26 Mayıs 2012 Cumartesi

Batman #9


Yazar: Scott Snyder, James Tynion IV
Çizer: Greg Capullo, Rafael Albuquerque
Çini: Jonathan Glapion
Renklendirme: FCO, Dave McCaig

"Okuduğum en iyi Batman maceralarından biri," cümlesiyle özetliyor dünyanın en çok ziyaret edilen çizgi roman sitelerinden birinde çalışan orta yaşlı eleştirmen, süregelen The Night of the Owls'u. Ötekisi, "Snyder/Capullo ikilisi Batman tarihindeki en merak uyandıran koşulardan birine imza atıyor," yorumunda bulunuyor Kane/Finger, O'Neil/Adams, Grant/Breyfogle, Engleheart/Rogers, Barr/Davis gibilerin yaptıklarını yok sayıp. Not kartlarına yazılan 4.5'lar, 9.5'lar az geliyor, bitmek bilmeyen bir 'tam puan' furyası başlıyor...  Dışarıdan bakarsak, yeni bir The Dark Knight Returns mucizesiyle, 2010'lu yılların Watchmen'iyle karşı karşıya olduğumuzu düşünebiliriz. Oysa okuyucu cephesinde ortalık hiç de sütliman değil.

Dikkat dikkat, spoiler baykuşları yarasayiyengillerdendir!

Yeni 52'nin ticari ve eleştirel anlamda en başarılı dergisi Batman'in 9. sayısı raflara düştü. Geçen ay malikanesine giren bir düzine Talon ile baş başa bıraktığımız Bruce Wayne'i, Talon'ların Gotham şehrine saçıldığı, BatCave'in de tüm Bat-Ailesi dergilerine sızan The Night of Owls crossover'ından payını aldığı bu sayıda teneke kostümü ve pahalı oyuncaklarıyla Barbatos ne verdiyse kullanıp, sayıca üstün olan düşmanına direnirken buluyoruz. Çok amaçlı İngiliz uşak Alfred Pennyworth, robot T-Rex ve her eve lazım yarasa ordusu destekli dövüşün son bulmasının ardından Batman, Court of Owls'un öldürülecekler listesindeki Lincoln March'ı kurtarmak için yola çıkıyor. Fakat March'ın evine vardığında geç kalmış oluyor. Kısa süre önce tanıdığı politikacının, kendisinden Bruce Wayne'e iletmesini istediği mesajı söyledikten sonra kollarında ölümüne tanık olan kahramanımız, yaptıklarını baykuşlara ödeteceğine dair söz veriyor. Bu maceranın sonu!


Kavgamızı en baştan yapalım: Kim ne derse desin, yazar Scott Snyder'ın, günümüz gençlerinde gülünç boyutlarda bulunan gizli örgüt paranoyasını kullanarak kaleme aldığını tahmin ettiğim Court of Owls macerasının, bol kepçeden senaryo açığı ve mantık hatası bulundurduğunu düşünenlerdenim, ve her ne kadar bu durum satış rakamlarına veya eleştirmenlerin hayransal yağlarına yansımamış olsa da görüşümde yalnız değilim. İlk etapta yüzde yüz olumlu seyreden okuyucu yorumlarında, Snyder ve Capullo'nun 'vay be!' dedirttiği Batman #5'in sonrasında belirgin bir değişim oldu. Fan forumları Snyder'ı çizgi romanın yeni kurtarıcısı ilan edenlerle, onu ucuz bir Frank Miller klonu olarak görenlerin tartışmalarıyla dolu. Ben herhangi bir tarafta değilim, ama şu son sayı, Snyder'ı 2011'i Nasıl Bilirdiniz? yazısında en iyiler listesine koymakta acele edip etmediğim konusunda kafamı karıştırmadı desem yalan olur.

Batman #9, serinin mevcut çatlaklarının büyüyüp, su sızdırmaya başladığı sayı olarak görülebilir. Değinmek istediğim ilk sıkıntı, Batman'in mağara dolusu Talon'u bir çırpıda yere sermesi... Bu Batman, tek Talon'la aylarca başa çıkamadığını görüp kahrolduğumuz Batman değil mi? DCnU'da artık manga kanunları mı geçerli? Benim bildiğim mangalarda kahraman über-güçlü tek düşmanla on chapter harcar, ama aynı güçteki adamlardan oluşan bir orduyu şıp diye yener. Dikkatinizi çekerim, sekiz gün bir labirentte aç kaldı, bıçaklandı, dayak arsızı yapıldı bu adam. Ötesi var mı, öldü ve elektroşokla hayata döndü. Sayılar arasında ne kadar zaman geçtiği belli değilken -saatler?- Bruce'un sağlığına kavuşması ancak Wolverine'in mutant güçlerine sahip olmasıyla açıklanabilir. 

Sebebi meçhul, Bat-Mağara kavgasında dikkatimi en fazla, geçen sayıda yemlerine hep "Bruce" şeklinde hitap eden Talon'ların birdenbire "Wayne"e geçiş yapmaları çekti. Ya bir çeşit dikkatsizlik, özensizlik söz konusu ya da baykuş konseyi zombi adamlarına off-screen bir resmiyet uyarısında bulundu. 

Bir başka hayal kırıklığı Gotham'ın aydınlık yüzünden (!) gelsin. Belediye başkan adayı Lincoln March, geçtiğimiz Eylül'de yayımlanan Batman #1'de siftah yapan karakterlerden biriydi. Polisinden, doktoruna, şarkıcısından, manavına sapkın insanların adresi Gotham için "fazla iyi kalpli" görünen, korku filmlerinin finalde hiç de yardımsever olmadıkları anlaşılan kek, pasta ikramcısı ihtiyarlarıyla aynı titreşimi yayan karakter, Batman #2'de saldırıya uğradı, o sırada tesadüfen yanında bulunan Bruce Wayne sayesinde ölümden döndü. Batman #3'e geldiğimizde, hastane odasında ideallerinden bahsetti ve çok geçmeden ortadan kayboldu. Sonra ne mi oldu? Eee...Hiçbir şey! Hakkında dişe dokunur bir şeyler öğrenmemizin mümkün olmadığı March beş ay gibi yeni bir karaktere göre uzun sayılabilecek bir moladan sonra Batman dergisine döndü ve GÜM! Öldürüldü. Peki bu karakterin hikayeye ne tür bir katkısı oldu? Harvey Dent'i aratmayacak bir 'mükemmel vatandaş' tiplemesi yaratıldı mı? Yoo. İlk sayıda normalde sadece kötü karakterlere, ilerde önemli rollere sahip olacak yan karakterlere ya da 'sevgili adaylarına' [Yoksa? Grant? Grant?] bahşedilen bir ayrıcalıkla, adeta kırmızı kalemlerle çevrilerek tanıtılan March'ı ne okur olarak biz önemseyebildik, ne de Bruce Wayne son sayfada gördüğümüz gibi derinden sarsılmasına yol açacak kadar hayatına sokabildi esasında. Eğer Scott Snyder, Hush'taki Tommy Elliot/Clayface twist'ini tekrarlamayacaksa -sakın!- Lincoln March'ın panel kalabalığı yaptığı Court of Owls macerasına buz dolabındaki erkek (!) rolünü üstlendiğini söyleyebiliriz. Bari ilk saldırıda ölseydi, o zaman bir ihtimal "Adama bak, Scream'deki Drew Barrymoore şaşırtmacasını yaptı," derdik.


Ana hikayeye bin basan back-up feature'a değinmeden önce, Scott Snyder'ın imzası gibi olan ilk sayfayı konuyla ilgili bir metaforla doldurma alışkanlığından sıkıldığımı da eklemek istiyorum. Çarpıcı bir metafor bulup, onu okurun kafasına kafasına vurmadan hikayeye yedirmek usta işi. Merak ediyorum, daha kaç defa baykuşların yarasaların yuvalarını ele geçirmesi temalı ansiklopedik cümle okuyacağız? Önceki altmış tekrarda olayı kapmıştık  bence... :)

Baykuşlar hakkında bu kadar bilgi National Geographic'te yok!

Back-up'ta geçmişe gidip, Alfred'in babası Jarvis Pennyworth ile tanışıyoruz. Snyder'ın Tynion IV ve American Vampire'daki partneri Rafael Albuquerque ile birlikte kotardığı bu küçük ve samimi bölüm, baykuş konseyi meselesine derinlik katma çabasıyla takdiri hak ediyor. Sayının gerçek kahramanı Jarvis Pennyworth olabilir mi? Tabii T-Rex'i de unutmayalım.

Batman #9'un aldığı puanları görünce inanamayan takipçimiz eNygma, chatbox'ta sorunun kendisinde olup olmadığını sormuştu geçenlerde. Cevabı Scott Snyder versin: "It's not you. It's me."  (:

Daha sürükleyici çizgi romanlarda görüşmek üzere! 

3 yorum:

  1. Eyvallah abi, böyle düşünenin tek ben olmadığımı görmek güzel :)

    dediğin gibi bilmiyorum beni en çok rahatsız eden national geoghrapic havası aynen. ya da Bruce'un geçmişinden bir şeylerin sürekli baykuşlara bağlanması bir noktada baymaya başladı artık. Detective Comics'in bu ayki sayısını daha çok beğendim nedense.

    bu sayının en iyi yanı arkadaki hikayeydi gerçekten de.

    Allahtan Batman Inc. başladı da yüzümüz gülmeye başladı :)

    YanıtlaSil
  2. "Kavgamızı en baştan yapalım: Kim ne derse desin, yazar Scott Snyder'ın, günümüz gençlerinde gülünç boyutlarda bulunan gizli örgüt paranoyasını kullanarak kaleme aldığını tahmin ettiğim Court of Owls macerasının, bol kepçeden senaryo açığı ve mantık hatası bulundurduğunu düşünenlerdenim"

    olayı harika bir şekilde özetlemişssin ben de aynen böyle düşünüyorum. okuması çok keyifli bir macera ancak bolca saçmalık barındırmakta. sinir olduğum bir şey var: ilginç bir hikaye yaratmak uğruna batman'in geçmişine dair bilmediğimiz yeni olaylar eklenmesi. mesela hush'tan önce tommy elliot'ın ismini duyduk mu? çok iyi bir batman okuyucusu değilim ama bildiğim kadarıyla 1939-2004 arasındaki hiçbir dergide brus'un çocukluk arkadaşı elliot'ın ismi dahi geçmiyor. bu öyküde ise alan wayne'in tuhaf ölümü ve bruce'un daha küçükken ailesinin ölümünün sıradan bir suçlunun işi olmadığına dair şüphelerinin bulunduğunu öğreniyoruz. niye karakterlerin geçmişiyle bu kadar oynanmasına karşıyım.

    synder'ın gizli örgüt paranoyasını kullandığından bahsetmişssin,bu artık pek çok yazarın kullandığı bir şey oldu. baykuş ismini duyunca hemen akla bohemian groove geliyor örneğin. bir öyküde gizli örgütlerden bahsedip masonik ya da masonlara ait olduğu iddia edilen sembollerin kullanılması baydı.

    ama herşeye rağmen okuması keyifli bir macera. o kadar keyifle okunuyor ki saçmalıkları görmezden geliyor insan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum. Yazarlar ya gizli örgütlerden olur olmaz hikayeler çıkarma huylarından vazgeçmeli, ya da akla yatkın mizansenler yazmalılar. Çok uzun yıllardır aktif olan ve "dünyanın en iyi dedektifi" Batman'den bile gizlenmiş bir örgütün elle tutulur tek başarısını görebildik mi? Cadılar bayramı maskeleri takıp kendi aralarında sosyalleşmekten başka ne yapmış baykuş konseyi? Neden tehlikeliler? Batman onları durdurmazsa neler olur? Okuyucunun hiçbir fikri yok! Sonra gel sen bu örgütü, Batman'i alt etmenin eşiğine gelmiş gibi göster. Ne oldu şimdi? Çizgi romanın baş karakteri, ne idüğü belirsiz bir toplulukla başa çıkamayan, beceriksizin teki oldu.

      Geçmişi değiştirme konusu daha da vahim. Herkesin Bruce Wayne'in çocukluk arkadaşı, teyzesinin oğlu, büyük babasının arch nemesis'i çıkması sonucu her davanın kişiselleştirilmesinin bence en büyük sakıncası Batman sadece kendisini ilgilendiren suçlara bakıyormuş imajı yaratması. Sanki tanımadığı bir öğretmen kaçırılsa hiç umursamayacakmış, bir evsiz öldürülse arkasını dönüp gidecekmiş gibi. Lafa gelince "Gotham'ın koruyucusu" Batman, ama bazı yazarların elinde, sadece kötülük yakınlarından gelip, kendisine ve dostlarına zarar verdiğinde harekete geçiyormuş gibi görünüyor.

      Hush'a gelirsek, aynen söylediğin gibi, Tommy Elliot ilk kez Batman: Hush macerasında karşımıza çıktı ve bizden Bruce Wayne'in nedense hiç görüşmediği, adını anmadığı bir çocukluk arkadaşı olduğunu kabullenmemiz istendi. Buraya kadar hadi neyse, küçük bir retcon kabul edelim de, Elliot'un sahte ölümünden sonra işi Batman'in kendini kaybedip tek kuralını çiğnemeye kalkışmasına getirirsen olmaz arkadaş!

      Sil

Yorum Yap