27 Nisan 2012 Cuma

Batman #8


Yazar: Scott Snyder, James Tynion IV
Çizer: Greg Capullo, Rafael Albuquerque
Çini: Jonathan Glapion
Renklendirme: FCO, Nathan Fairbarn

Yazın yaklaştığını bağıra çağıra haber verdiği bugünlerde çizgi roman dünyası büyük olaylarla fokurduyor. Güç kaybeden Marvel, Spider-Man: Ends of The Earth ve Avengers Vs. X-Men ile şansını denerken, DC, Batman evrenini Night of the Owls crossover'ıyla sınamayı uygun buldu. Batman ve Nightwing dergilerinin 8. sayılarında başlayan Night of the Owls, önümüzdeki ay Detective Comics, Batman and Robin, Batwing, Batgirl, Birds of Prey, Catwoman, Batman: The Dark Knight ve Red Hood and the Outlaws dergilerine hakim olacak.

Batman #8'in arkasında küçük ama parça tesirli bir fikir var: Evi Talon'ların istilasına uğrayan ve Batman'e dönüşme fırsatı bulamayan Bruce Wayne içine düştüğü durumdan nasıl kurtulur? Geride bıraktığımız yedi sayıda, Gotham'ın her santimetre karesini bildiğini sanan Batman'i burnunun dibinde durup da kendisinden saklanmayı başaran ve ancak canları istediği zaman görünen Court of Owls ile tanıştıran Scott Snyder ve Greg Capullo, karamsarlık ve şüphe ile kaplı bir gerilimle huzurlarımızda. Ya Batman'in bildiğini düşündüğü her şey yanlışsa? Ya Gotham şehri kara şövalyeyi çoktan yarı yolda bırakmışsa? Ya baykuş yarasanın yuvasını ele geçirmişse?

Şunu söylemekte bir sakınca yok ki, Snyder'ın hedefinde kendinden önceki iktidar Grant Morrison'ın coşturduğu BatGod'ı unutturmak var. Kafa karışıklığı? Güvensizlik? Çaresizlik? DcNu'dan önce Batman ile yan yana düşünemediğimiz duygular bunlar, hiç tartışmasız. BatGod'ın devrinin kapanmış olması bu sayıda büyük ölçüde işe yarıyor, çünkü evi bir düzine Talon tarafından işgal edilen Bruce Wayne'deki kaçışın, çözüm arayışının inandırıcı olması gerek. Eski Batman olsa, olası bir beklenmedik misafir durumu için çok önceden malikanenin dört bir yanına tuzaklar kurmuş, Talon'ları tek tek avlamış, sonra da karşılarına geçip "Gotcha!" dermişti. Biz de sırıta sırıta okumuştuk. Snyder'ın Bruce Wayne'inin ise, Batman kostümündeki gizli silahların ve alet kemerinin yokluğu nedeniyle okurda uyandırdığı "Nasıl kurtulacak?" merakı var. Bruce ev sahii olmanın üstünlüğüne sahip, ama Talon'lar da sayıca fazla. Kahramanımız, aşina olduğumuz süslü oyuncaklarına güvenemeyeceği için yaratıcılığını kullanmak, elde avuçta ne varsa birer silaha çevirmek zorunda. 80'lerin ünlü dizi karakteri gizli ajan MacGyver gibi.


Greg Capullo'nun çizimleri ve FCO'nun renkleri, temponun bir an bile düşmediği Batman #8'de metinden daha büyük bir önem taşıyor. Hatta ileri gidip hikayenin Capullo'nun yeteneklerini konuşturacağı bir sergi ortaya çıkarmasına uygun bir biçimde kotarıldığını bile söyleyebilirim. Dövüş sahnelerinde canını kurtarmaya çalışan Bruce'un salladığı yumrukların, attığı tekmelerin ağırlığını ciddi ciddi siz de hissediyorsunuz. Talon'ların zombiden hallice olmaları da kavgayı iki kat daha sert yapıyor hani. Nasıl olsa Batman'in düşmanını öldürmeme prensibi yaşayan ölüler için geçerli değil. Haneye tecavüzden yargılanması gereken yaşayan ölüler için hiç değil!

Batman #8'de suratımıza çarpan, bariz bir Frank Miller esintisi mevcut. Açılış sayfasındaki tam sayfa Bruce Wayne resmine, The Complete Frank Miller Batman kapağına yapılmış bir saygı duruşu diyebiliriz. Bir çok panelde karşımıza çıkan, yalnızca gözleri görünen simsiyah siluet de Miller'ın [ve Eduardo Risso'nun] kullanmayı en çok sevdiği tekniklerinden biridir. Batman'in "B planı" zırh ise, kara şövalyenin The Dark Knight Returns'de Superman ile kapışırken giydiği kostümle, Batman Beyond'un Disappearing Inque bölümündeki zırhının, Batman vs. Predator'daki kostümünün ve Batman Incorporated'daki BatBot'ların karışımı. Ortada Bruce Wayne'in, Tony Stark'ın projelerini taklit etme durumu yok yani! Adam çalıyorsa da kendinden çalıyor.

Sayının sonunda Night of the Owls temalı ilk back-up hikayemize [The Call] de kavuştuk [çizgi romanın fiyatı da arttı, hehe] ve Snyder'ın American Vampire'daki ortağı Rafael Albuquerque'nin çizimleriyle bir Batman macerası okuma şerefine nail olduk. The Call'un dikkate değer yanı, Talon'ların hedefindeki isimleri öğrenmemiz oldu. Listedeki isimler arasında ilk kez Batman #1'de karşımıza çıkan Lincoln March da var. Aylar önce March'ın kötülerin tarafında olma ihtimalinin üstünde durmuştum, yoksa yanıldım mı? 

Artılar

  • Flashpoint'ten sonra ilk kez Wayne Malikanesi ve Bat-Mağara'da dolaşmaya çıktık. Duvar saatini, gizli geçitleri, dev bozuk parayı ve dinozoru selamladık. İyi geldi.
  • Bruce Wayne ve Alfred'in ne şahane bir ikili olduğunu fark ettiniz mi? Batman: Earth One ve Beware The Batman'in tanıtımlarındaki ihtiyar delikanlı Alfred Pennyworth imajı, ana evrene de yansıyor gibi.

Eksiler

  • Kötü karakterin hala bir yüzünün olmamasının hikayeye faydasından çok zararının olduğunu düşünüyorum. Court of Owls'un tüm sırları açığa kavuşsun demiyorum, ama sekiz aydır bu topluluk hakkında hiçbir şey söylememek, Batman'i kendi gölgesini kovalayan bir adam gibi göstermekten başka işe yaramıyor.
  • Court of Owls üyeleri, Bruce Wayne'in Batman olduğunu biliyor mu? Bilmiyorlarsa neden Gotham'ın diğer önde gelen isimlerine birer Talon gönderirken, Wayne malikanesine bir futbol takımı kuracak kadar çok  gönderdiler? Batman #2'de Bruce'un bir Talon'un elinden kaçması etkili olmuş olabilir mi?

2 yorum:

  1. Batman Inc'in uzun ara vermesi en çok bu dergiye yaradı. Snyder kendi Batman anlayışını bütün zihinlere yerleştirdi. Ortama büyük çapta bir macerayla girişi de Inc.'in önemini bir nebze düşürecektir. Keşke diyorum Inc'i New DC'ye dahil etmeselerdi de Flashpoint öncesinde kalsaydı. Devamlılık tutarsızlıkları da Inc.'in değerini bir nebze daha düşürecektir. Ha, niye mi bunları söylüyorum? Morrison daha dururken, Snyder'ın gayet ortalama hikayesinin yüceltilmesine tilt olduğum için söylüyorum. Üstelik Morrison'a Damian yüzünden en ağır lafları etmiş insanım.

    Eğer Bruce, Gotham'daki gizli bir organizasyondan haberdar değilse; bu, o organizasyonun kimseye bir tehdit oluşturamayacak kadar çapsız olmasındandır.

    YanıtlaSil
  2. Batman fandom içerisinde o günün en popüler yazarını yüceltmek için nefes aldığını düşündüğüm, şakşakçı bir topluluk var. Jeph Loeb'in birbirinden dandik işlerini de göklere çıkartan, Grant Morrison'ın run'ındaki nahoşlukları dillendirenlere düşman olanlar da bu insanlar. Şimdi de birisi Snyder hakkında eleştiri getirdi mi, birleşip onun üstüne saldırıyorlar. Yazar değişiyor, hayran kitlesinin tavrı değişmiyor.

    İşin kötüsü, web sitelerdeki sözde profesyonel kritiklerin bol keseden verdiği 5/5'ler, 9.5/10'lar bu grubu daha da güçlendiriyor. Snyder hakkında "ya şurası olmamış..." dediğin anda troll ilan ediliyorsun. Dergiler de bu yüzden averaj olmaktan kurtulamıyor. Satışlar süper, eleştiriler yüzde yüz olumlu, okurlar mutluluk sarhoşu. Adam tutmuş formülü bozar mı? Dibi tutmuş pilavı yirminci defa yiyoruz sayelerinde.

    Scott Snyder'ın Batman run'ının başından beri dolu şeyden şikayet ediyorum, hatta sanırım en çok ben şikayet ediyorum :D Bir önceki sayıda tavan yaptı bu durum. Yumruk /diş fırlatma sahnesi bir yazar için utanç verici olmalıydı, nasıl Rob Liefeld'in Captain America çizimiyle dalga geçiliyorsa o panelle de geçilmeliydi. Bir de bakıyorsun herkes bayılmış. Enteresan :)

    Senin de söylediğin gibi eksikleri ve hataları olmasına rağmen Grant Morrison bizi çok iyi Batman bir karakterizasyonuna ve son derece çetrefilli hikayelere alıştırdı. Snyder falan vız geliyor. Batman Inc'in ara vermesinin Snyder'ın Batman'inin yolunu açtığını düşünmüyorum ama. İkisi aynı anda yayınlansa, bu sefer okurun iki gruba ayrıldığını ve Snyder'cıların Morrison'cılara kafa tuttuğunu görecektik. 2006-2008 Dini/Morrison kavgaları gibi.

    Bu arada Court of Owls'un motivasyonu ne? Neden yıllardır "Batman'den bile" saklanmışken bir anda şehirde fink atmaya karar verdiler? Haklarında ne biliyoruz? Zero. Zilch. Nada. Sekiz aydır ne okuyoruz biz? :)

    YanıtlaSil

Yorum Yap