11 Mart 2012 Pazar

Batman: Death and The Maidens

Yazar: Greg Rucka
Çizer: Klaus Janson
Renklendirme: Steve Buccellato
Çini: Klaus Janson
Sayfa Sayısı: 224

Ra's Al Ghul'un sağlığı giderek kötüleşiyor. Altı yüz yıl önce Arabistan'da başlayan yaşamı, önderlik ettiği League of Assassins'in başına geçecek bir varis bulamadan yitip gitmek üzere. Dünyaca ünlü eko-teröristin tek çıkar yolu, yüzyıllarca hayatta kalmasını sağlamış Lazarus çukurlarını birer birer yok eden Batman ile pazarlık masasına oturmak. Ra's düşmanını avcunun içi gibi biliyor, onu zenginlik veya güç vaatleriyle ikna etmeyi beklemiyor o yüzden. Ölümsüzlüğünü geri kazanmak için oynayacağı son koz, Bruce Wayne'in reddedemeyeceğinden emin olduğu bir teklif... Onu ölen anne ve babasıyla son bir kez buluşturmak!

Jeph Loeb ve Jim Lee'nin Batman: Hush ile satış listelerini salladığı 2003 yılında, reklamı 'son Ra's Al Ghul çizgi romanı' olarak yapılan [biz de inandık!] dokuz sayılık mini seri Batman: Death and The Maidens, Batwoman: Elegy, Batman/Huntress: Cry for Blood ve Gotham Central'ın Eisner ödüllü yazarı Greg Rucka ve The Dark Knight Returns'ün çinicisi, Batman: Gothic'in çizeri Klaus Janson'ı iddialı bir sahada bir araya getiriyor. Batman ebeveynleriyle yeniden karşılaşsa ne yaşanır? Onlara neler söyler? Thomas ve Martha Wayne, oğullarının kanunu hiçe sayan bir savaşçı olması karşısında nasıl tepki gösterirler? Babası kendisiyle gurur duyduğunu söylese, Batman görevine daha büyük bir aşkla mı sarılır? Yoksa annesini düş kırıklığına uğrattığını öğrense maskesini ve pelerinini vestiyere asıp, insanlara başka yollardan mı yardım etmeyi dener? Öylesine heyecan verici, öylesine Batman karakterini Aşil tendonundan yakalayan bir düşünceler bütünü ki Rucka ve Janson'ın tartışmaya açtığı, Batman her ay yayımlanan bir Amerikan çizgi roman dergisi değil de, beşinci sezonunda ekranlardan ayrılacak bir televizyon dizisi yahut yazarının biteceğini açıkladığı bir roman serisi olsa, ancak ve ancak büyük finalde kullanılırdı. İster rüya sekansı, ister Batman'in başından geçen bir 'ölüme yakın deneyim' olsun, her hali insanın tüylerini diken diken etmeye yeterli bu önermenin. Kara şövalye, o korkunç gecenin her yıl dönümünde iki tane kırmızı gül bıraktığı Crime Alley'de diz çökmüş, kafasını kaldırdığına kendisine şaşkınlık, yargılama ve korku dolu gözlerle bakan anne ve babasını görüyor. Kulağa nasıl geliyor ama? Bu kurcalanmaya, düzenlenmeye, estetize etmeye çok müsait karşılaşma sahnesi Christoper Nolan tarafından nasıl ele alınır, Tim Burton'ın mavi camlı gözlüklerinden nasıl görünür, düşüncesi bile iştah kabartıcı. Öte yandan, aynı fikir dram dozunu ayarlayamayan bir yazarın, acemi bir yönetmenin kontrolündeyse şayet, fon müziği olarak 70'lerin bağrından kopup gelmiş acıklı şarkılarla adamı buhrana sürükleyen Issız Adam yapaylığına, Öyle Bir Geçer Zaman Ki vıcık vıcıklığına davetiye çıkarabilir.

Batman: Death and The Maidens'ın konusunu görür görmez insanın aklına göz yaşlarını tutamayabileceği veya 'ıyy, ne kadar ağdalı olmuş' diye sızlanabileceği geliyor ama, çizgi romanın kapağını kapattığında, gözlerinin önünden dakikalar önce geçen sahnelerden ve yazılardan hiç etkilenmeyeceği, 'bu muydu yani?' kafası yaşayabileceği olasılığı uğramıyor bile. Ne var ki okuyanın canına okuyabilecek 'buluşmanın' Greg Rucka'nın kurduğu düzenekteki karşılığı tam da bu.

Ne yanlış gitti de Batman: Death and The Maidens, elden ele dolaşan, efsanevi bir çizgi roman olması işten bile değilken, beklentilerin altında ezildi? Şimdi buna değineceğim.

Çizgi romanın affedilmez hatası Batman'in ebeveynleriyle yüzleşmesine yan hikaye olarak yer vermesi şeklinde toparlanabilir aslını isterseniz. Birincil öykü, Ra's Al Ghul'un geçmişinden gelen esrarengiz bir karakteri, Nyssa Raatko'yu [SPOILER Ra's Al Ghul'un 18. yüzyılda Rusya'da tanıdığı bir kadından doğan kızı SPOILER] anlatıyor. Nyssa, Ra's Al Ghul'un yoluna çıkan, onunla devamlı tartışan, intikam ateşiyle yanıp tutuşan mazoşist bir kadın. Birlikte göründükleri ilk sahneden itibaren, bu kadının Ra's'in organizasyonunu ele geçirmeyi kafaya koymuş kız kardeşi, terk edilmeyi hazmedememiş eski sevgilisi veya nafaka isteyen karısı olabileceğini hissediyor, ama gerçeği merak etmekle yetiniyoruz bir süre. Çizgi romanın hatırı sayılır miktarda sayfasını kaplayan İkinci Dünya Savaşı flashbackleriyle Nyssa'nın toplama kamplarında geçen acılarla dolu hayatını ve varoluş sebebini aydınlatan anlatı, Nyssa'nın ve Bruce Wayne'in geçmişlerindeki [SPOILER ve ebeveynleriyle olan ilişkilerindeki SPOILER] paralellikleri göstermeye çalışırken, Nyssa karakterini gereğinden fazla öne çıkartıp, Batman'i Home Alone'daki Macaulay Culkin gibi evde unutuyor. Bruce Wayne, Ra's Al Ghul'un teklifini değerlendirmek için geceler boyunca uykusuz kalmaktan başka iş yapmazken, Nyssa her fırsatta hayatını anlatıyor, Ra's Al Ghul'a kafa tutuyor, Talia Al Ghul'a dost gibi yaklaşıp, şeytanın kızının güvenini kazanıyor. Sonunda da hikayeyi ele geçiriyor. 

Kara Şövalye Batman tüm yaşananların çok uzağında, dış kapının dış mandalı gibi oyuna alınmayı bekliyor bu sırada. Nyssa ve Batman'in yolları ha kesişti, ha kesişecek derken de çizgi roman monotonluğa çakılıp kalıyor. Ürün tanıtımında yazan Batman'in ailesiyle buluşması düşüncesine tav olan okur, sarsıcı bir Batman çizgi romanı tadı almayı beklerken, hiç tanımadığı Nyssa adında bir karakterin Star Wars, Magneto: Testament ve BTAS: Heart of Ice gibi yüzlerce daha iyi örneği bulunan 'trajik kötülüğüe giriş' dersiyle idare etmek zorunda kalıyor.

Artılar:
  • Tutarlı bir Ra's Al Ghul karakterizasyonu yazmak herkesin harcı değil. Greg Rucka zoru başarmış.
  • Alfred'in her zamanki gibi mantığın sesi olması. [SPOILER: ve Bruce'a her zamanki gibi sözünü dinletememesi SPOILER]
Eksiler:
  • Entersan bir görünüme ve kişilik özelliklerine sahip olmayan Nyssa Raatko. Tek numarası kendini kesmesi olan, siyah kısa saçlı, günlük giysiler içindeki bir kadın karakter, Batman'in rengarenk düşmanlarının arasında pek tabii sivrilmeyi başaramadı. 
  • Klaus Janson'ın bol taramalı, keskin köşeli çizim tekniği. Batman: Gothic'te de sevmemiştim, burada da sevmedim.
  • [SPOILER] Ra's Al Ghul'un Bruce'a verdiği şişenin içeriğinin ve kahramanımızın iksiri kullandıktan sonra yaşadığı deneyimin doğasının tam olarak açıklanmaması maceranın etkileyiciliğinden kocaman parçalar koparıp götürdü. 
Dünya dışı bir fikrin var ve sen Nyssa'nın peşinden giderken, Jeph Loeb Hush gibi vasat bir çizgi romanla tozu dumana katıyor, öyle mi Rucka? Sana laflar hazırladım demek isterdim ama kaleminin dokunduğu onca aslan gibi, kaplan gibi çizgi roman varken yapamam. Varsın, Batman: Death and The Maidens kaçırılmış büyük fırsatların kitabı olsun. Nasılsa bizim mükemmel bir Gotham Central'ımız var.

Yarasadan Notlar:
  • Death and The Maidens, ismini Rönesans sanatındaki bir motiften almış.
  • [SPOILER] Ra's Al Ghul 2008 yılındaki Batman: The Resurrection of Ra's Al Ghul çizgi romanında Batman dergilerine geri döndü.
  • [SPOILER] Greg Rucka ve Klaus Janson'ın yarattığı Nyssa karakteri League of Assassins'in başına geçmesine rağmen, hiç akılda kalıcı bir icraat yapamadan, 2006'da yayımlanan Infinite Crisis'in hemen sonrasında öldürüldü.
  • [SPOILER] Batman: Death and The Maidens'ın tek geri dönüşü olmayan sonucu, beyni Nyssa tarafından yıkanan Talia Al Ghul'un safkan kötü karakterler grubuna katılması oldu. Yeni Talia'nın ne kadar ciddi bir tehlike haline geldiğini anlamak için Grant Morrison'ın imzasını taşıyan Batman and Son, Batman RIP, Batman and Robin ve Batman Incorporated: Leviathan Strikes maceralarına göz gezdirmek yeterli. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap