27 Aralık 2011 Salı

Batman Incorporated: Leviathan Strikes #1

Sevgili Grant,


Çaktırmamaya çalışıyorum ama, 2006 yılında Batman dergisinin başına geçip, Detective Comics'de harikalar yaratan en eski çizgi romancı dostum Paul Dini'yi gölgede bıraktın ya, o günlerden beri bozuğum biraz sana. Hele ki yazdığın o pek de albenisi olmayan "Batman and Son"ın sırf Dennis O'Neil/Neal Adams güzellemesi olduğundan dolayı baş tacı edilmesi canımı ne kadar sıktı anlatamam. Dini orada, deneysel maceralar yazarken status quo nasıl korunur dersi verirken sen gittin, 50'li yılların tozlu manşetlerinde kalan "Batman of All Nations"ı çok lazımmış gibi günümüze uyarladın. Utanmadın, yaşayan efsane JH Williams'a çizdirdiğin bu macerayı nefes kesen bir polisiye yaptın. Batman'i öldüreceğini bas bas bağırdın, R.I.P. diye Death of Superman'den sonra kimsenin yemeyeceği bir manevra yaptın, ses etmedim. Bruce Wayne'i geçmişe yolladın, başkası yapsa en fazla Adam West, hadi bilemedin Lewis Wilson kadar ciddi görünebilecek mağara adamı Batman, korsan Batman, cadı avcısı Batman, yalnız kovboy Batman gibi ucuz konseptlerle önüme geldin, kızmadım. Batman kumaşı olmayan Dick Grayson'dan ve antipatikler listesinde Scrappy Doo ile yarışan Damian Wayne'den dinamik ikili Batman ve Robin çıkardın. Şımardıkça şımardın, Bruce'u geri getirip, Batman markasını dünyaya açtığında, Batman Incorporated'dan nefret edeceğimden adım gibi emindim.

Barbatos'un gölgesi üzerinde olsun Grant, sen ne yaptın? En uçuk, en garip, Batman ile bir arada kullanılması en sakıncalı fikirleri aldın, ve senin kaleminden çıkacak hiçbir şeyi sevmemek için şartlanmış o lise öğrencisini utancından renkten renge boyadın. Nasıl başardıysan, Batman kostümü giymiş kötü polisleri kendi icadınmış gibi sundun. Bir düz yazı yazdın, bilinçaltımızı dışarıya sadece gece yarısından sonra çıkan şeytani palyaçoların kabuslarına buladın. Siyah Eldiven'in liderinin kimliğini aylar sürecek tartışmaların başlığına taşıdın. Zurr-En-Arrh'ı lugatımıza kattın. Catwoman'ı bir kalemde oyunbaz bir hırsız, Joker'i dalganı geçe geçe siyahlar içindeki bir mezar kazıcı yaptın.

Kötülüklerinin haddi hesabı yok. Şimdi tabii ki David Finch'in Batman The Dark Knight'ı yavan gelir, tabii ki Batman and Robin dergisi bir anlam ifade etmez. Gözler senin panellerden taşan Gümüş Çağ göndermelerini, pop kültürü taşlamalarını, sanki yıllardan beri varmış hissi veren yeni karakterlerini arayacak. Altı yıldır şu veya bu şekilde elinin değdiği en beter çizgi romanda bile şapka çıkarttıran bir şeyler başardın ya, helal olsun sana Grant.

Buraya kadar yazdıklarımdan da anlamışsındır, dünya üzerindeki en büyük hayranın değilim. Dürüst olmam gerekir ki; bir tekme vurmak için tökezlemeni bekledim. Benim için ne beni Batman ile tanıştıran Paul Dini kadar özelsin, ne de Alan Moore gibi Olympos'a giderken, Zeus'un yanındaki koltuk bana göre fazla rahat diyerek, yarı yoldan çark etmiş bir tanrısın. İlk görüşte aşık olup, 7 gün sonra yıldırım nikahıyla evlenen bir çifte değil de, arkadaşların tanıştırmasıyla zoraki başlamış, fırtınalı bir aşka dönüşmesi seneler almış bir mantık evliliğine benzetilebilir okur/yazar ilişkimiz. Ha, aşk meşk dedik diye iş attığımı falan düşünme, görüşmeyeli bir dizi estetik operasyon geçirip Michelle Pfeiffer'a benzemediysen hiç şansın yok, bilesin.

İşte Grant, yazdığın Batman Incorporated: Leviathan Strikes #1 beni bu hale soktu, Eminem'in Stan klibindeki elemana döndüm yemin ederim. Altmış küsur sayfayı bir solukta okurken, yılın son günlerine yaklaşmanın verdiği hüzünle, senin Batman'inin ne kadar özel olduğunu bir kere daha hatırladım. Yeni 52 çıkalı mertlik bozuldu, yazdığın karakterlerden bazıları DC ana evreninde yok. Biliyorsun bunları, tekrar tekrar anlattırma adama. İkinci sayı için 2012 sözünü vermişsin, senin lafına pek güven olmaz ama bekleyeceğiz diyelim.

Leviathan Strikes #1'i senin de DC'nin gidişatından memnun olmadığının bir delili olarak görebilir miyiz, emin değilim, zira DC'nin yarasa kostümünü Stephanie'nin üzerinden zorla çıkartıp, Barbara'ya giydirmesine içerlemiş okurlara "Alın size Stephanie Brown/Batgirl, doya doya okuyun. Bu son fırsatınız." der gibisin.


Batman Incorporated'ın "yeni sezonunun" ilk bölümünü Batgirl'e ayırmakla ne iyi etmişsin. Batgirl'ü İngiltere'de Leviathan tarafından yönetilen (ve katil yetiştiren!) bir kız okuluna göndererek, hem New X-Men hem de Buffy The Vampire Slayer tadı yakalamışsın, dehşet olmuş. Öğretmenlere Lady Gaga, Rihanna ve Katy Pery kılığı giydirip, MTV ile eğitilen gençlere bıyık altından gülmüşsün, bari Madonna'yı da müdür yapsaydın, ayıp olmuş. Cameron Sterwart, kadın karakterleri konusuz film yıldızlarına benzetmeden güzel çizebilen eşine az rastlanan sanatçılardan. İyi ki onunla çalışmışsın, Stewart sayıdaki her yeni "sivil" karaktere ayrı ayrı kişilik kazandırmış. Ayin sahnesinde de eski Batwoman Kathy Kane'in kostümünü kullanmışsınız, aferin.

Sayının ikinci bölümü, büyük hikayeyi daha ileri taşımasına rağmen bence ilki kadar sağlam değildi. Anlatım yer yer karışık (bildiğin çorba) olmuş. Mühim değil, Dedalus'u, El Gaucho'yu, Sanal Oracle'ı gördük ya, bize yetti. Aramızda kalsın, Chris Burnham'ın kirli çizimlerini acayip özlemişim. Renklerin canlılığı bana The Dark Knight Strikes Again'i hatırlatmadı desem yalan olur. Olur, değil mi Grant?


Bazı kahramanları acımadan öldürdün, öldürürsün ne olacak, Flashpoint'ten önce geçiyor hikayen. Kalemini kırdıkların yeni 52'de kanlı canlı, yakaladıkları an hesap sorarlar, haberin olsun. Leviathan'ın arkasındaki ismi de açıkladın. Benim tahminimdeki iki kişiden biri çıktı (Talia Al Ghul), diğerinin de kellesini (Jezebel Jet) bulduk, Bruce/Selina taraftarlarını dünya kupasını almış gibi sevindirdin. Yalnız, The Heretic'in kimliğini çok belli ettin, herkes çözdü bak.

Çok uzattım, bu paragrafa kadar bir tek sen okumayı bırakmamışsındır sevgili dostum Grant. 2012'de Leviathan Strikes'ı nihayete erdirip, Batman dergilerinde jübileni yapacaksın. Action Comics'te çok iyi gidiyorsun, aynen devam. Batman evrenine kattığın her şey için (Damian hariç, onu hala sevimsiz buluyorum) sonsuz teşekkürler...

Seni hiç sevmeyen bir okurun :)

20 Aralık 2011 Salı

Coming Soon: The Dark Knight Rises


Christopher Nolan yine yapacağını yaptı ve Batman serisinin üçüncü filmi The Dark Knight Rises’ın fragmanıyla sinemaseverleri ayağa kaldırdı. 2005 yapımı Batman Begins ve 2008 tarihli The Dark Knight’ı takip edecek film, 20 Temmuz 2012’de gösterime girecek. Başrollerini Christian Bale, Michael Caine, Gary Oldman, Anne Hathaway, Tom Hardy, Marion Cotillard, Joseph Gordon-Levitt ve Morgan Freeman’ın paylaştıkları The Dark Knight Rises, Nolan’ın kara şövalye üçlemesine nokta koyacak.

Madem Temmuz ayına kadar beklememiz gerekiyor, bu muhteşem fragmanın vermiş olduğu gazla elimizdeki ipuçlarını masaya yatıralım, filmde karşılaşacağımız olaylar için hazırlık yapalım. 

The Dark Knight Rises trailer bize neler anlatmak istiyor?

MY FAVORITE GAME


The Dark Knight Rises fragmanı, açılışını bir futbol stadyumunda (çekim sürecini takip edenler, stadyumun Pittsburgh’daki Heinz Field olduğunu fark edeceklerdir) Amerikan Milli Marşı’nı seslendiren bir çocuğun görüntüsüyle yapıyor. Batman Begins’te küçük Bruce’un, The Dark Knight’ta Gordon’ın oğlunun yaşadıklarını hatırlarsanız, Christopher Nolan filmlerinde çocuk olmanın, Michael Haneke filminde çocuk olmaktan bir farkının olmadığını, uğultulu bir müzik eşliğinde, gergin bir ifadeyle marş okuyan çocuğun, başımıza gelecek felaketlerin bir habercisi olduğu hemen anlayabilirsiniz.

Nitekim, şeref tribününde beklenmedik bir misafir kendini gösteriyor. Flash TV haberciliği yapıp kırmızı kalemlerle yuvarlak içine almak istemiyorum, tipinden ve kürkünden tanıyabileceğimiz üzere bu misafir, Bane’in ta kendisi.


Ve maçın skoru değişir…


Eleman tozu dumana kattı!

Oopss…


Sahanın içinde kocaman bir krater oluşuyor, oyuncu şaşkın, taraftar şaşkın. Yönetim istifa!

Bane’in maçta bulunma sebebi, eğer kendisi koyu bir Gotham Rogues taraftarı (takımımızın ismi bu) değilse, bu krateri oluşturmak. *Spoiler*  Aylar önce kulaktan kulağa yayılan bazı raporlar, Bane’in “deprem” makinesiyle Gotham’da taş üstünde taş bırakmayacağını ve hükümetin yardımı kesmesiyle, şehrin “sahipsiz bölge” ilan edileceğini iddia ediyordu. Batman çizgi romanlarında 1990’lı yıllarda epey yer kaplamış Cataclysm ve No Man’s Land maceralarına el sallayan bu bilgi doğru çıkma yolunda hızla ilerliyor bu görüntülerle. Bane’in Prolog’ta uğuruna uçak düşürdüğü Doktor Pavel’ın da bu deprem makinesiyle bir bağlantısı olabilir. *Spoiler Bitti*

Gotham Rogues’un arkası dönük oyuncusunun formasında yazan “Ward”, 1966’daki Batman televizyon dizisinde Robin karakterini canlandırmış aktör Burt Ward’a bir gönderme olarak algılandı, lakin futbolcumuz aslında Pittsburgh’un en ünlü takımlarından Steelers’da oynayan Hines Ward.

Bir başka Robin teorisi de taraftarların göründüğü kareden geldi:


ROGUES yazısındaki R harfi dikkatinizi çekti mi? O yazı karakterini daha önce görmüş olabilir miyiz?

Şimdi de Robin dergisinin başlığına bir göz atalım:


Batman’in yardımcısı harika çocuk Robin’i filmde görmek için can atan hayranlar bu über-şekilli R harfinin, Nolan’ın karakterin filmde yer alacağını belirtmek için kullandığı bir işaret olduğunu düşünüp, heyecanlansalar da meselenin aslı hiç de öyle çetrefilli değil. Heinz Field’da taraftar rollerinde oynayacak figüranlara sarı/siyah kıyafetler giymeleri ve pankart hazırlamaları söylenmiş. Batman hayranı figüran arkadaş da elinde tutacağı R harfini, Robin font’una benzetmenin şık duracağını düşünmüş. Budur yani. Case closed.

HARVEY DENT’İN MİRASI

Alfred Modine’in canlandırdığı Nixon (ya da Foley) adlı karakter, artık Gotham’a huzurun hakim olduğunu söylüyor, bu kısım dikkat çekici, çünkü saniyeler sonra sokakların cehenneme dönüşüne tanık olacağız.


Post-Harvey Dent Gotham, karşıdan bakıldığında barış dolu, fakat derine indiğinizde, zengin ve fakirin arasında ekonomik uçurumun olduğu, Dent’in gerçeği gibi, sorunlarını çözmeden üzerini örtmeyi seçmiş bir şehir olarak gözümde canlandı.


Komiser Jim Gordon’ın konuşma yapmak için yanlarında iki Harvey Dent (evet iki!) resminin konumlandığı bir kürsüye çıktığı bu kare, Harvey Dent’in The Dark Knight’taki imajının hiç hasar görmediğini kanıtlıyor. Halk, onun Two Face olduğunu, Joker tarafından yoldan çıkartıldığını bilmiyor. Batman ve Gordon’ın planı, üzerinden sekiz yıl geçmiş olmasına rağmen hala tıkır tıkır işliyor: Beyaz şövalye tüm asaletiyle insanlığa ilham vermeye devam ediyor.

Fakat biz, Empire dergisinde yayımlanan şu kare sayesinde biliyoruz ki; Harvey’nin idealleri yıkılmak üzere:


Bane, Tumblr’ın üzerine çıkmış, Harvey Dent’in portresini havaya kaldırıyor. Öyle bir poz yakalanmış ki, sanki adamımız Dent'in kafasını kesmiş ve zaferini kutlamak için halkına gösteriyor, Medusa’yı öldüren Perseus gibi.


Bane, Joker’in başladığı işi tamamlayıp Dent’i “ucubelerin seviyesine” indirgediği an, Batman’in yaptığı fedakarlık boşa gidecek. Kara şövalye yenilmiş, Joker kazanmış olacak. Gotham’daki insanlar umutsuzluğa kapılacaklar.

Peki Bane, Harvey Dent olayını nereden biliyor? The Dark Knight’ın finalinde Batman, Dent’in repütasyonunu koruma amacıyla Gordon ile bir anlaşma yapmış ve Two Face’in suçlarını üstlenmişti. Tahminen olayla doğrudan ilişkili 2-3 kişiden başka (Ramirez?) kimsenin olan-bitenden haberi yoktu. Bane’in Gordon/Batman arasındaki anlaşmayı bilmesi, Batman Begins’te tanıştığımız “her yere sızmış örgüt” League of Shadows’u akıllara getiriyor. Gary Oldman birkaç ay önce verdiği bir röportajda The Dark Knight Rises’ın, Batman Begins’in hikayesini tamamlayacağını ima etmişti.

League of Shadows?


League of Shadows’un lideri Ra’s Al Ghul’un gençliğini canlandıracağı söylenen Josh Pence’in Hindistan’da yapılan çekimlerde bulunduğunu aklınızdan çıkarmayın.

KIZGIN DAMDAKİ KEDİ

The Dark Knight Rises’ın en çok merak edilen karakterlerinden birisi kuşkusuz Anne Hathaway’e emanet edilen Selina Kyle/Catwoman. Fragmanda Hathaway’i Catwoman kostümüyle göremiyoruz, WB muhtemelen reklam stratejisi gereği Bane’i öne sürüp, aktristi Mayıs’ta çıkacak son fragmana saklıyor.


Selina’yı, Bruce’un bastonla (az sonra değineceğim) katıldığı bir maskeli baloda, çizgi romanlardaki 70 yıllık aşkıyla dans ederken görüyoruz.


1992 yapımı Batman Returns filminde de, Bruce'un Selina'yla dans ettiği bir maskeli balo sahnesi vardı.


Tarih tekerrürden ibarettir. 2012 yazında Batman Returns 20. yılını kutlayacak. Yine bir Batman filminde Catwoman var, yine maskeli balo sahnesi var, ve yine Bruce Wayne maskesiz katılıyor. (Yoksa “Bruce Wayne maskesiyle” mi katılıyor demeliydim?)

Fragmana dönecek olursak, Selina, şehirdeki ahlaksız zenginlerin ayaklarını denk almaları gerektiğini vurgulayarak, Bruce Wayne’i açıkça tehdit ediyor: “Fırtına geliyor…”

Catwoman’ın sözleri Game of Thrones’un dillere pelesenk ettiği “Winter is coming” repliğine benzediği için bayat olmakla eleştirildi. Ama unutulmaması gerekiyor ki, eski Mısır’dan beri kedilere mistik özellikler yüklenmiştir, hatta yıl olmuş 2011, hala kedilerin boyutlar arası varlıkları görebildiklerini, doğal afetleri haber verebildiklerini savunanlar var. Selina’nın öngörüsü kedi metaforunun yanında, “yüksek yerdeki tanıdıkları olmasıyla” (Nixon/Foley?) ya da Bane ile ortak çalışmasıyla açıklanabilir.

Fiendish union?


“You think this will last? There’s a storm coming Mr. Wayne. You and your friends better batten down the hatches, because when it hits you’re all going to wonder how you ever thought you could live so large and leave so little for the rest of us.”


Selina Kyle’ın Bruce’un kulağına fısıldadığı bu sözler, Wall Street işgalcilerinin (Sakın Frank Miller duymasın!) sloganlarına o kadar benziyor ki, senaryonun üç yıl önce yazıldığına inanamıyorsunuz. Çizgi romanlardaki hayatına hafif bencil sayılabilecek, fırsatçı bir hırsız olarak başlamış olan Catwoman, anlaşıldığı kadarıyla Nolan’ın yorumunda sınıfsal farklardan şikayet eden bir Robin Hood’a dönüşmüş.

Batman, Year One'da mafya babalarına tam da bu tarz bir ayar çekmemiş miydi?


Selina ve Bruce dans ederken, merdivenlerden giyisilerin fırlatıldığı sekanslar gösteriliyor. Zenginler yağmalanıyor olabilir mi?


 %1 olmanın bedeli ağır. Bu da şanssız bir milyoner kardeşimiz:


Nixon/Foley, Selina’nın sözleri, Bane ve League of Shadows’u birleştirsek ortaya ne çıkar? Bane Gotham’a gelir, fakir halkın desteğini alır, Gotham’ın varlıklı insanları (içlerinde Bruce da var) yağmalanır ve özel bir hapishaneye kapatılırlar… Hmm, olamaz mı?



Bu sahnedeki mekan neye benziyor? M. C. Escher'in "Relativity" tablosu desem?


Yönetmenin üzerindeki etkisi Inception filmindeki rüya sahnelerinden de anlaşılabilecek olan Relativity, bakış açısını anlatıyor olsa da, insanın içinden çıkılmaz bir labirentte kaybolmasını da temsil eder. Zihin kontrolüyle bağdaştırılan yapıt, David Bowie'li "Labyrinth" filminde üç boyutlu olarak canlandırılmıştı.


Kar maskeli Bruce Wayne bir binadan atlıyor! (Bu kısım büyük olasılıkla teaser'daki Gordon'lı hastane sahnesinin devamı. "What if he doesn't exist anymore?")

Bu arada, Bane’in Frank Miller’ın 1986 yılında kaleme aldığı The Dark Knight Returns grafik romanındaki Mutant Leader karakterinden de izler taşıyacağını düşünüyorum. Çizgi romanda Batman, Mutant Leader’ı devirdikten sonra yükselebilmişti.


 Blackgate hapishanesindeki mahkumlar serbest kalıyor, tıpkı Knightfall'un başında Bane'in bombalamasıyla Arkham akıl hastanesindeki suçlular gibi.


Catwoman’a geri dönelim. Kapak çizeri Adam Hughes, Catwoman’ı her zaman Audrey Hepburn’ü model alarak çiziyor. The Dark Knight Rises’da da Selina’nın kostümleri, Hepburn’ün filmlerinde giydiği elbiselerin neredeyse birebir replikaları:




Selina’nın hüzünlü bir yüz ifadesiyle aynada kendini izlediği sahnenin Batman mitinde ayrı bir yeri var. Boynundaki inci kolye size neyi hatırlatıyor?



Bruce Wayne’in anne ve babasının öldürüldükleri gece, 1980’lerin sonlarından beri Martha Wayne’in inci kolyesinin dağılmasıyla simgelenmekte. Selina’nın fragmandaki sahnede taktığı kolye, Martha'nın Batman Begins’teki kolyesinin aynısı.


Selina'nın inci kolyeyi taşıdığı için baloda Bruce’un dikkatini çekmiş olması ihtimaller arasında, ama Joe Chill’in saldırısı sırasında taneleri kaldırıma saçılan kolye birleştirilip Bruce’a geri verildiyse, Catwoman Wayne malikanesine girip, Bruce’a ait bu değerli hatırayı çalmış olabilir.

BROKEN BAT

Batman’in çok az gözüktüğü fragman, Bruce Wayne’i saçlarına beyazlar düşmüş, bastonla yürüyen bir adam olarak yeniden tanımlıyor. Bildiğiniz üzere Bane, Knightfall macerasında Batman’in belini kırmış ve Bruce Wayne’i tekerlekli sandalyeye mahkum etmişti.



Bane: “When Gotham is ashes, you have my permission to die.”



THE FIRE RISES

The Dark Knight'ın "Why so serious?"ı varsa, The Dark Knight Rises'ın "The Fire rises!"ı var. Üstelik bu slogan gelişigüzel seçilmiş bir kelime grubu değil. "The Fire rises", Charles Dickens'ın klasik eseri A Tale of Two Cities'deki chapter'lardan birinin adı. A Tale of Two Cities, filmimizin konusuyla ve kilit karakterlerinden biriyle yakından alakalı. Bu karakter kim mi?

Miranda Tate! (Zat-ı ali hakkında bir bilginiz yoksa gözleriniz kapatın, gök taşı büyüklüğünde SPOILER geliyor!)


Fransız devrimi sırasında geçen A Tale of Two Cities'de soylular ve fakir halkın çarpışması anlatılır. TDKR fragmanının 2 dakikası bile, Christopher Nolan'ın bize Gotham'ın aristokrat tayfasıyla, Batman Begins'teki kenar mahalle insanının savaşını izleteceğini anlamamız için yeterli.

A Tale of Two Cities'in en ön plandaki karakterlerinden Madam Defarge, asıl motivasyonunu çok sonra öğrendiğimiz, sırlarla dolu bir kadın. Halkı soylulara karşı provoke ediyor, oysa aslında öldürülen ailesinin intikamının peşinde. Kitabın sonlarına doğru şeytana pabucunu ters giydirecek bir kötü kahramana dönüşüyor Defarge. Marion Cotillard'ın canlandırdığı Miranda Tate karakteri baştan aşağı bir Defarge modeli. Çünkü o (bir spoiler uyarısı daha, dönüşü yok!), çünkü o... Batman'in "kurtarmadığı" Ra's Al Ghul'un kızı Talia! Kızın fragmandaki tek sahnesinin "maskesinin çıktığı" kısım olması sizce tesadüf mü? Bence değil. Talia, filmin başlarında Miranda Tate adını kullanıp, Bruce Wayne'in güvendiği bir Wayne Industries çalışanı (belki de sevgilisi) olacak ve Bane kontrolü ele geçirir geçirmez Bruce'u sırtından bıçaklayacak. Demedi demeyin.

THE DARK KNIGHT RISES


Bruce Wayne bastonundan kurtulabilecek mi? Batman, Bane'i yenebilecek mi? Catwoman kimin tarafında savaşacak? Sorulacak yüzlerce soru var. The Dark Knight Rises'ın gösterime gireceği gün yaklaşıp, yeni haberler ve fotoğraflar düştükçe eminim heyecan artacaktır. Beraber çok eğlenceğiz. İyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta... Bane bizi kırana kadar!

Çizgi Roman Ödülleri 2011


Çizgi Roman Okurları Platformu (http://cizgiromanokurlariplatformu.blogspot.com/) 2011 yılının çizgi roman ödüllerinde Yarasa-Adam.Com'u da aday göstermiş. Doğrusunu söylemek gerekirse benim bugün haberim oldu :) Oscar ödüllerinden tutun da, Grammy'lere, yapılan işlerin yarıştırılması fikrinden ezelden beri hazzetmemiş olsam da, bazen kendim çalıp, kendim oynuyormuşum gibi hissettiğim için, fark edilmiş olduğuma sevindim.

2011'in sonlarına yaklaştığımız bu günlerde, Yarasa-Adam.Com'a düzenli girdi yazmaya başlayalı tam 1 yıl oluyor. Kalbimden geçen; blog/site işini benden daha uzun süredir yürüten bir arkadaşımın kazanması. Elbette ziyaretçilerimizden gelecek oylara hayır demeyiz :)

Not: Adayların hangi kriterlere göre belirlendiği konusunda bir fikrim yok, fakat gözlerim Mete'nin "Kasa Zaten Hep Boştu" (http://tengunner.wordpress.com) blogunu aradı. Naçizane.

12 Aralık 2011 Pazartesi

TDKR Prologue Audio

The Dark Knight Rises prologunun ses kaydı:


Bilgisayarına kaydetmek isteyenler için (WB videoyu YouTube'dan çekmek üzeredir :)) Megaupload linki: http://www.megaupload.com/?d=QK9RY1V0

10 Aralık 2011 Cumartesi

TDKR Poster - The Legend Ends

Batman #3

“On the subject of owls, here’s a fact about them. They are the rare birds that doesn’t build its own nest. Instead what they do is find nests abandoned or in use by rival birds and take them over.”

