13 Temmuz 2012 Cuma

Batman #10-11

Yazar: Scott Snyder, James Tynion IV
Çizer: Greg Capullo, Rafael Albuquerque 
Çini: Jonathan Glapion 
Renklendirme: FCO, Dave McCaig 


SPOILER UYARISI: Bu yazı henüz Batman: Hush'ın sillesini yememiş ve geçmişte baykuşlar tarafından rahatsız edilmemiş takipçilerimize önerilmez! 

Flashback... Takvimler 2002'yi gösteriyor. The Long Halloween ve Dark Victory gibi Batman klasiklerinin yazarı Jeph Loeb ile son yirmi yıla damgasını vurmuş, kendi ekolünü yaratmış çizer Jim Lee güçlerini yepyeni bir Batman öyküsü için birleştiriyorlar. Maceramızın adı Batman: Hush. On iki sayı boyunca Kara Şövalye bir oraya, bir buraya koşup, yeni düşmanı Hush'ın kimliğini ve amacını anlamaya çalışıyor. Bir karakter var, maceranın başında oyuna giren. Tanışalım; Tommy Elliot. Daha ilk gördüğümüz anda notumuzu veriyoruz adama, "Hush budur," diyoruz. Bruce Wayne'in çocukluk arkadaşı. Niyeyse daha önce ismini hiç duymadığımız biri. Eski sayıları karıştırıyoruz, bu adamı bulamıyoruz. Biri bizi yiyor galiba ama neyse. 'Retcon' var demek ki. Görünürde iyi bir adam Elliot. Doktor. En az Kutsi kadar doktor. Maceranın ortalarında ölüyor Elliot. Bu gelişme karşısında kafayı yiyoruz. Vay anasını sayın seyirciler, Jeph Loeb hepimizi trollemiş. Meğer Elliot, Hush değil, cafcaflı bir "red herring"miş. Ergenlik çağındayız o zamanlar. Dünya siyah ve beyaz. Fazla naifiz. Söylenene inanıyoruz hemen. Öldüğünü sandığımız kişinin Tommy Elliot kılığındaki Clayface olduğunu öğrenince ne hissedeceğimizi şaşırıyoruz. Taa en başta tahmin ettiğimiz gibi, Elliot aslında Hush'tan başkası değil. 

Günümüz... Takvimler 2012'yi gösteriyor. Black Mirror ile kısa sürede kendi hayran kitlesini oluşturan Scott Snyder ve Spawn ile kabuslarımıza kamp kuran çizer Greg Capullo, Yeni 52'nin "Batman" dergisinde bir araya geliyor. Batman Baykuş Konseyi ile karşı karşıya. Düşmanın kim olduğunu bilmiyoruz ama sıkı bir tahminimiz var. İlk sayıda tanıştığımız Lincoln March çok güçlü bir aday. Görünürde iyi bir adam March. Politikacı. En az İ.Melih kadar. Gotham'ın geleceği için planları var. Baykuş Konseyinin arkasında March var diyoruz, ancak yıldırım aynı yere iki kez düşmez, biz bu filmi on sene önce gördük deyip geçiştiriyoruz. March ölüyor dokuzuncu sayıda. Burnumuza gelen kötü kokular tanıdık, Jeph Loeb'in paslanmış fırınından sızıyor dumanlar. Onuncu sayıda ise gerçekler ortaya saçılıyor. Lincoln March = baykuş konseyinin gizli silahı. 

Deja vu mu? Hiç sanmıyorum.

Batman #10'un beni ilgilendiren tek başarısı, zaman tünelinde yaptırdığı kısa yolculuk sayesinde Metin Çözümleme dersinden aldığım yüksek notları hak ettiğimi göstermesi oldu, yeri gelmişken çok değerli hocama buradan selam ederim. İlk sayıdan beri üstüne basa basa tekrarlamışım Lincoln March'ın Tommy Elliot'ın yolundan gittiğini. Ama malesef bu şaşırtmaca öyle eski, öyle bayattı ki, "Heheyt, haklı çıktım!" demek için bile klavyeye dokunmak içimden gelmedi. Bekledim. Tek dileğim, Batman #11'in hikayeyi bambaşka bir yere taşıyıp, bu ikinci el Hush sürprizini unutturmasıydı, o da olmadı. Geçtiğimiz sayıda ölen Lincoln March, diğer Talon'lar gibi bir zombi olarak geri döndü ve gerçek kimliğini açıkladı. [SPOILER geliyor] Bruce Wayne'in erkek kardeşi Thomas Wayne Jr. [SPOILER] 

Thomas Wayne Jr. kim? Madem eski defterleri açtık, karakterin ortaya çıktığı 70'lere uzanalım. Havaya girmek isteyenler için Led Zeppelin - Stairway To Heaven dinlemek serbest!

Thomas Wayne Jr. karakteri, 1974 yılında yayımlanan World's Finest #223'te ortaya çıkmıştır. Batman, Superman ve Deadman'i buluşturan Wipe The Blood Off My Name isimli macerada, kurbanlarını bumerangla öldüren Boomerang Killer lakaplı [Thank you, Captain Obvious!] bir suçlunun peşine düşen kara şövalye, Deadman'in yardımlarıyla Thomas Willowwood ismine ulaşır. Katilin soyadını bir akıl hastanesinden alması, kahramanımızı araştırma yapmak için Willowwood Sanitarium'a sürükler. Hastanede Deadman'in bedenini ele geçirdiği doktor, Batman'in gizli belgelere ulaşmasını sağlar ve Boomerang Killer'ın kim olduğu anlaşılır; Thomas Wayne Jr, yani Bruce Wayne'in, bebekken geçirdiği bir kazada beyni hasar gören kardeşi! [Örnek anne baba Thomas ve Martha Wayne, oğullarını akıl hastanesine kapatmış yani. Olur öyle.]


Batman kardeşiyle yüzleşir. Altar'ın oğlu Tarkan'ın kayıp kardeşi Tan'la, Büyücü Goşa'nın tesiri altındaki kavgasını hatırlatan karşılaşmada, kötü kalpli bir iş adamının piyonu olduğu anlaşılan Thomas'ın öldüğünü görsek de, sayının sonunda bir sürpriz daha gelir; Thomas hayattadır ve bedenine Deadman girmiştir. [Sizin bedene kim giriyor?] 

World's Finest #227'de Thomas/Deadman geri döner. Kara Şövalye, Deadman'den kardeşinin içinden çıkmasını (!) rica eder. Thomas özgür kalır kalmasına, ama dakikalar sonra Batman'in hayatını kurtarmak için hayatını feda edecektir. 

Okuyucuları hiç de tatmin etmeyen ve jet hızıyla 'canon dışı' ilan edilen bu iki 'siz kardeşsiniz, evlenemezsiniz' öyküsü, Thomas Wayne Jr. ile beraber [Thomas'ı da al git!] 1985-86'daki Crisis on Infinite Earths serisiyle devamlılıktan çıkarıldı. Biz de karakteri bir daha görmedik. Ta ki, Grant Morrison 1999 yılında JLA: Earth-2 grafik romanını kaleme alana kadar. JLA: Earth-2'da Justice League'in Antimatter Earth'deki dengi olan Crime Syndicate of America'nın üyesi Owlman olarak sahalara geri döndü Thomas Wayne Jr. Karakter ve konsept hakkında kısa yoldan bilgi edinmek isterseniz, DC Universe animasyonlarından Justice League: Crisis on Two Earths'ü izlemenizi salık veririm. 

Tarih dersi sona erdiğine göre asıl konuya geri dönebiliriz. Court of Owls hikayesinin, Bruce Wayne'i Starbuck's Gotham'da kendisine haber vermeden yeni bir şube açsa saldırganlaşan şımarık, nevrotik bir zengin çocuğu gibi karikatürize etmesinden, iç bayıltıcı baykuş metaforlarından ve son olarak da Thomas Wayne Jr. hamlesinden hoşnut olmadığımı tekrarlamama gerek yok, bence aynı anda hem Batman RIP hem de Batman Hush'a öykünen, ama çuvallayan bir çizgi roman okuduk. Bu demek değil ki Snyder ve Capullo berbat bir iş çıkardılar. Ellerinden geleni yaptıklarına eminim, ama sonuç tatsız oldu işte. Ha, "çoğunluk" sevebilir, eleştirmenler de göklere çıkarabilir, beni hiç bağlamaz. Tüm zamanların en manasız Batman hikayelerinden Hush'ın da ne kadar beğenildiği hatırlatır, geçerim. Beğenilmek demişken... Madem yeri geldi, anlatmam lazım; geçen ay çok enteresan bir gelişme oldu. Batman #10 piyasaya çıkmadan günler önce, yazarımız Scott Snyder'ı en büyük çizgi roman forumlarından birine kaydolup, hikayedeki plot twist'i telaşla savunmaya başlarken gördük. Ben tam da bu davranışın altında suçlu psikolojisi arayarak ne kadar fesat olduğumu düşünüyorken, Snyder beni doğrularcasına tecrübesiz bir yazar olduğunu, kalemini güçlendirmeye çalıştığını, ilerde daha iyi işler ortaya koyacağını dile getirmeye başladı. Bir günah çıkarma gördüm sanki? [Forgive me father, for I've sinned!] Hakkını teslim etmek isterim, on aydır Court of Owls'u alay konusu yapan ve Snyder'a ağzına geleni söyleyen 'dumanı üstünde' okurlara bile büyük bir olgunlukla ve insanüstü bir anlayışla nazikçe yanıt verdi Snyder. Dan Slott [Amazing Spider-Man] gibi, olumsuz eleştiri gördüğü an küfrü basan profesyonellik yoksunu yazarlara örnek olsun!

Artılar

  • Batman #10'da Batman'in ziyaret ettiği Powers Hotel'in Joseph ve Maria Powers'a ait olması. Powers ismi tanıdıksa, çocukluğunuzun bir bölümü Batman Beyond çizgi dizisini izleyerek geçmiş olabilir. Benimki geçti, oradan biliyorum :) Derek Powers, Batman Beyond'un baş kötü adamıydı ve Scott Snyder, #10'un akabinde verdiği bir röportajda, Joseph ve Maria'nın Derek ile bağlantılı olduğunu doğruladı. Önümüzdeki günler Derek Powers'ı Batman dergisine getirecek mi, yoksa yazarın yaptığı basit bir fanservice miydi, bilinmez. Her şeye rağmen heyecan vericiydi. Belki bir gün Batman: Mask of The Phantasm'ın unutulmaz karakteri Andrea Beaumont'a da çizgi romanlarda rastlarız... 
  • Batman #10'un Batman'i siluet olarak gördüğümüz panellerinde David Mazzucchelli'nin Batman: Year One'daki çizimlerine çok şık göndermeler yapan Greg Capullo, adamsın!
  • Batman #11'de öğrendiğimiz kadarıyla, Thomas Wayne Jr'ın orijini yeniden yazılırken World's Finest #223 ve JLA: Earth-2'ya büyük ölçüde sadık kalınmış.
  • Son dövüş boyunca, müthiş bir kıvraklık gerektiren sayfalar dolusu aksiyona rağmen Capullo'nun, Batman'in yüzündeki kararlılık ifadesini çizmeyi ihmal etmemesi. Batman #11'e yeniden göz gezdirin, kendini kazanmaya programlamış bir kahraman görün!
  • Back-up hikayesinde nefes kesen çizer Rafael Albueuerque. 
  • Maceranın finalinde Bruce Wayne'in karakter gelişimini görebilmemiz. Kahramanımızın acınası bir hal alan Gotham = Batman, Batman = Gotham sanrısından kurtulmayı başarması. Bitti, zor oldu ama bitti.
  • Bruce ve Dick diyaloğunun yumruklaşmanın ötesine geçebilmiş olması. Durum değerlendirmesi sahnesi, ikilinin sahip olduğu -bir süredir unutulan- baba-oğul/abi-kardeş dinamiğini özlediğimi fark etmemi sağladı. Bruce/Dick arasındaki ilişki, Bruce/Thomas'ın Abel ve Cain alegorisine iyi bir kontrast oluşturmuş.

Eksiler
  • Thomas Wayne Jr'ın 90'lı yıllardan kalma üçüncü sınıf  aksiyon filmi kötüsü çizgisindeki replikleri. 'WHO, I ask, like the Great Owl. WHO?' Nedir arkadaşım? Kendine gel.
  • Dolgu malzemesi olmaktan öteye gidemeyen back-up. Alfred'in babası Jarvis'in serüvenlerini merak eden var mıydı gerçekten?
  • Bilmemiz gereken her şeyi kötü karakterin monologları sayesinde öğrenmemiz. Hem de hikaye Batman'in dedektif yönünü açığa çıkarmasına zemin hazırlamışken...
  • Batman #11'in, baykuş konseyinin olası geri dönüşüne göz kırparken, mevcut hikayeye tam olarak tatmin edici bir kapanış yapamaması. Court of Owls'a bir yıldır yatırım yapan okurun, 'Thomas'ın, Bruce Wayne'in kardeşi olup olmadığını kesin olarak bilmiyoruz ama Thomas buna inanıyor' açıklamasından fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Dr. Hurt de 'Ben Batman'in babasıyım' diyordu bir zamanlar... 
  • Plot twist'in Batman: Hush'tan arak olduğunu söylemiş miydim?

Gelecek ay, Court of Owls Epilogue ve yeni maceranın başlangıcı bizleri bekliyor. Batman #13'te ise, ailenizin favori palyaçosu, nefretin soytarısı, kaosun elçisi yepyeni numaralarıyla huzurlarımızda olacak. Buyursun gelsin!

3 yorum:

  1. İşin kötüsü ben Hush'tan ders almamışım. 2.sayıda March'ın baykuşzlarla ilgisinin olduğunu anladım-bruce'un o gün orada olacağını bilen tek adam- ama sonra ölünce "yanılmışım"dedim. şimdi gene keklendim.

    YanıtlaSil
  2. hocam bir de rip'de dr.hurt thomas wayne olduğunu söyledi bu thomas wayne jr ile ilgisi var mı? şu adamın geçmişine eklenmedik adam kalmadı ha,elliot'ı 2004'e kadar duymadık,sonra da lincoln march'ın wayne olması vs. bir ara da bane ile kardeş olduğuınu sandılar. ne bu yahu? yakında bayan düşmanlarından birini bruce'un gençken tanıştığı ve ayrıldığı eski sevgilisi yaparlar. baksana thomas wayne jr isim değiştirip l.march olmuş. sıktı be...

    YanıtlaSil
  3. Dr. Hurt'le Thomas Wayne Jr'ın hiç ilgisi yok, ama şöyle komik bir durum var; RIP yayınlandığı sıralarda hayranlar arasındaki yaygın teorilerden biri Dr Hurt'ün Thomas Wayne Jr olabileceğiydi. Şimdi Lincoln March, Thomas Wayne Jr çıkınca RIP teorisyenleri gecikmeyle de olsa ödüllendirilmiş oldu.

    DC bunu hep yapıyor, Jason Todd'u Hush'ta gösterip, Under The Red Hood'da vermişlerdi.

    Akrabalık ilişkilerine gelirsek... En kısa zamanda Bruce'un teyzesi Harriet'nin çizgi roman alemine dönüp Gotham'da katliam yapmasını bekliyorum! Yazarı da Scott Snyder olsun, herkes çok beğenir eminim.

    YanıtlaSil

Yorum Yap