22 Temmuz 2012 Pazar

Mortal Clay


Yazar: Alan Moore
Çizer: George Freeman
Çini: George Freeman
Renklendirme: Lovern Kindzierski
Sayfa Sayısı: 24

Sıradan, renksiz bir oturma odası. Televizyonun karşısındaki tek kişilik koltuklarda bir adam ve bir kadın oturuyor. Kadın gözlerini kırpmadan küçük siyah kutudaki aldatmacaya bakıyor. Adam kim bilir kaçıncı birasını açıyor. Kalitesiz bir sit-comdan bir sahne sanki gördüğümüz. Kadın 'Mutfak!' diye bağırıp, kocasının ne kadar kaba ve anlayışsız olduğundan bahsedecek. Erkek de umursamaz bir tavırla Fred Çakmaktaş taklidi yaparak paçayı kurtarmaya çalışacak. Hep aynı nakarat! Öyle olmuyor ama. Tartışsalar ilişkilerini kurtarmak istediklerine inanacağız. İkisi de susuyor. Odaya ölüm sessizliği hakim. Ölen, aralarındaki aşk... 

Bir dakika, bir dakika! Daha yakından bakınca bir gariplik seziyoruz. 'Gözlerini kırpmadan' televizyon izleyen kadın gerçek değil, bir cansız manken.

Erkek ise başındaki fanusun içinde erimiş, çamur kıvamına gelmiş cildi görünen Clayface...

Agalmatofili; vitrin mankeni, oyuncak bebek, heykel gibi cansız objelere karşı cinsel istek duyma hastalığı. Durun hemen aksiyon figür koleksiyon yapan arkadaşlarınıza [Alla alla kimmiş ki onlar?] sapık gözüyle bakmayın, her konuda imdadımıza yetişen dostumuz Google bile birbirinin kopyası üç-dört satırdan başka sonuç çıkaramadığına göre büyük ihtimalle çok nadir görünen bir bozukluk bu. Agalmatofili, sanat yapıtlarında kullanılmaya Salvador Dali ve Luis Bunuel'in 1930 yapımı filmi L'Age D'Or ile başlamış, fakat Ryan Gosling'e En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre adaylığı getiren 2007 yapımı Lars and The Real Girl filmine kadar etraflıca işlenmemiş.


Batman'in düşmanlarından Clayface, bir vitrin mankenine aşık. 'Hangi Clayface?' sorusunu duyar gibiyim, çünkü bu takma ismi çok beğenip -nesini beğendilerse?- kullanan toplam yedi süper kötümüz var. Bugün yatak odası hakkında gereksiz bilgiler edindiğimiz, ilk kez Detective Comics #477'de görünen Preston Payne a.k.a Clayface III. Payne, S.T.A.R. Labs'de Hiperpituitarizm [Hipofiz bezindeki hormon üretiminin aşırı artmasıyla ortaya çıkan patolojik durummuş. Bugün de tıp blog'u olduk! Hep Show TV'nin yaz ekranının suçu!] hastalığını tedavi etmeye çalışırken eski Clayface Matt Hagen'dan aldığı dokuyu kendine enjekte edince önce şekil değiştirme gücü kazanır, sonra da Wizard of Oz'daki Wicked Witch gibi erimeye başlar. Bitmediiii! Dokunduğu kişiyi oyun hamuru kıvamına getirerek öldürme laneti de kazanan Payne'in yeni görüntüsü ve yapabildikleri kız arkadaşını -doğal olarak- korkutup kaçırır. O günden beri bahtsız bedevi olup yalnız yaşamaya başlayan Payne, dokunuşundan zarar görmediğini düşündüğü bir vitrin mankenine aşık olur. Payne giydirip süslediği, romantik akşam yemeklerine çıkardığı bu plastik yoldaşına bir isim bile koyar: Helena.

Üç Numaralı Clayface Preston Payne ile Batman'in yolları Detective Comics #477'de kesişti. #478'de çıkan yangında Helena eridi, rüya aleminde yaşayan Clayface de kız arkadaşının öldüğünü zannedip yas tuttu. Ta ki, bir alışveriş merkezinin vitrininde yeni bir Helena'ya rastlayana kadar. 

Supervillain sadakati bu kadar işte, peh!

Mortal Clay, Watchmen, V For Vendetta ve Batman: The Killing Joke başta olmak üzere Amerikan çizgi romanında başyapıt sıfatını hak eden bir çok çalışmada imzası bulunan [God himself!] Alan Moore'un yazdığı, Batman'in 1987 yıllığında yayımlanan yirmi dört sayfalık bir macera. Moore'un, şimdi kendisine sorsanız, 'Zamanında ne boktan şeyler yazmışım ben yahu!' ayarında bir yanıtla dışlamaktan zevk alacağı süper kahraman öykülerinin [The Killing Joke, Superman: Whatever Happened to the Man of Tomorrow ve türevleri!] bir araya getirildiği DC Universe: The Stories of Alan Moore koleksiyonunda da bulunan Mortal Clay, rahatsız edici konusunun gölgesinde kalıp, yazarın o dönemdeki diğer çalışmaları kadar 'ana akım' olamamış, unutulmuş, ancak etkileyiciğinden bir parça bile kaybetmemiş bir çizgi roman.

Mortal Clay, artık kanıksadığımız 'trajik süper kötü' hikayelerinden. Eseri kendisinden yıllar sonra yayımlanan Mr. Freeze'in Heart of Ice'ı ve Snow'uyla, Calendar Girl'ün Mean Seasons'ıyla kıyaslayabiliriz çekinmeden. Bilinç akışını takip ettiğimiz Clayface'in trajedisi Helena'ya beslediği aşktan çok, içinde bulunduğu durumun vahametini anlayamamasından ileri geliyor. Alan Moore'un lezzetli cümleleri, biz okuyucuyu hasta bir adamın zihninin derinliklerine götürürken Kara Şövalye Batman, ancak Preston Payne bir suç işledikten sonra zuhur ediyor ve Payne'in inandığı 'Bu adam Helena'yı benden alacak, bizi ayıracak' sanrısı nedeniyle anlatıcının bakış açısına göre değerlendirirsek kötü adam sınıfına giriyor. Payne'e göre Batman, Bat-Signal'ı bile kendisiyle makara yapmak, 'Senin hatun benim evde, sana da selamı var' demek için yakıyor. O kadar alçak, o kadar pislik bir insan. [Kırk yıllık Batman'imizi yanlış mı tanımışız yoksa? Vrrmmm!]


Yazar, Alan Moore değil de bir başkası olsaydı, tahminimce Batman'in düşmanlarından birinin iç acıtıcı takıntılarından fazlasını okumazdık. Ama kalem Alan Moore'un elinde ve bu nedenle biz başımıza geleceklere asla hazırlık yapamayız. Hazırız desek bile, kendimizi kandırmaktan öteye gidebileceğimizi sanmıyorum. Mortal Clay'in gizli görevi, hakkında masallar dinleyerek büyüdüğümüz, mutlu sonlarına inandırıldığımız, olmasaydı Hollywood batardı dediğimiz kadın-erkek ilişkilerini deşifre etmek. Tutkuyu, takıntıyı, kıskançlığı, güzel elbiseler ve takılarla [Çizgi romanın yüzde doksanı bir alışveriş merkezinin içinde geçer] sevgiliyi tasmalamayı, elde edilemeyenin cazibesini ve elde ettikten sonra değersizleşmesini kil adam ile cansız manken üzerinden anlatıyor ve çok tanıdık saptamalarda bulunuyor Moore. Uğrunda cinayet işlenen bir aşk, nasıl olur da kahramanlarını beş para etmez sit-com'lardaki sinir bozucu çiftler gibi televizyon koltuklarına hapseder? Cevap aradığımız aslında bu.

Çizgi romanın illüstrasyonları George Freeman'a ait. Freeman'ın tarzını, Brian Bolland'ın The Killing Joke'daki herhangi döneme, trende ait olmayan ölümsüz çizgileriyle karşılaştırdığımızda Mortal Clay'in sahip olduğu 80'li yıllar ruhunu rahatça görüyoruz. Tasarımında Frank Miller ve Klaus Janson'dan belirgin izler taşıyan Batman'ine göz atarak bile bu maceranın The Dark Knight Returns'den bir yıl sonra yayımlandığını anlayabilirsiniz. Çizimler benim hoşuma gitti, ama bugünün janjanlı panellerine alışkın okurlarının çoğu ne düşünür, hiçbir fikrim yok.

Tam yazıyı bitirecekken, Mortal Clay'in 1968 basımı çocuk kitabı Corduroy'un modernize edilmiş bir versiyonu olabileceğini tartışan bir yazıya denk geldim. Bildiğim kadarıyla Türkçe'ye çevrilmeyen [Yanlışsam düzeltin] Corduroy, alışveriş merkezinde yaşayan bir oyuncak ayının başından geçenleri konu ediyormuş. Clayface'in Helena'sı varsa, oyuncağımızın da bulmak için tozu dumana kattığı bir kayıp düğmesi varmış vesaire. 

Alışılmadık tarzdaki aşk hikayelerini, acıklı orijinlere sahip kötü adamları ve Alan Moore'u seviyorsanız, Mortal Clay'i de seveceksiniz. Şimdilik bana müsaade. Tam karşımda, film izlemek için beni bekleyen, geç kaldığım için her an arıza çıkarma potansiyeline sahip bir Catwoman heykeli var!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap