1 Mart 2012 Perşembe

Justice League: Doom

Yönetmen: Lauren Montogomery
Senaryo: Dwayne McDuffie
Seslendirme Sanatçıları: Kevin Conroy, Tim Daly, Susan Eisenberg, Nathan Fillion, Carl Lumbly, Michael Rosenbaum, Bumper Robinson, Carlos Alazraqui, Claudia Black, Phil Morris
Yapım Yılı: 2012
Süre: 77 dakika

Warner Premiere, Warner Bros. Animation ve DC Comics hayran favorisi çizgi romanları tek tek animasyona dönüştürmeye devam ediyor. 2007 yılında Superman: Doomsday ile başlayan DC Universe Animated Original Movies projesi, aralarında Justice League: New Frontier, Superman/Batman: Public Enemies, Batman: Under The Red Hood, Green Lantern: Emerald Lights ve Batman Year One'ın bulunduğu on iki DVD ve BluRay filminden toplam 75 milyon dolar kazanç sağladı. 

DC Universe furyasına katılan en yeni çalışma, Mark Waid ve Howard Porter'ın JLA: Tower of Babel adlı popüler çizgi romanının ana fikrinden yola çıkan Justice League: Doom. Batman'in Justice League'deki takım arkadaşlarının karanlık tarafa geçmeleri halinde kullanmak üzere tasarladığı, her biri titizlikle hazırlanmış etkisiz hale getirme planlarının, terörist Ra's Al Ghul tarafından bilgisayarından çalınıp hayata geçirilmesini konu eden Tower of Babel, disleksi ve bilim kurguyu kullanışıyla H.G. Wells romanları, iletişimsizlik alt metniyle Lost In Translation, arkadaşlık ve ihanet temalarına dokunmasıyla The Sleepers gibi büyük işlerin çektiği sınırlara yaklaşan, lakin Transformers kadar renkli görünmekten gocunmayan, çizgi roman gibi bir çizgi romandır. Mark Waid, takım içindeki gerilimi dergiyi elinde tutan okuyucuyu çarpacak kadar yükseltirken, Batman'in dava arkadaşlarının arkasından dolap çevirmesinin etik ve ahlaki boyutunu hiç kasmadan işlemiş, nihayetinde defalarca okunsa bıkılmayacak bir eser ortaya koymuştur. Açıkçası, geçtiğimiz yıl JLA: Tower of Babel'ın duyurusu yapıldığında, merak ettiğim ilk konu alt metnin ne kadarının animasyona yansıyacağıydı. Gelin, cevabı birlikte öğrenelim.


Justice League: Doom, çizgi romandan yalnızca 'Justice League, Batman'den çalınan planlarla devrilir' bölümünü alıp, yeni bir yapı inşa etmiş. Year One: Çizgi Roman vs. Animasyon yazısını okuyanlar, görsel bir iş olan çizgi romanı birebir ekrana aktarma şeklinde yapılan uyarlamaların dünyanın en lüzumsuz uğraşı olduğunu düşündüğümü bilir :) Bu yüzden, JLA: Tower of Babel'dan esinlenerek yeni bir hikaye anlatma gayretindeki Justice League: Doom'u hiç değilse 'kopyala yapıştır' uyarlamalardan daha yukarılarda bir yere koymam gerekiyordu, ama öyle olmadı. Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden çizgi roman ve animasyon emekçisi Dwayne McDuffie'nin tamamladığı son senaryo olan Justice League: Doom, çizgi romanın anlatmak istediği her şeyin sökülmesiyle dımdızlak kalan ve peş peşe gelen dövüş sahnelerine yaslanan boş bir aksiyon filmi olmuş.

