25 Ocak 2012 Çarşamba

Batgirl: Year One


Yazar: Scott Beatty, Chuck Dixon
Çizer: Marcos Martin
Renklendirme: Javier Rodriguez
Çini: Alvaro Lopez
Sayfa Sayısı: 224

Barbara Gordon karakterini ilk kez yıllar önce Batman The Animated Series'in Heart of Steel bölümünde görmüştüm. Kaçırılan babasını bulmak için H.A.R.D.A.C. üssüne, çantasındaki makyaj malzemelerini kullanarak giren bu ufak tefek, kızıl saçlı kız, davayı Batman'den önce çözmüş ve bir bakıma günü kurtarmıştı. Erkek çocuklarının kızlara onların saçlarını çekmek, ellerine kalem batırmak, kızacakları laflar söylemek suretiyle yaptıkları anlamsız hareketler malum, benim Barbara hakkındaki hislerim de aşağı yukarı o ayardaydı. Haklıydım da, dağ gibi Batman bir köşede beklerken, Gordon'ın kızının yaramazlıklarını takip etmek hiç ilgi çekici değildi. Haftalar sonra yayımlanan Shadow of The Bat bölümünde kızımız Batgirl'e dönüştüğünde de bu olumsuz fikrim sabit kaldı. Bazen Robin bile fazla gelirken, yarasa kostümlü bir kız çocuğuna ne gerek vardı? Yoksa Batman Sailor Moon mu olacaktı? Beverly Hills Teens'de Bianca hep kaybetmek zorunda mıydı?

Gel zaman git zaman, çizgi roman alemine daldığımda The Killing Joke macerasında Barbara'nın Joker'in tabancasından çıkan kurşunla tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu ve Oracle ismini alarak DC evrenindeki kahramanların ne zaman başları sıkışsa başvurdukları bir bilgi bankası misyonu üstlendiğini öğrendim. Önce Chuck Dixon, sonrasında Gail Simone tarafından yazılan Birds of Prey çizgi romanında Oracle ve Black Canary'nin oluşturduğu mükemmel takımın serüvenlerini okuyup da, Barbara'ya saygı duymamak olanaksızdı. Karakter Oracle kimliğine büründüğünde tekerlekli sandalyede olmasına rağmen öz güven sahibi, cesur, zeki, on tane Batgirl'e değişilmez bir kadın olmuştu. Bu sebeptendir ki, DC'nin geçtiğimiz yıl Yeni 52'de Oracle'dan kurtulup, Barbara'yı yeniden Batgirl yapmasına anlam veremedim. Kızdım, sövdüm.


Aslında Batgirl'e baştan beri pek sıcak bakmamam, karakterin inandırıcı bir motivasyona sahip olmamasından kaynaklanıyor. Barbara, Barbara, neden Batgirl'sün sen? Biliyoruz ki Bruce ve Dick trajedinin yarattığı çocuklar. Onlar suç savaşçısı olmayı seçmemiş, karanlık kaderlerinin biçtiği rolleri oynamak zorunda kalmışlar. Barbara ise -öz değil ama olsun- babasının yanında mutlu, huzurlu bir hayat sürmekteyken, hayat değiştiren bir olay yaşamadan bir anda yarasa kostümü giymeye başlıyor. Canı sıkılmış da, heyecan dolu bir haftasonu geçirmek için Batgirl olmuş sanki. İşte bunu sevmiyorum!

2003 yılında 9 sayılık bir mini seri halinde yayımlanan Batgirl: Year One, saydığım sebeplerden dolayı şans vermediğim bir çizgi romandı. Ciltlenmiş versiyonunun kitapçılarda sık sık karşıma çıkması ve Spider-Man ve Daredevil'da yıldızlaşan çizer Marcos Martin'in ilk önemli ana akım çalışması oluşu bile, Barbara'nın Batgirl'e evrimini okumam için yeterli gelmedi. Doğrusunu isterseniz Robin: Year One incelemesinden sonra, sadece hakkında yazı yazmak amacıyla okudum Batgirl: Year One'ı. Nasıl buldum dersiniz?

Beklenmedik şamar gibi!

Robin: Year One'ın devamı olarak kabul edebileceğimiz Batgirl: Year One'da, yazarların öncü eserin rotasını takip ederek, Batman'in yalnız kovboy olması gerektiğini savunanların karakterle alakalı dertlerini tema olarak çizgi romana yerleştirdiğini görüyoruz. Scott Beatty ve Chuck Dixon, Barbara'nın motivasyonsuzluğunu babasıyla arasındaki çatışmayla, yarasa kız oluşunu potansiyelini açığa çıkarma denemesiyle, yetersiz fiziğini onu tehlikesiz bulan düşmanını yanıltma kabiliyletiyle değiştirerek, kimsenin (Haters gonna hate!) eksilerini saymasına fırsat vermemişler. Sonuç olarak ortaya, Robin: Year One'dan da üstün, okuyucuyu bir an bile sıkmayan bir "kendini iyi hisset" çizgi romanı çıkmış.

Hikayemiz kolay okunur türden: Yeni mezun Barbara Gordon, her şeyden çok polis olmak istemektedir. Komiser olan babası sayesinde hayali oldukça erişilebilir durmaktadır. Ancak Gotham sokaklarının ne denli tehlikeli olduğunu herkesten iyi bilen babası kızının kariyer seçimine karşı çıkar. Polis akademisine yaptığı başvuru reddedilir, büroda yaptığı iş görüşmesinde boy sınırının altında kaldığı gerekçesiyle geri çevrilir. Kahramanımız son çare olarak maskeli bir adalet dağıtıcısı olmaya karar verir.


Veeee Barbara Batgirl'e dönüşür. Yok, yok o kadar çabuk çözülmüyor işler. Dixon ve Beatty ikilisi, en başta Barbara'yı Batman ile pek ilgilenmeyen, bir kez gördüğü Robin'e karşı kayıtsız olan bir karakter olarak tanıtarak ters köşe yapıyor. Barbara okurun beklediği gibi bir Batman özentisi değil. Onun idolü -yıllar sonra Birds of Prey'de grup arkadaşı olacak- Black Canary. Malesef Justice Society of America'nın üyelerinden Canary'e yazdığı hayran mektubu niteliğindeki yardım talebi de istediği sonucu getirmiyor. Yolunu bir türlü çizemeyen ve öfkesi gittikçe artan Barbara'nın hayatı, babasının katılması için teşvik ettiği bir maskeli baloya sırf onu kızdırmak için yarasa kostümü giyip gitmesiyle değişiyor. Killer Moth baloya baskın düzenlemese, Barbara bir şeyler yapmak zorunda kalmasa, belki Batgirl olmayı aklının ucundan bile geçirmeyecek.

Bir yanda Peter Parker'ın Örümcek Adam olduğunu 50 yıl sonra öğrenen (ve unutan!) May kadar kolay kandırılamayacak Komiser Gordon'a yakalanma korkusu, diğer yanda markasını kullanmasına karşı çıkan Batman'e kendini ispatlama arzusu Barbara'nın bir oyun olarak başlamış süper kahramanlık macerasını zorlaştırıyor. 9 sayı boyunca flashback (veya bakış açısına göre flashforward) silsilesiyle Gordon'ın küçük kızının gerçek bir süper kahramana geçişini okuyoruz. Arka planda da ciddiye alınmama gibi Barbara için tanıdık bir sorunla boğuşan Killer Moth'un isim yapma ve çalıştığı seti ateşe verdikten sonra işsiz kalan Garfield Lynss'in yangın olur biz yangına gideriz şarkısını hatırlatan süperkötülük girişimleri var.

Diyeceksiniz ki, Gotham'da sürü sepet kötü adam varken neden Killer Moth ve Firefly (Lynss) seçilmiş? Bu beşinci sınıf düşmanlar, dışarıdan bakınca kocaman bir hata gibi görünebilir, ama çizgi romanın sayfalarını çevirdikçe iki karakterin de Barbara'yla aynı anda aynı problemleri yaşadıklarını görüyoruz. Batgirl'ün içsel yolculuğunu temsil eden bu iki başarısız suçlunun takım kurması da tahmin edersiniz ki bir yerden sonra kaçınılmaz oluyor. Piromani hastası kundakçı Firefly'a, ateşin etrafında dönüp duran pervane Killer Moth'tan daha uygun bir suç ortağı düşünülebilir miydi?


Batgirl: Year One, Scott Beatty ve Chuck Dixon'ın esprili diyalogları ve Marcos Martin'in tatlı mı tatlı çizimleriyle herkesin hoşuna gidebilecek, hafif, sürükleyici, komik bir çizgi roman. Hazır Barbara yeniden Batgirl olmuş, dosta düşmana inat aylık dergisine kavuşmuşken, karakteri başlangıç çizgisinde yakalayan Batgirl: Year One kaçmaz!

Yazıyı Batman The Brave and The Bold'un son bölümünde izlediğimiz Year One esintili Batgirl CGI animasyonuyla bitirelim de ortalık şenlensin.


2 yorum:

  1. Büyülemişti bu çizgi roman beni. Barbara'nın gelecekte başına gelecekleri bildiğim için okurken bir yanım da buruk kalmıştı.

    YanıtlaSil
  2. Sorma. Tam "gelecek" bahsi geçerken Joker'in Killing Joke halini gösteriyor ya, orası çok acı.

    YanıtlaSil

Yorum Yap