30 Haziran 2011 Perşembe

Detective #878


Batman: Goodnight, Ms. Zucco.
Sonia: It's Ms. Branch.
Batman: That's what I said. 

Aylardır aynı temanın etrafında, kendi kuyruğunu yakalamaya çalışıyormuş gibi dönüp duruyor Detective Comics: İnsan bir kimliği bırakıp, yeni baştan başlayabilir mi? 

Robin ve Nightwing'den sıyrılan Dick'in, kendisini artık "Batman" olarak tanımladığını söyleyebilir misiniz? Ya da babasının bıraktığı kirli mirastan alabildiğine uzağa gitmek için soyadını değiştiren Sonia Branch'in, özünde Sonia Zucco olmadığını? James Jr. herkesin değişemeyeceğine olan inancına inat, iyileşmek istiyor mu gerçekten? 

Hungry City'nin ilk iki bölümü hakkındaki yazılarımda Sonia için "Gerçekten söylediği gibi biri mi? Yoksa babasının kızı mı?" diye sormuş ve "Tıpkı James Jr. gibi, Sonia Zucco öyküye kattığı duygusal ağırlığın altında ezilmemesi, herkesin aklına gelen birinci olay örgüsünü takip etmeyip, başka yollara sapması halinde harikulade olur." demiştim. Maceraya nokta koyan Detective Comics #878'de korktuğum başıma geldi desem yeridir. Scott Snyder, oyunu en kolay tahmin edilen, hadi dürüst olalım, "klişe" senaryodan yana kullanmış ve iyi birer yardımcı karakter olabilecek Sonia'yı hiç lüzumu yokken, Lauren Bacall gibi bir femme fatale yapmak; James'i de, günlerdir röportajlarında ve sosyal ağda gönderme yapıp durduğu "şok edici final" -ki değil- uğruna harcamış. Neysek oyuz. İnsanlar değişmez. Bence çıkarılacak sonuç bu kadar basit olmamalı.

29 Haziran 2011 Çarşamba

Batman B&W 1: Here Be Monsters


Gates of Gotham #2

Damian: I've seen the condescending looks you give, woman. You think I can't cut it, huh? Throughout all of this, I recommend you keep in mind, I'm not the one my father relegated to Hong Kong. Maybe there's a reason.

Scott Snyder, Kyle Higgins, Trevor McCarty... Arkasındaki yaratıcı ekip duyurulduğundan beri okumak için heyecanla beklediğim Gates of Gotham, ne yalan söyleyeyim, belki de beklentilerimi çok yüksek tuttuğumdan, ilk sayısıyla bende küçük çaplı bir düş kırıklığı yaratmıştı. Tarihe yeni unsurlar eklemeye çalışmak, bunu yaparken daha önceki çalışmalarla çelişmemek, yeni kötü karakterler yaratmak herkesin harcı değil. Üstüne  Penguin ve Hush'ın da eklenmesiyle, bu mini serinin, her sayının sonunda sürpriz bir düşmanın "Cee" dediği Jeph Loeb çizgi romanlarına benzeyebileceğini düşündüm. Yanılmışım. Gates of Gotham #2 daha kapağını açar açmaz tüm ihtişamıyla beliren çizimleri, sayfa düzenlemesi (süslemeli çerçeve görünümlü panellere bittim) ve anlatımdaki zenginliğiyle, "Tamam budur!" dedirtti. Gotham'ın geçmişi, şehrin kaderini değiştiren iki adam ve olan bitenin Batman ailesine yansımaları, hikayedeki çelik iskelet gibi, üst üste koyulduğunda sapasağlam bir bina ortaya çıkarmış.

17 Haziran 2011 Cuma

Batman The Movie
Yönetmen: Leslie H. Martinson
Senaryo: Lorenzo Semple Jr.
Oyuncular: Adam West, Burt Ward, Lee Meriwether, Cesar Romero, Burgess Meredith, Frank Gorshin
Yapım Yılı: 1966
Süre: 105 dakika

Uzun zaman önce, çok uzak bir galakside... Henüz The Dark Knight milyarları görmemiş, Tim Burton Batmania salgınını başlatmamış, hatta Christopher Reeve kırmızı-mavi Superman kostümüyle bizleri bir adamın uçabileceğine inandırmamışken, bir süper kahraman filmi büyük ekranda belirdi; Maskesinin üzerine kalemle çizilmiş kaşları, mora kaçan mavi pelerini ve gri taytıyla kötülerin kalbine korku salan (!) Batman'in, genç yardımcısı Robin ile birlikte dört büyük düşmanı Joker, Penguin, Riddler ve Catwoman'la insanlığın kaderi için karşı karşıya geldiği Batman: The Movie / Batman: İlk Filmgerçekliğin kurgulanışına hiç olmadığı kadar dikkat eden, bilim kurgu ve fantastik yapımlarda rasyonel yaklaşıma olan ilgisi had safhada olan günümüz sinema izleyicisinin algısındaki Kara Şövalye'yle kıyaslandığında, inançsızlığı askıya almanın sınırlarını zorlasa da, kahkahalarla izlenebilecek bir camp şaheseri olduğu ve o günlerde yayından kaldırılma tehlikesiyle burun buruna gelen Batman çizgi romanlarını uçurumdan son anda kurtardığı için ilgiyi hak ediyor.



2010'lu yıllarda artık herkesin bir favori çizgi roman filmi, daha da inanılmazı favori çizgi romanı var. Tüm kitapçılarda edebiyat klasiklerinin grafik roman versiyonlarına ayrılan özel raflar bulunuyor, fumetti'ler, mangalar her yerde. Karşıdan baktığınızda Nicholas Sparks uyarlamalarından hoşlandığını düşünebileceğiniz birisi size gelip, V For Vendetta'dan ne kadar büyük keyif aldığını anlatabiliyor. Dahası, bir çizgi roman filminin oyuncusu Oscar ödülü kazanabiliyor. Bu her zaman böyle değildi. Amerika'da Büyük Buhran döneminde ortaya çıkan, 40'lar, 50'ler ve 60'larda popülerliklerinin doruğuna ulaşan süper kahraman çizgi romanları, büyük ölçüde çocuklara hitap eden uçuk hikayelerin anlatıldığı işlerdi. Ama bu durum yetişkin okuyucuların Superman, Batman ve Wonder Woman gibi dergilere sahip çıkmalarına engel olmadı. Vietnam savaşı, İnsan Hakları ve Watergate Skandalıyla boğuşan Amerika halkı, çareyi escapizmin (kaçışçılık) en saf haliyle yer aldığı süper kahraman çizgi romanlarına yönelmekte buldu.


Okurların taleplerine karşılık, birbirinden fantastik senaryolara ev sahipliği yapan Altın Çağ ve Gümüş Çağ Amerikan çizgi romanlarının şimdiki halinden ne kadar farklı olduğunu anlamanız için kapaklarına bakmanız yeterli. Batman'in escapist fantezileri körüklediği yıllar kabaca 50'ler ve 60'ların ilk yarısını kapsıyor. Lakin gerçek dışı anlatım furyası yarasa adama çok iyi geldi diyemeyiz. Karakteri anlamayan (pek de sevmeyen) editör Jack Schiff'ın yönetiminde, Krypto The Superdog ve Mr. Mxyzptlk gibi Superman'in fantastik/bilim kurguya kaçan yönlerini kopyalayan Batman dergilerinin hızla düşen satışları DC'nin yeni editör Julie Schwartz'a "Toparlamak için 6 ayın var, olmazsa dükkanı kapatırız" ultimatomu vermesiyle tehlikeli boyutlara varıyor. Bilim kurgu elementlerinin sepetlendiği o 6 ayda Batman'in gerçek kurtarıcısı ne mi oluyor? Bir televizyon dizisi! Adam West'in Batman, Burt Ward'un Robin rollerinde kamera karşısına geçtiği dizi yayınlanmaya başladığı 1966 yılında herkesin konuştuğu bir fenomen haline gelerek, DC Comics'in Batman çizgi romanlarının yayınını durdurmasını engelledi."Taytlı Batman ve Robin"e bıyık altından gülerken, Batman karakterini bugün hala okuyabiliyor oluşumuzu kimlere borçlu olduğumuzu unutmayalım lütfen.

Batman: The Movie, aslen TV dizisinin pilot bölümü olarak düşünüldü, fakat çekilmesi ancak dizinin 2.sezonundan sonra gerçekleşebildi. Senaryosunu Batman'i küçük ekrana taşıyan Lorenzo Sample Jr'ın yazdığı, Leslie H. Martinson'ın yönettiği film, dizideki kadroyu, setleri, dekorları neredeyse birebir beyaz perdeye taşımış. 1.400.000 bütçeyle çekilmiş olması kulağa garip gelmiyor o yüzden. Çok bile harcamışlar!



Filmin konusu şöyle; Batman ve Robin, Amiral Schmidlapp'in (Reginald Denny) yatında tehlikede olduğu haberini alır ve onu kurtarmak için yola çıkarlar. Dinamik ikilinin bilmediği, yatta bulunan, üzerinde kullanılan insanın vücudundaki suyun tamamını çeken Dehidrasyon Makinesi'nin çoktan kötülerin eline geçmiş olduğudur. Kulağa çılgın geliyor, değil mi? Bana güvenin, işlenişi, konunun kendisinden bin kat daha çılgın.

Bruce Wayne/Batman rolündeki Adam West, ülkemizde pek bilinmese de, Amerikan popüler kültüründe önemli yeri olan bir isim. Aktörün hem şanslı hem çok şanssız olduğunu söylemek yanlış olmaz, çünkü onu herkesin tanımasını sağlayan Batman karakteri yıllar yılı yakasını bırakmadı ve kariyerindeki tek parlak rolü oldu. "Adam Westing" teriminin ne anlama geldiğini merak ediyorsanız filmografisine bir bakın. Oynadığı roller ve seslendirme yaptığı karakterler Batman ve Batman parodilerinden ibaret olan oyuncu George Takei ve William Shatner gibi zaman içinde kendisinin parodisi haline geldi. West geek kültüründe baş tacı edilse de, aslında karikatür  denebilecek kadar tek boyutlu ve özensiz bir Batman profili çiziyor. Bir günde tamamlanmış gibi duran senaryonun ve alelade oyuncu yönetiminin de, Bruce Wayne'i ve Batman'i arasında duruş, ses tonu ve tarz olarak hiç fark bulunmayan West'e yardımcı olmadığı açık. Tüm gülünç replikleri kendine özgü bir resmiyetle taşıyan Oyuncunun Batman The Movie'deki en ünlü sözü: "Some days you just can't get rid of a bomb!"

Dick Grayson/Robin rolündeki Burt Ward, dizide de sıkça kullandığı "Holy..." ile başlayan sözcük öbekleriyle hatırlanıyor. (Her "Holy..." duyduğunuzda bir shot votka atarsanız, filmin yarısına gelmeden çift görmeye başlayabilirsiniz. Denemenizi önermiyoruz.) Ward'u rengarenk kostümüyle görenler, Tim Burton ve Christopher Nolan'ın neden Robin'den vebalı gibi kaçtıklarını zorlanmadan tahmin edebilir. O kılıkta dolaşan bir adam varsa ciddiyet ister istemez elden gidiyor. Robin'in beyaz perdede, kağıt üzerinde durduğu gibi durmadığı bir gerçek. 



Batman The Movie'yi izlemeyi zevkli kılan karakterleri şüphesiz ki kötüler. Penguin rolü Burgess Meredith için biçilmiş kaftan. Yazarların, aktörün Los Angeles'a her gelişinde yer alması için bir bölüm hazırda tutmalarına neden olacak kadar popüler olduğunu söyledikleri Penguin, Batman: The Movie'de Joker'in varlığına rağmen kötüler çetesinin lideri pozisyonunda. Joker demişken, aktör Cesar Romero'nun kesmeyi reddettiği bıyığı beyaz makyajın altından çok fena sırıtıyor. Frank Gorshin'in canlandırdığı Riddler'in özelliği; tv dizisindeki en acımasız kötü olması. Dizinin bir karakterin öldüğü TEK bölümü olan Smack in The Middle'dan beri hayran favorisi sayılan Riddler ne yazık ki filmde üç renkli meslektaşı kadar ön plana çıkamamış.

Catwoman'ın olayı uzun hikaye. Dizinin Catwoman'ı Julie Newmar, aynı anda çekilmekte olan Mackenna's Gold yüzünden Batman The Movie'de yer alamamış. Hala bir çok hayranın "Gerçek Catwoman" olarak gördüğü Newmar'ın yerine geçen Lee Meriwether'in performansı çok kötü değil belki, ama yine de gözlerin Julie Newmar'ı aramasını önleyemiyor, özellikle Adam West ve Julie Newmar'ın aralarındaki kimyayla çok daha inandırıcı görünebilecek Bruce/Kitka sahnelerinde.

Yan rollerde Alan Napier (Alfred), Neil Hamilton (Komiser Gordon), Stafford Repp (Şef O'Hara) ve çekimlerden kısa bir süre sonra hayatını kaybeden Reginald Denny (Amiral Scmidlapp) bulunuyor.



Batman: The Movie hala hatırlanan ve gülünen, henüz izlememiş olanların kesinlikle kaçırmaması gereken iki sahne barındırıyor. Bunlardan ilki, Batman'in kendisini bacağından yakalayan köpek balığının üzerine köpek balığı kovucu sprey sıktığı helikopter sahnesi, diğeri ise Batman'in patlamak üzere olan bir bombayı kucaklamış bir halde çaresizce koşturduğu iskele sahnesi. Hangisi daha komik karar vermesi zor. İkisi de birbirinden efsane deyip yarıştırmamak en iyisi.

Batman: The Movie'nin beyinde kıyma makinesine girmiş etkisi yaratan absürditesi sizi yanıltmasın, içinde çok ciddi (!) öğretiler de bulunmakta. İşte her Bat-hayranının bir kağıda yazıp başucuna yapıştırmasını tavsiye ettiğim hayat dersleri:

1) Malikaneden mağaraya inen gizli geçitlere tebdili kıyafet özelliği bulunan sihirli borulardan koyarsanız, hiç yorulmadan Batman ve Robin'e dönüşebilirsiniz.

2) Bir süper kahraman acil durumlar için yanında her zaman Köpek Balığı Kovucu Sprey taşımalıdır.

3) Polis aslında kendilerine ait olan güvenliği sağlama ve suçla mücadele etme görevini üstlenen iki taytlı adamı destekler, hatta kimseye ezdirmez.

4) Hapisten kaçan 4 suçlunun beraber çalıştığı sonucuna ulaşmak için Einstein olmak gerekmez. Tek ihtiyacınız olan saçma bir mantık yürütme tekniğidir. Şekil A:

Gordon: It could be any one of them... But which one? Which ones? 
Batman: Pretty *fishy* what happened to me on that ladder... 
Gordon: You mean where there's a fish there could be a Penguin? 
Robin: But wait! It happened at sea... Sea. C for Catwoman! 
Batman: Yet, an exploding shark *was* pulling my leg... 
Gordon: The Joker! 
O'Hara: All adds up to a sinister riddle... Riddle-R. Riddler! 
Gordon: A thought strikes me... So dreadful I scarcely dare give it utterance... 
Batman: The four of them... Their forces combined... 
Robin: Holy nightmare! 

5) Tam da Catwoman hapishaneden kaçmışken ortaya çıkan leopar kürklü ve şapkalı, Batman'den maskesini çıkartıp kim olduğunu göstermesini isteyen VE Kitka adını kullanan bir kadının Catwoman olma ihtimali yoktur. Olsa da "dünyanın en büyük dedektifi"nin aklının ucundan bile geçmez.

6) Joker rolünde oynayan bir aktör bıyığını kestirmek istemiyorsa yönetmen ısrar etmemeli, "Nasıl olsa makyajdan belli olmaz" diyerek pudrayı basmalıdır.

7) Rehin alınan amiral, kaçırıldığının farkına varmayabilir. Haber izlemediği ve gazete okumadığı her halinden belli olan amiralin dikkatini çeken tek şey Joker'in biraz (!) solgun olan yüzüdür.

8) Elinizde patlamaya hazır bir bomba varsa telaşlanmayın, bombayla birlikte bir sağa bir sola dakikalarca koşun. Şanslıysanız bu süreçte ne yapmanız gerektiğini anlayacaksınız. Değilseniz... POW!

9) Defalarca dövüştüğünüz Penguin, kendine has burnu, gözlüğü, sigarası ve şemsiyesiyle karşınızda duruyor olabilir, ama eğer kaptan kostümü giymiş, sahte keçi sakal takmışsa ve kaçırılan Amiral Schmidlapp olduğunu iddia ediyorsa ona inanın, alıp Bat-Mağara'ya götürün.


15 Haziran 2011 Çarşamba

Gotham Şehri Hasar Raporu

Bildiğiniz gibi, Eylül 2011 tüm DC Comics başlıklarında olduğu gibi, Batman dergileri için de sıfırların atılacağı, şu anki yazar-çizer ortaklıklarının bozulacağı, bazı serilerin sessiz sedasız ortadan kaybolup, yenilerinin ortaya çıkacağı yeni bir başlangıcı işaret ediyor. Açıklandığı andan itibaren tartışma konusu olan ve okuyucuların tepkilerine maruz kalan değişim planının sınırları, arka arkaya gelen duyurularla netleşmeye başladı. Cataclysm'den sonra, ilk defa bu kadar büyük bir depremle karşılaşan Gotham sakinlerine neler olacak? Kimler sağ kurtulacak? Hangi gruplar dağılacak? 

Hasar raporu şöyle:

+Bruce Wayne Batman kostümü giyen tek kişi olacak.
+Dick Grayson Nightwing kimliğine geri dönecek.
+Tim Drake mücadelesine Red Robin ismiyle devam edecek ve Teen Titans'ın lideri olacak.
+Damian Wayne'den kurtuluş yok! Küçük bey hala Robin.
+Barbara Gordon, tekerlekli sandalyesinden ve Oracle kimliğinden kurtulup, eski günlerdeki gibi Batgirl olacak.
+Batman Inc. için 2012'yi bekleyeceğiz.

Eylül ayında yayınlanmaya başlayacak yeni Bat-Ailesi çizgi romanları:

Batman #1
Yazar: Scott Snyder  Çizer: Greg Capullo
Scott Snyder, DC'nin bünyesinde barındırdığı en heyecan verici yazarlardan biri. American Vampire'la yaptığı baş döndürücü çıkışın ardından Detective Comics'teki Black Mirror/Skeleton Cases/Hungry City maceralarıyla Grant Morrison egemenliğinde parlayabilen belki de tek yeni Batman yazarı olan Snyder'ın kısa zamanda kazandığı başarı onu "Batman"in başına getirdi. Derginin çizimleri Snyder'ın daha önce beraber çalıştığı Jock ve Francesco Francavilla yerine, Image Comics okurlarının Spawn ve Haunt'tan hatırlayacağı Greg Capullo'ya emanet. Çıkacak dergiler arasında satış/kalite garantili olan bir çizgi roman varsa, o hiç kuşkusuz Batman. Merakla bekliyoruz.