Yazar: Scott Snyder
Çizer: Greg Capullo
Çini: Jonathan Glapion
Renklendirme: FCO

Konu: Batman, yakın zamana kadar var olduğuna inanmadığı gizli topluluk Court of Owls ile ilgili somut delillere ulaşır.

Kapak: Capullo’nun çizdiği “Batman, Talon’a karşı” kompozisyonu içerik hakkında yanıltıcı olsa da, kırmızı, siyah ve beyaz renklerini kullanımıyla göz alıcı görünüyor. Diğer tarafta, Ivan Reis’in variant kapağına gelecek olursak, son zamanların en orijinallik fakiri çalışmalarından biriyle karşılaşıyoruz. N'aptın Reis?

Artılar:

+ Scott Snyder 1 yıllık Detective Comics/Gates of Gotham/Batman yolculuğunda, Gotham’ın yapısına öyle çok yeni taş ekledi ki, çoktandır geri planda kalmış, basit dekorlara indirgenmiş binalar dile gelir oldu. İyi bir Batman hikayesi yazmanın Gotham’ı doğru anlamak olduğunu (Alan Moore’un, Tim Burton’a verdiği tavsiye böyle, bize itiraz etmek düşmez!) esas alırsak, bu kendine özgü kurgusal kentin tarihini zenginleştirmek uğruna zaman ayrılması mutluluk verici. Bruce’un büyük babası Alan Wayne’in öldüğü geceye yapılan flashback, yaşlı adamın kulağa şizofreni, paranoya ya da bir Alzheimer vakası gibi gelen ölüm şeklini kuşku uyandırıcı bir hale sokuyor. Alan Wayne ve Court of Owls bağlantısı (yoksa düşmanlığı mı desek?) gelecek sayılarda önemli bir yer kaplayacağa benziyor.


+ Batman’in araştırmasına eşlik eden kutucuklardaki baykuşların doğasıyla ilgili bilgiler, ilk etapta bir çizgi roman için fazla National Geographic gelebilir, ama Snyder işi sağlam bir sembolizme bağlamış. Örgütün bu ismi seçerken "korkutucu olalım, herkese dayılanalım" mantığından çok, kullandıkları metotları baz aldığını gösteriyor ve aynı zamanda nasıl bu kadar zaman Batman’in radarına yakalanmadığı konusuna, görece tatmin eden bir cevap getiriyor.

+ Sayının aksiyon ve dedektiflik hikayeleri arasında bir denge kurabilmesi. Yazarlar en çok bu iki uç arasında zorlandıkları için Batman maceraları ya durmaksızın kavga dövüş yüklü, standart süper kahraman çizgi romanları ya da bir tek eli büyüteçli dedektiflerin eksik olduğu suç dramaları oluyorlar. Batman #3 ise iki türden de yeterli miktarda parça almış ve başarıyla birleştirmiş.

+ Batman’in düşmanlarını, bir treni mıknatıs gibi kullanarak alt etmesi = EPIC WIN

+ Çizimler, çizimler, çizimler! Greg Capullo’nun Image estetiği ve The New Batman Adventures’ı birleştirdiği tarzı Court of Owls hikayesine çok yakışıyor. Bazı sayfalardaki artistik dokunuşlar tam anlamıyla nefes kesici. (Spoiler Bruce Wayne’i boş Batman başlığının göz kısmındaki deliklerden gördüğümüz panel dehşetti. Hem Batman/Bruce Wayne “persona”larını ayırdığı, hem de Court of Owls tarafından takip edilen Bruce’un sessizce “izlendiği” etkisi yarattığı için. Spoiler)

Eksiler:

- Lincoln March’ın altından bir numara çıkma ihtimalinin katlanarak artması. Üç sayıdır Batman’den sonra en çok gördüğümüz karakter olan March’ın iyilik timsali halleri, Court of Owls’ın gizlenme şekilleriyle uyumlu “yanı başımdaki düşman” klişesine davetiye çıkartıyor. Harvey Dent’in “düşüşü”nün sonrasında Batman’in Gordon haricinde güvenebileceği bir müttefike, Bruce Wayne’in de ara sıra sosyalleşebileceği kendi statüsünden (Hepsinden öte, hobileri arasında geceleri maske ve pelerin takıp çatıdan çatıya atlamak bulunmayan) bir dosta ihtiyacı olduğunu düşünürsek, Scott Snyder, Lincoln’ü James Jr. ve Sonia Branch’in gerçek kötüler grubuna katarsa yazık eder. Lincoln, Gotham gibi bir yerde “normal” bir insan olarak çok daha iş yapar çünkü.


- DcNu’daki toy Batman’e alışmak zaman alacak belli ki. Gotham sınırları içinde Batman’in bilgisinin dışında gelişen olaylara şahit olmak çok tuhaf geliyor. Batman #2'de de Bruce'un plan-programsızlığı fena halde göze batıyordu. (Yoksa bu Bat-God’ın sonu mu?)

- Manasız cliffhanger. (Spoiler  Batman’in öğrendikleri fazlasıyla şok ediciyken, o patlamaya gerek var mıydı?  Spoiler)


Sözün Özü: Batman and Robin, Detective Comics ve Batman: The Dark Knight dergilerinin yarışında Snyder ve Capullo'nun Batman'i açık ara önde gidiyor. Batman'in liderliğinin, Grant Morrison’ın yazdığı Batman: Leviathan Strikes’ın çıkış tarihi 21 Aralık’a kadar devam edeceği kesin…

Peki ya sonra?

TDKR Prolog Türkiye'de Yok

Christopher Nolan'ın The Dark Knight Rises'ının altı dakikalık bir prologunun Mission: Impossible - Ghost Protocol'un IMAX standardına sahip nadir sinemalarda gösterilen kopyasından önce gösterileceği açıklanmıştı. Ancak bu konunun detayları belli değildi. Warner Bros. yaptığı açıklamada prologun sadece ABD ve İngiltere'de limitli sayıdaki IMAX sinemasında gösterileceğini belirtti. Sinemalarda gösterilmese de prologun The Dark Knight'ta olduğu gibi bir süre sonra online olarak izleyicilere sunulması ise yine beklenen bir gelişme.

Kaynak: Film.Com.tr

9 Aralık 2011 Cuma

Operation Early Bird Fail

Operation Early Bird geri sayımı sona erdi veeeeee....

Bir harita belirdi! Pffft, fragman ve afiş hayallerinden sonra The Dark Knight Rises proloğunu gösterecek IMAX sinemalarını işaret eden bir harita bulmak pek güzel olmadı. (Nolan bu kez güldürmedi!)

Neyse, önümüzdeki hafta prolog, fragman, afiş ve daha fazlası bizi bekliyor olacak. Biraz daha sıkalım dişimizi :)

http://operationearlybird.com/

[Spoiler] TDKR Prolog [Spoiler]


2012'nin en çok merak edilen filmi The Dark Knight Rises'ın ilk 6 dakikası dün akşam basın gösteriminde görücüye çıktı. Açılışını yönetmen Christopher Nolan'ın yaptığı özel gösterimde, Tom Hardy'nin Bane karakteri tanıtıldı.

Ain't It Cool'un haberine göre prolog, Komiser Gordon'ın Harvey Dent'in cenazesinde yaptığı konuşmayla başlıyor. Hemen ardından izleyici bir uçak/rehine sahnesiyle baş başa bırakılıyor. Viral belgelerle (Operation Early Bird) örtüşen rehine olayı, geçtiğimiz haftalarda internete sızan ve gerçekliği tartışılan diktatör meselesini doğrular nitelikte. Prolog, birbiri ardına gelen (aralarında Anne Hathaway'in hapishane üniformasıyla yer aldığı bir karenin bulunduğu söylenen) hızlı sahne geçişleriyle noktalanıyor. Son olarak, Batman'in parçalanmış maskesini taşıyan Bane görünüyor. 

Katılımcıların ortak görüşü, İngiliz aksanı ve ağzını kapatan maskesi yüzünden Tom Hardy'nin repliklerinin anlaşılamadığı doğrultusunda. Heinz Field çekimlerinin videolarında da adamın sesinde bir boğukluk sezmiştik, ama bootleg oluşundandır diye çok takılmamışık. Filmin bitmiş sürümünde bu sıkıntının aşılması bekleniyor. Zaten Christopher Nolan da "Düzenleme aşaması henüz başladı. Bana filmin sonunda neler oluyor gibi sorular sormayın" demiş.

Biz de izlesek ya?