Animasyonu çizgi romandan ayıran gözle görülemeyen değişiklikler geride kaldığına göre, sırada ilk bakışta fark edilenler var. O da ne? Tower of Babel'ın kötü adamı Ra's Al Ghul'un yerinde yeller esiyor. Justice League: Doom'da Vandal Savage, Ra's'in hakkı olan kusursuz plan yapan suç dehası statüsüne atanmış. Torpil mi var, ne iş anlamadık. Hani bir roman okursun, baş karakteri hep Natalie Portman olarak hayal edersin, kitabın filme çekileceğini öğrendiğinde, esas kızı kesin Natalie Portman canlandıracak, dersin. Bir hafta sonra gazetede başrolün Katie Holmas'a verildiğini okuyunca suratın Joker rengi alır. Böyle bir duygu işte Ra's'in konumunda Vandal Savage'ı görmek. Merak edip internette dolandım, ne yapımcı Bruce Timm ne de yönetmen Lauren Montogomery bu meseleye değinmiş. Kuru sıkı atacak olsam, BatGod'ı herkesin on adım önünde bir karakter olarak gösteren filmin aşırı Batman merkezli olmasından doğacak tepkilerin önüne geçmek ve ikametgahında Gotham yazan kötü adam hakkını The Dark Knight Rises'da ne yapacağı kestirilemeyen Bane'den yana kullanmak istemişler derim. Sanırım doğru cevabı bilen tek kişi Dwayne McDuffie ve ne yazık ki o artık aramızda değil.

Bane, The Dark Knight Rises fırtınasına 141 gün (yoksa siz gün saymıyor musunuz?) kalmışken, Knightfall, Bane of The Demon, Secret Six gibi çizgi romanları pas geçenler ve/veya çizgi roman okumayan seyirciler için Justice League: Doom'un en büyük silahı. Batman and Robin filmi ve The Batman çizgi dizisinden sonra karakterin çizik çizik olan karizması, Young Justice'daki misafirliğinden sonra toparlandı denebilir. Carlos Alazraqui'nin (öyle bakmayın, ben de tanımıyorum!) seslendirdiği karakter, gözüktüğü her sahnede acaba şimdi ne yapacak, dedirtiyor. Şimdi yazacaklarım filmi henüz izlememiş olanlar için SPOILER olabilir, doğrudan bir alttaki paragrafa atlamakta özgürsünüz. Filmdeki Bane'in hoşuma gitmeyen tarafı, Vandal Savage'ın parayla çalıştırdığı bir adam olması. Bane'i istediğiniz kadar zeki, güçlü, tehlikeli gösterin, Batman'e kendi stratejileriyle ve hür iradesiyle saldırmadığı sürece en fazla bir protein tozu reklamı oyuncusu kadar etkileyici oluyor. Karakterin Vandal'ın emirlerine uymak yerine, onu destekliyor gibi görünüp, aslında bildiğini okumasını beklerdim. Bane'i Batman nefreti had safhada, Venom bağımlılığı devam eden, Wayne Malikanesinin yolunu bilen bir adam olarak çizip de, Batman'i ikinci kez 'kırmak' için Vandal'ın işaretini bekleyen bir piyon yapmak anlamsız olmuş. Ra's Al Ghul'un eksikliği burada yine karşımıza çıkıyor. Eğer Bane, Bane of The Demon çizgi romanında yaptığı gibi Ra's için çalışıyor olsaydı, hedefi sadece para değil, League of Assasins'in başına geçmek olurdu ve sadık köpek gibi davranması göze batmazdı. Neyse...

Vandal Savage'ın kurduğu çetenin diğer ümit millileri şu şekilde: Star Sapphire, Metallo, Cheetah, Mirror Master ve Ma'alefa'ak. Ümit milliler dedim, çünkü kadrodaki karakterlerden hiçbiri (Ares ve Circe ile eşit sayılabilecek Cheetah'yı saymazsak) Justice League'de eşleştiği kahramanın en büyük düşmanı değil. Injustice League ve Legion of Doom tarzı gruplarda yönelim genellikle Joker, Lex Luthor, Sinestro gibi bilinen karakterleri kullanmak olur, o açıdan burada gördüğümüz yeni karakterlere yer açma amacını olumlu karşıladım.


Justice League: Doom'un toz kondurulamayacak bir özelliği varsa, bu tartışmasız seslendirme kadrosu. Casting yönetmeni Andrea Romano, yirmi yıldır DC çizgi filmlerinde çalışıyor ve Batman: Year One'daki Ben McKenzie gibi istisnaları saymazsak kusursuz bir iş çıkartıyor. Romano, Justice League: Doom için olabilecek en yetenekli kadroyu toplamış. Superman'i, Superman: The Animated Series'in çelik adamı Tim Daly, Wonder Woman'ı Justice League: Unlimited'ın amazon prensesi Susan Eisenberg, Batman'i ise Batman: The Animated Series ve Arkham Asylum'un kara şövalyesi Kevin Conroy seslendiriyor. Kevin Conroy deyince bir durmak lazım, çünkü Justice: League Doom, aktörün Batman'e hayat verdiği yirmi birinci proje olarak kayıtlara geçti. Bu adam Batman değilse, başka kimse Batman değil, olamaz da.

Bitmediiii! Dünyanın en hızlı adamı Flash'ı [bu kez Wally West değil, Barry Allen] Smallville'in Lex Luthor'u olarak bildiğimiz Michael Rosenbaum, Martian Manhunter'ı Alias'ın Marcus Dixon'ı Carl Lumbly, Cyborg'u Batman The Brave and The Bold'un Black Lightning'i Bumper Robinson, Mirror Master'ı Buffy ve Angel'ın Wesley'i Alexis Denisof, Cheetah'yı ise Uncharted 2 ve 3'de Chloe'ye hayat vermiş Claudia Black seslendiriyor. Seslendirme sanatçılarının içinden sıyrılıp, coşmuş bir performans sergileyen süper yetenek ise çok fazla repliği olmamasına rağmen Green Lantern'ı sahici bir insana dönüştüren Nathan Fillion.

Görsel açıdan değerlendirdiğimizde, filmin Justice League: Crisis on Two Earths ve Young Justice'a yakın bir tasarıma sahip olduğunu söyleyebiliriz. Batman: Year One'da 'geliyorum' diyen Japon animasyonu [anime] tarzı, uzun bacaklar ve orantısız vücutlarla bu filmde daha da dikkat çekiyor. Animasyon için ne kadar bütçe ayrıldığını bilmiyorum, baktığım hiçbir kaynakta da yazmıyor, ancak Justice League: Doom'un önceki DC filmlerine kıyasla daha ucuza mal edildiği açık. Bazı karelerde adamların yalnızca ağızları kıpırdıyor, CGI Batmobile'i göstermemek için her türlü manevra yapılmış, arka planlar yeterince detaylı değil. Nerde Batman: Under The Red Hood, nerede bu? Ayrıca, özel bir web sitesiyle promosyonu yapılmayan tek DC Universe çizgi filmi de Justice League: Doom. Bütün para aktörlere mi gitmiş acaba?

Artılar:
  • Justice League üyelerinin Batcomputer'daki kimlik kartlarını gösteren jenerik. Ekranda bir karakterin özellikleri akarken, ilgili seslendirme sanatçısının adının yazması çok iyi düşünülmüş. Bir de biliyoruz ki bu dosyalar çalınacak...
  • Royal Flush Gang.
  • Thomas ve Martha'nın mezarlarının başındaki Bane ve Bruce Wayne dövüşü. Her ne kadar kısa da olsa kesinlikle filmin en gerilim yüklü sahnesiydi.
  • Bruce'un [Spoiler geliyor] Kill Bill'deki Bride gibi tabutu elleriyle parçalayarak kurtulması.
  • Kahramanlar düşerken kullanılan yavaş çekim ve hüzünlü müzik.
  • Seslendirme kadrosu.

Eksiler:
  • Vandal Savage bir Ra's Al Ghul değil.
  • Domino etkisi gibi anime etkisi.
  • Özensizce yazılmış diyaloglar. Alfred'in "Bruce"undan, Bane'in "Önce yarasayı kırdım, şimdi adamı kıracağım!"ına kadar.
  • [Spoiler] Batcave'e sızmanın Disneyland'e girmekten daha kolay olması. Hele ki Mirror Master gibi ortalama bir Flash kötüsünün bile rahatlıkla içeri dalabilmesi kötü olmuş. Keşke bilgisayardan bilgi çalma görevi Bane'e verilseydi. Daha önce Batcave'e misafir oldu nasılsa.
  • Batman'in hazırladığı tuzakların basitleştirilmesi. Çizgi romandaki planlar oldukça komplike ve yaratıcıydı. En azından [Spoiler] Lex Luthor'un beş yüz defa kullandığı 'kriptonit kurşun' olmamalıydı. Wonder Woman'ın baktığı her yerde Cheetah'ı görüp, Hera ne verdiyse dalması da saçma olmuş. Hayatı boyunca devlerle, büyücülerle, tanrılarla savaşmış bir amazonun birden fazla Cheetah görür görmez kandırıldığını anlaması gerekirdi
  • [Spoiler] Superman'e caddenin ortasında yaptıkları operasyon daha komik olamazdı.
  • [Spoiler] Kahramanlar kurtulduktan beş dakika sonra bütün olayların çözülmesi. 
  • Legion of Doom üyelerinden duyduğumuz kötü adam kahkahaları. Yapmayın, etmeyin.