Detective Comics #1
Yazar: Tony Daniel  Çizer: Tony Daniel
Snyder ve Capullo'nun Batman'inden sonra Tony Daniel tarafından yazılıp çizilecek Detective Comics'ten söz etmek, "Size bir iyi, bir de kötü haberim var çocuklar!" demekten farksız. Tersimden kalkmadığım güneşli bir günde, en iyi ihtimalle "vasat" olarak tanımlayabileceğim Daniel'a, DC'nin en eski serisini teslim etmek kadar saçma bir hareket olamaz. Batman dergisinde eğlencelik, içi boş süper kahraman hikayelerinin bile altından kalkamayan Daniel'dan dedektif öykülerine yer verilen bir dergide verim almayı beklemek, Rob Liefield'ın Eisner ödülü almasını beklemek kadar gerçek dışı. Paul Dini'nin katılımıyla 2006 yılından beri hiç fire vermeden, okuyucunun karşısına birinci sınıf hikayeler çıkartan Detective Comics, uzun zaman sonra ilk defa geri adım atıyor. Alışveriş sepetimden bir çizgi roman eksiltirken, içerik hakkında bir tahminde bulunayım: Her şeyin arkasında The Long Halloween/Dark Victory'den birileri var!

Batwoman #1
Yazar: J.H.Williams  Çizer: J.H.Williams, Amy Reeder
Ne kadar oldu? Bir yıl, bir buçuk yıl? Çıkış tarihi sürekli ertelenen Batwoman'a sonunda kavuşuyoruz. Elegy ve GO hikayeleriyle okuyucudan tam not alan ve prestijli çizgi roman ödüllerine layık görülen Batwoman, tahminimce Flashpoint sonrasındaki değişikliklerden en az etkilenen karakter olacak. Greg Rucka'yı özleyeceğimiz kesin, ama aylar önce piyasaya sürülen ve DC'nin zorlamasıyla aceleyle tamamlanmasına rağmen hayal kırıklığına uğratmayan Batwoman #0'ı J.H. Williams'ın elleriyle hazırladığı tadımlık bir başlangıç olarak kabul edersek, ana yemekte parmaklarımızı yiyeceğimizi söyleyebiliriz.

Nightwing #1
Yazar: Kyle Higgins  Çizer: Eddy Barrows
Dick Grayson hayranları kızgın. Haksız da sayılmazlar, karakterin Batman üniformasını giymesi için uzun yıllar beklediler. Tam da Dick role ısınıyordu ki... BAM! Planlar değişti, karakter eski kimliği olan Nightwing'e doğru Benjamin Button geçişi yaptı. Genç yazar Kyle Higgins şu an Gates of Gotham mini serisinde Scott Snyder'la beraber fena iş çıkarmıyor, şans verilebilir. Eddy Barrows ise Superman ve Teen Titans'daki işlerine bakılırsa Nightwing'e uygun bir çizer. Bu arada hayranların, Nightwing'in kırmızılı yeni kostümüyle "Batwoman Man" diyerek dalga geçtiklerini ve klasik mavi-siyah kostümü geri istediklerini belirtmekte yarar var. 

Batgirl #1
Yazar: Gail Simone  Çizer: Adrian Syaf
Okurlar arasında gözle görülür bir kutuplaşmaya yol açacak olan bir dergi varsa bu Batgirl. Üstelik bunun için birden fazla neden mevcut. Birincisi; başlarda kendini kabul ettirme sıkıntısı yaşasa da, hiç de yabana atılmayacak bir takipçi sayısına ulaşan son Batgirl Stephanie Brown'ın serisinin gençliğine doyamadan iptal olması. Spoiler olarak ün salmış bir kızı Batgirl yapmak iyi bir fikir değildi, kabul, ama ortaya çıkan sonuç, beklentilerin üzerinde, Batman Beyond çizgi filmi ayarında bir eğlencelik olduğuna göre bu kadar çabuk harcanmamalıydı.
İkinci sebep; önceki Batgirl Cassandra Cain'in yine üvey evlat muamelesi görmesi. Çizgi roman forumlarının müdavimleri bilir, Cassandra'nın seslerini yükseltmekten çekinmeyen fanatikleri mevcuttur. Cass'in dönüşü için 2012'deki Batman Incorporated'ı bekleyeceğiz anlaşılan.
Üçüncü ve hepsinden daha önemli sebep; yeni Batgirl'ün Barbara Gordon olması. Alan Moore'un efsanevi Killing Joke'unda Joker tarafından vurularak tekerlekli sandalyeye mahkum edilen Barbara'nın bir kostümlü kahraman olarak kariyeri sona ermiş, ama Oracle kimliğiyle DC evreninde kazandığı zaferlerle, karakterin Batgirl olarak hayatta yapamayacağı işleri başarmakla kalmayıp, zaten sinema, televizyon ve çizgi romanlarda gerektiği kadar temsil edilmeyen fiziksel engelli gençler için benzersiz bir rol model olmuştu. DC tek Modern Çağ çizgi romanda görünmemiş bir karakter olan Batgirl'ü geri getirerek daha fazla t-shirt satmak için Oracle'ı ortadan kaldırıyorsa alacağı tepkilere hazırlıklı olmalı. Kimse kusura bakmasın, bu yapılan "Üzgünüz, engellilere yerimiz yok!" demekle eşdeğer. Yeni Batgirl'ün tek artısı, Oracle'ı iyi tanıyan Gail Simone'un yazarlık görevini üstlenmesi. Tabi o bile bu seriyi kurtarmaya yetmiyor.  Ben vakit kaybetmeden Batgirl'ün Gümüş Çağ çizgi romanlarında silah olarak kullandığı ruju alıp kapak resminin üzerine X işareti yaptım, sizi bilmem.

Birds of Prey #1
Yazar: Duane Swierczynski  Çizer: Jesus Saiz
Birds of Prey DC'nin en tutarlı dergilerinden biriydi. Son serisinin bir türlü istenen heyecan dozunu yakalayamadığı konusunda çoğunlukla hemfikir olsam da, Gail Simone'un yazdığı onca harika sayının hatrına okumaya devam ediyordum. Yeni yazar Duane Swierczynski suç romanlarıyla tanınan bir isim, Simone'un yerini doldurup doldurmayacağı bilinmez. Birinci sayının kapağına bakınca oluşan bir kaç düşünce kutusunu hemen paylaşayım: 
+Huntress nerede?
+Kadın karakterleri muhafazakar kostümlere sarmanın mantığını çözebilen varsa beni aydınlatsın. Hadi Wonder Woman'ı bir nebze olsun anlayabilirim de, Black Canary? Poison Ivy? 
+Poison Ivy'nin kahraman/anti-kahraman rolünde koca bir zaman kaybı olacağını bir tek ben mi görebiliyorum acaba? Batman'in kalan yegane saf kan kadın düşmanını yumuşatmaya ne gerek var?

Batman: The Dark Knight #1
Yazar: David Finch  Çizer: David Finch
Hahahahaha... 1. ve 2. sayısı Arasından aylar geçen The Dark Knight'ı, Eylül'de tekrar #1'den başlatmak kimin fikriyse kutluyorum. Tarihin en hızlı başa dönen çizgi romanı heralde. David Fich'in DC'ye geçerken öne sürdüğü koşullar arasında Batman'i yazmak vardı, anladık da, Finch'i mutlu etmek için başarısız olan bir formülün ısrarla denenmesi akıl işi değil.

Catwoman #1
Yazar: Judd Winick   Çizer: Guillem March
DC yeni numaralandırmayı açıkladığı andan itibaren, yayınlanmasına kesin gözüyle baktığım bir dergiydi Catwoman, o yüzden yeniler arasında ismini gördüğüme hiç şaşırmadım. Beni şaşırtan Judd Winick'in yazar olarak seçilmesi oldu. Winick sağı solu belli olmayan bir isim bana göre. Keyifli sayılabilecek işleri de var, feci olanları da. Selina'yı Red Hood The Lost Days'de Talia'ya yaptığı gibi fırsatçı bir şıllık olarak göstermesinden korkmuyorum desem yalan olur. Winick'in röportajlarında, sanki anlamlarını yeni öğrenmiş gibi, sinir bozucu bir noktaya gelene kadar tekrarladığı "hırsız" ve "seksi" kelimelerine bakılırsa, karakter son zamanlardaki anti-kahraman modundan çıkıp, Black Cat-imsi bir havaya bürünecek. Şimdilik sadece Selina'ya hayır diyemeyeceğim için alınacak bir seri Catwoman.

Batman and Robin #1
Yazar: Peter J. Tomasi   Çizer: Patrick Gleason
Tomasi ve Gleason Grant Morrison yokluğundaki Batman and Robin'de Dick/Damian takımını anlatmada ortalama bir iş çıkarmıştı, Bruce/Damian ekibinde yapacakları çok da merak uyandırmıyor. Damian severlerin şans verebileceği bir dergi.

Batwing #1
Yazar: Judd Winick  Çizer: Ben Oliver
DC Comics yeni yayın politikasında ırk ve cinsel kimlik çeşitliliğine yer verip, azınlıkları ön plana çıkaracağını iddia ediyor, ispatlamak için de hakkında pek az şey bildiğimiz zenci Batman/Batwing'e kendi çizgi romanını vermeyi uygun görmüş. Bir yandan azınlıktan bahsederken, diğer yandan Cassandra Cain'i saf dışı bırakmak, Barbara Gordon'ı tekerlekli sandalyeden kaldırmak da DC'ye yakışacak türde bir ironi olmalı. Yazarımız Judd Winick olduğuna göre uzaktan bakmakta yarar var.

The Red Hood and The Outlaws #1
Yazar: Scott Lobdell  Çizer: Kenneth Rocafort
Azınlıklar demişken... Doğal kızıl saçlı kahramanlardan bir grup oluşturmak da yeni stratejinin bir parçası heralde.Aksi takdirde, Jason Todd, Roy Harper ve Starfire aynı seride ne arıyor, bir türlü çözemeyeceğim. Scott Lobdell seveni de nefret edeni de bol bir adam. Karakterlerin yaşlarının bir hayli geriye gideceğini ve sonucun yazarın Generation X'deki çalışmasına yakın olacağını düşünüyorum. Çizer Kenneth Rocafort ise DC'ye yeni ısınmaya başladı. The Red Hood and The Outlaws şu an için iyi ya da kötü olabilecek sürprizlerle dolu bir kapalı kutu.

2 Haziran 2011 Perşembe

Let's Do The Time Warp Again


Bu yazıyı okuyacak kadar çizgi romanlarla ilgiliyseniz, bir kaç gündür interneti sallamakta olan DC'nin Flashpoint macerasından sonra tüm serilerini sıfırlayıp, Eylül ayında Geoff Johns ve Jim Lee'nin ellerinden çıkacak Justice League #1 önderliğinde 52 sürekli seriyi baştan başlatacağı haberini mutlaka duymuşsunuzdur. Yeni orijinler, kostüm değişiklikleri, geriye yaşlanma... DC her ne kadar "reboot" kelimesini kullanma konusunda gönülsüz davransa da, olacakları tahmin etmek zor değil; devasa boyutlarda bir reboot geliyor, bağıra çağıra.

Aslında bu DC evreninin devamlılık problemlerini çözmek adına yapılan ilk girişim değil. 1985 yılında yayınlanan Crisis on Infinite Earths'ün akabinde daha küçük çaplı bir deneme yapılmış (George Perez'in Wonder Woman'ı gibi) ancak bazı dergiler reboot ışınlarıyla vurulurken diğerlerinin normal seyrinde devam etmesiyle kafalar büsbütün karışmıştı. Karakterlerin hangi özelliklerinin Pre-Crisis, hangilerinin Post-Crisis olduğu hala hayranlar arası tartışma konusuyken, ardı arkası kesilmeyen Crsis'ler ve bazı yazarların Hypertime-vari anlayışla her macerayı canon kabul etmesi sıkıntıları çözmek yerine daha büyük soru işaretleri yaratmaktan başka işe yaramadı. Şimdi ise öncekilerden kat kat riskli, ancak başarılı olunursa getirisi fena halde karlı bir hamle yapıyorlar. Kahramanlar daha genç, maceralar daha modern, temalar 2010'lu yılların dünyasıyla daha içli dışlı olacak. Ama neden?

Akıllara gelen başlıca sebep yeni okuyucular kazanmak. Çizgi roman filmlerinin ve bilgisayar oyunlarının son yılların eğlence sektörünün en çok kazandıran alanlarından biri olduğunu söylemeye gerek yok. Marvel'ın kahramanlarını sinemaya taşırken Ultimate serisinden elementler kullanması ve çizgi romanlarını her fırsatta yan medya versiyonlarıyla senkron halinde tutmasının (Spider-Man 3 gösterime gireceği günlerde, filmdeki kostümü hatırlatsın diye Back In Black diye uyduruk bir macera yayımlamak örneğin... ) geri dönüşü hayli kazançlı oldu. DC ise The Dark Knight gibi milyar dolar getiren bir filmin rüzgarından nasiplenmek yerine, Bruce Wayne'i öldürdü/geçmişe gönderdi, maskeyi Dick Grayson'a giydirdi. Düşünün, yeni bir Batman hayranısınız, The Dark Knight'ı ağzınız açık izlemişsiniz, filmden sonra çizgi roman dükkanına gidip hoşunuza gidebilecek bir çizgi roman bulmak için rafları karıştırıyorsunuz. O da ne? Batman Bruce Wayne değil! Yanında Damian diye bir çocuk dolaşıyor, o kim? Red Robin de neyin nesi? Dergiyi aldığınız yere koymak için sayamayacağınız kadar gerekçeniz oldu bile!

