hikayen. Kalemini kırdıkların yeni 52'de kanlı canlı, yakaladıkları an hesap sorarlar, haberin olsun. Leviathan'ın arkasındaki ismi de açıkladın. Benim tahminimdeki iki kişiden biri çıktı (Talia Al Ghul), diğerinin de kellesini (Jezebel Jet) bulduk, Bruce/Selina taraftarlarını dünya kupasını almış gibi sevindirdin. Yalnız, The Heretic'in kimliğini çok belli ettin, herkes çözdü bak.

Çok uzattım, bu paragrafa kadar bir tek sen okumayı bırakmamışsındır sevgili dostum Grant. 2012'de Leviathan Strikes'ı nihayete erdirip, Batman dergilerinde jübileni yapacaksın. Action Comics'te çok iyi gidiyorsun, aynen devam. Batman evrenine kattığın her şey için (Damian hariç, onu hala sevimsiz buluyorum) sonsuz teşekkürler...

Seni hiç sevmeyen bir okurun :)

5 yorum:

  1. abi bu nasıl güzel bir yazıdır, salyaları saça saça okudum yemin ediyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Morrison, Damian'ı ortaya sürerek Batman sonesine çok yanlış notadan giriş yaptı, bunun oluşturduğu önyargıyla ben de hiç sevmiyordum işlerini ama şu anki durum ortada :)

    YanıtlaSil
  3. @aerandir: Eyvallah :) Batman: Noel'i okudun mu? Okuduysan nasıl buldun, meraklardayım.

    @tengunner: Morrison'ın işi birikimle, bütünle alakalı biraz. Sonlara yaklaştıkça puzzle'daki eksik parçalar yerine oturuyor, büyük resim açığa çıkıyor ve o zaman anlıyorsun ki, başlangıçta sana saçma gelen, gereksiz unsurlar (belki Damian bile? Yok o kadar da değil! :)) bir amaca hizmet ediyorlar.

    YanıtlaSil
  4. batman noel'in siparişini verdim, hevesle bekliyorum. gerçi internete düşmüş ama zevki katletmemeye karar verdim :)

    YanıtlaSil

Yorum Yap