Toparlayalım. Justice League: Doom, arkadaşlarınızla düzenlediğiniz PES gecelerinde, oyuna mola verdiğinizde hep birlikte patlamış mısır eşliğinde izleyip, hakkında yorumlar yaparak vakit geçirebileceğiniz, temposu yüksek ama sığ bir animasyon filmi. Kötü demek doğru değil, ancak Mark Waid'in söylemek istediklerini kaçırmamanız için JLA: Tower of Babel'ı okumanız şart. Sizi temin ederim, çizgi romandan alacağınız keyif çizgi filmin sunabileceğinin en az iki katı.

7 yorum:

  1. Türkçe Dublajı da çıktı.

    YanıtlaSil
  2. Ra's Al Ghul konusu kesinlikle beni hayal kiriligina ugratti. Ben bu filmi bu adam icin bekliyordum ve Batman in dusmanalri arasinda herzaman oncelik onundu
    Bunun yaninda benim bildigim babel of towers ta kapaktanda anlasilacagi Batman in ayakta kaldigiydi.Burada roller baskasina verilmis ve isin kotusu Ventaga hic iyi durmamis. Bane disinda diger adamlar hafif tras geldi

    Bu ara batman le alakali ne vara izliyor,duyuyoruz ama mystery of batwoman bile daha iyiydi bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O film kesinlikle Ra's Al Ghul'un hakkıydı. Adamı harcadılar resmen.

      Ra's'i sevdiğin için izlediğini tahmin ediyorum, ama olur da izlememişsindir, Batman: The Animated Series'in Off Balance, Demon's Quest Part 1 ve Part 2 bölümlerini tavsiye ederim. O'Neil ve Adams'ın 70'lerdaki klasik Ra's Al Ghul/Talia çizgi romanlarının çok sağlam animasyon uyarlamalarıdır. Justice League: Doom'un açtığı yaralara merhem olur belki :)

      Sil
  3. Hocam sagolasin not aldim dediginiz listeyi. Yalan yok Batman e ilgi alakam Nolan donemiyle baslar ve 2005 teki Ras Al Ghul (her ne kadar kirptirilmis ve degistirilmis olsa da) beni cok etkilemisti. Resmin genellikle buyuk tarafiyla ilgilenen bir adam ve en buyuk dusmanini mirascisini olmayan bir kisi. Diger batman dusmanlarina akrsilik en saglam yere basan ve amaci olan karakterdir.

    Bir de hocam sana zahmet kesme yazilarini. Okudugum 3-4 blogdan biri ve muthis keyif aliyoruz.Ellerine saglik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Takibe devam!

      Sil
  4. Onur sen kötü değil demişin ama bence kötüydü hatta kötüden de öte rezaletti. Senin anlatımların ve beni kırmayarak tower of babel hakkında yazdığın yazdın sonra öğrendiğim batgod tek siz hepiniz muhabbetinin bu filmle herkese ulaşmasını beklerken ve hatta senin tob yazını da ekleyerek animasyonu paylaşırken farkettim ki resmen canım çizgiromanı katletmişler. Ra's'ın olmayışına mı yanarsın, savage'ın meteor düştü böyle oldum demesine mi yanarsın, batman'in o dahiyane planlarının sadece aynı anda kurgulanmaktan başka bi işlevi olmayan ortalama zeka da birinin yapabileceği plan/tuzaklara indirgenmesine mi yanarsın artık sen seç. Ben hiç haz etmedim. Merakla beklediğim bi filmdi ama büyük hayalkırıklığı oldu. İnceleme için de; eline sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi kurtaran; karakterlerle özdeşleşmiş seslendirme sanatçılarının, ellerindeki zayıf senaryodaki çok da matah olmayan replikleri hayata geçirmekteki başarıları bana kalırsa. Düpedüz "kötü" demiyorsam, büyük oranda Nathan Fillion, Kevin Conroy, Tim Daly gibi aktörler sayesindedir. Keşke çizgi roman layığıyla animasyona aktarılabilseydi. DC Universe çizgi filmlerinin standardı gittikçe düştü, bir kaç sene önce Under The Red Hood ile Mask of The Phantasm gibi eski kaliteli işlerinin tadını yakalamışlardı halbuki. Üzücü.

      Sil

Yorum Yap