Peki yeni hayranlar kazanmaya çalışırken eskileri kaybetmek almaya değer bir risk mi? Burası oldukça eğlenceli. Çünkü malum haber yayıldığından beri forumlar çalkalanıyor. Büyük çoğunluk yıllardır tutkuyla takip ettikleri kahramanları daha genç ve modern versiyonları uğruna geride bırakmayı reddedip "DC benim için bitmiştir!" kartını çekmiş durumda. Dan Didio da, Geoff Johns da, Jim Lee de çok iyi biliyor ki, şimdi Caps Lock tuşunu bir an olsun devre dışı bırakmayan öfkeli fanboylar, Superman #1, Green Lantern #1, Batman #1 görücüye çıktığında Flash hızıyla gidip hepsini satın alacaklar. Bu demek değil ki, tüm eski okurlar dönecek, ama çok ciddi bir kayıp yaşanmayacağı açık. Zaten sadece kapağında #1 yazdığı için normal şartlarda okumayacağı çizgi romanları alan bir kitle mevcut, üzerine geri dönecek dinozorları ve sekiz yüz küsur sayı geride neler olduğunu bilmediği için önceleri çizgi roman okumaktan kaçınanları ekleyin. Gelsin paralar!

Yeni devamlılığın neleri kapsayıp, neleri dışarıda bıraktığını henüz kimse bilmiyor. Gelen bilgiler (amblemi ve kostümünün...eee.. alt kısımları değişime uğrayan) Superman ile Lois Lane'in evliliğinin silineceği, Çelik Adam'ın (klasik versiyonu ve JMS macerasındaki tasarımının karışımı bir görünüme kavuşan) Wonder Woman ile aşk yaşayacağı yönünde. Superman ile ilgili değişimlerin DC'nin karakterin haklarını kaybetme endişesi ön planda tutularak yapıldığını söylemek mümkün. Ayrıca kostümdeki değişiklikler ve Lois Lane ayrılığı, yeni genç Superman'in Grant Morrison, Mark Waid, Mark Millar ve Tom Peyer'in DC'ye 1998 yılında sunduğu "Superman 2000" projesinden etkilenmiş olabileceği düşüncesini akıllara getirmiyor değil. Morrison demişken, kendisi Superman #1'i kaleme alacak yazarımız.

Yayımlanacak diğer dergiler arasında Hawkman, Aquaman ve şaşırtıcı ama Gail Simone'un yazmayacağı Birds of Prey #1 bulunuyor.

Gelelim Batman'e... Değişimin Kara Şövalye'yi ne kadar etkileyeceği merak konusu. Bir kısım Grant Morrison'ın Batman Incorporated'ının hayran favorisi olmasından dolayı reboot ışınlarından pek fazla zarar görmeyeceğini söylese de, nedense yeni evrende 50 kişilik bir Batman ordusuyla karşılaşacağımızı sanmıyorum. Damian'ın portakalda vitamine doğru ters bir evrim geçirmek üzere olduğu da bir başka gerçek. Dick'in Batman kostümü giyip giymeyeceği bilinmiyor, karakterler gençleşeceği için Robin'e dönüşmesi ihtimaller dahilinde. Nightwing #1 dergisi çıkacağı söyleniyor, ama karakter konusunda bir açıklama yok. 

Barbara Gordon ise Batgirl #1 çizgi romanında yeniden yürümekle kalmayıp, Batgirl unvanını geri alacak. Bu son gelişmenin engellilerin çizgi romanlardaki sayılı başarılı temsilcilerinden biri olduğunu düşündüğüm Barbara için üzülmeme sebep oldu doğrusu. Benim için Oracle, fiziksel limitlerini aşıp, DC evrenindeki tüm kahramanların eli, ayağı, gözü olmuş bir karakterdi. Orada Kate Kane/Batwoman gibi (Evet, kendisi sonbaharda ilk sayısıyla bizlerle olacak. NİHAYET!) son yılların en çok ses getiren kadın karakterlerinden biri varken, 1966 yılında Batman televizyon dizisine kadın izleyici kazandırmak için yaratılmış Batgirl son derece gereksiz. Oracle özlenecek. Anlaşıldığı üzere DC'nin planlarından bir diğeri karakterleri ikon haline gelmiş kimliklerine döndürmek. Piyasadaki Batgirl t-shirtlerinin, aksiyon figürlerinin, kupalarının, çantalarının hemen hepsinin Barbara Gordon versiyonunu kullandığını hesaba katarsak, akıllıca bir strateji geliştirdiklerini söyleyebiliriz.

DC cephesinde haberler şimdilik bunlardan ibaret. Önümüzdeki yazın teorilerle, korkuyla, bekleyişle geçeceği kesin. Çok iyi bildiğim bir şey var; Eylül ayından sonra Whatever Happened to The Caped Crusader'ı okumak hiç olmadığı kadar acı verici olacak.