29 Mayıs 2012 Salı

The Dark Knight Rises TV Spot #3 - #4



Christian Bale, Michael Caine, Gary Oldman, Anne Hathaway, Tom Hardy, Marian Cotillard, Joseph Gordon-Levitt ve Morgan Freeman'ın rol aldığı The Dark Knight Rises, ülkemizde 27 Temmuz 2012 tarihinde gösterime girecek.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Batman #9


Yazar: Scott Snyder, James Tynion IV
Çizer: Greg Capullo, Rafael Albuquerque
Çini: Jonathan Glapion
Renklendirme: FCO, Dave McCaig

"Okuduğum en iyi Batman maceralarından biri," cümlesiyle özetliyor dünyanın en çok ziyaret edilen çizgi roman sitelerinden birinde çalışan orta yaşlı eleştirmen, süregelen The Night of the Owls'u. Ötekisi, "Snyder/Capullo ikilisi Batman tarihindeki en merak uyandıran koşulardan birine imza atıyor," yorumunda bulunuyor Kane/Finger, O'Neil/Adams, Grant/Breyfogle, Engleheart/Rogers, Barr/Davis gibilerin yaptıklarını yok sayıp. Not kartlarına yazılan 4.5'lar, 9.5'lar az geliyor, bitmek bilmeyen bir 'tam puan' furyası başlıyor...  Dışarıdan bakarsak, yeni bir The Dark Knight Returns mucizesiyle, 2010'lu yılların Watchmen'iyle karşı karşıya olduğumuzu düşünebiliriz. Oysa okuyucu cephesinde ortalık hiç de sütliman değil.

Dikkat dikkat, spoiler baykuşları yarasayiyengillerdendir!

Yeni 52'nin ticari ve eleştirel anlamda en başarılı dergisi Batman'in 9. sayısı raflara düştü. Geçen ay malikanesine giren bir düzine Talon ile baş başa bıraktığımız Bruce Wayne'i, Talon'ların Gotham şehrine saçıldığı, BatCave'in de tüm Bat-Ailesi dergilerine sızan The Night of Owls crossover'ından payını aldığı bu sayıda teneke kostümü ve pahalı oyuncaklarıyla Barbatos ne verdiyse kullanıp, sayıca üstün olan düşmanına direnirken buluyoruz. Çok amaçlı İngiliz uşak Alfred Pennyworth, robot T-Rex ve her eve lazım yarasa ordusu destekli dövüşün son bulmasının ardından Batman, Court of Owls'un öldürülecekler listesindeki Lincoln March'ı kurtarmak için yola çıkıyor. Fakat March'ın evine vardığında geç kalmış oluyor. Kısa süre önce tanıdığı politikacının, kendisinden Bruce Wayne'e iletmesini istediği mesajı söyledikten sonra kollarında ölümüne tanık olan kahramanımız, yaptıklarını baykuşlara ödeteceğine dair söz veriyor. Bu maceranın sonu!


Kavgamızı en baştan yapalım: Kim ne derse desin, yazar Scott Snyder'ın, günümüz gençlerinde gülünç boyutlarda bulunan gizli örgüt paranoyasını kullanarak kaleme aldığını tahmin ettiğim Court of Owls macerasının, bol kepçeden senaryo açığı ve mantık hatası bulundurduğunu düşünenlerdenim, ve her ne kadar bu durum satış rakamlarına veya eleştirmenlerin hayransal yağlarına yansımamış olsa da görüşümde yalnız değilim. İlk etapta yüzde yüz olumlu seyreden okuyucu yorumlarında, Snyder ve Capullo'nun 'vay be!' dedirttiği Batman #5'in sonrasında belirgin bir değişim oldu. Fan forumları Snyder'ı çizgi romanın yeni kurtarıcısı ilan edenlerle, onu ucuz bir Frank Miller klonu olarak görenlerin tartışmalarıyla dolu. Ben herhangi bir tarafta değilim, ama şu son sayı, Snyder'ı 2011'i Nasıl Bilirdiniz? yazısında en iyiler listesine koymakta acele edip etmediğim konusunda kafamı karıştırmadı desem yalan olur.

Batman #9, serinin mevcut çatlaklarının büyüyüp, su sızdırmaya başladığı sayı olarak görülebilir. Değinmek istediğim ilk sıkıntı, Batman'in mağara dolusu Talon'u bir çırpıda yere sermesi... Bu Batman, tek Talon'la aylarca başa çıkamadığını görüp kahrolduğumuz Batman değil mi? DCnU'da artık manga kanunları mı geçerli? Benim bildiğim mangalarda kahraman über-güçlü tek düşmanla on chapter harcar, ama aynı güçteki adamlardan oluşan bir orduyu şıp diye yener. Dikkatinizi çekerim, sekiz gün bir labirentte aç kaldı, bıçaklandı, dayak arsızı yapıldı bu adam. Ötesi var mı, öldü ve elektroşokla hayata döndü. Sayılar arasında ne kadar zaman geçtiği belli değilken -saatler?- Bruce'un sağlığına kavuşması ancak Wolverine'in mutant güçlerine sahip olmasıyla açıklanabilir. 

Sebebi meçhul, Bat-Mağara kavgasında dikkatimi en fazla, geçen sayıda yemlerine hep "Bruce" şeklinde hitap eden Talon'ların birdenbire "Wayne"e geçiş yapmaları çekti. Ya bir çeşit dikkatsizlik, özensizlik söz konusu ya da baykuş konseyi zombi adamlarına off-screen bir resmiyet uyarısında bulundu. 

Bir başka hayal kırıklığı Gotham'ın aydınlık yüzünden (!) gelsin. Belediye başkan adayı Lincoln March, geçtiğimiz Eylül'de yayımlanan Batman #1'de siftah yapan karakterlerden biriydi. Polisinden, doktoruna, şarkıcısından, manavına sapkın insanların adresi Gotham için "fazla iyi kalpli" görünen, korku filmlerinin finalde hiç de yardımsever olmadıkları anlaşılan kek, pasta ikramcısı ihtiyarlarıyla aynı titreşimi yayan karakter, Batman #2'de saldırıya uğradı, o sırada tesadüfen yanında bulunan Bruce Wayne sayesinde ölümden döndü. Batman #3'e geldiğimizde, hastane odasında ideallerinden bahsetti ve çok geçmeden ortadan kayboldu. Sonra ne mi oldu? Eee...Hiçbir şey! Hakkında dişe dokunur bir şeyler öğrenmemizin mümkün olmadığı March beş ay gibi yeni bir karaktere göre uzun sayılabilecek bir moladan sonra Batman dergisine döndü ve GÜM! Öldürüldü. Peki bu karakterin hikayeye ne tür bir katkısı oldu? Harvey Dent'i aratmayacak bir 'mükemmel vatandaş' tiplemesi yaratıldı mı? Yoo. İlk sayıda normalde sadece kötü karakterlere, ilerde önemli rollere sahip olacak yan karakterlere ya da 'sevgili adaylarına' [Yoksa? Grant? Grant?] bahşedilen bir ayrıcalıkla, adeta kırmızı kalemlerle çevrilerek tanıtılan March'ı ne okur olarak biz önemseyebildik, ne de Bruce Wayne son sayfada gördüğümüz gibi derinden sarsılmasına yol açacak kadar hayatına sokabildi esasında. Eğer Scott Snyder, Hush'taki Tommy Elliot/Clayface twist'ini tekrarlamayacaksa -sakın!- Lincoln March'ın panel kalabalığı yaptığı Court of Owls macerasına buz dolabındaki erkek (!) rolünü üstlendiğini söyleyebiliriz. Bari ilk saldırıda ölseydi, o zaman bir ihtimal "Adama bak, Scream'deki Drew Barrymoore şaşırtmacasını yaptı," derdik.


Ana hikayeye bin basan back-up feature'a değinmeden önce, Scott Snyder'ın imzası gibi olan ilk sayfayı konuyla ilgili bir metaforla doldurma alışkanlığından sıkıldığımı da eklemek istiyorum. Çarpıcı bir metafor bulup, onu okurun kafasına kafasına vurmadan hikayeye yedirmek usta işi. Merak ediyorum, daha kaç defa baykuşların yarasaların yuvalarını ele geçirmesi temalı ansiklopedik cümle okuyacağız? Önceki altmış tekrarda olayı kapmıştık  bence... :)

Baykuşlar hakkında bu kadar bilgi National Geographic'te yok!

Back-up'ta geçmişe gidip, Alfred'in babası Jarvis Pennyworth ile tanışıyoruz. Snyder'ın Tynion IV ve American Vampire'daki partneri Rafael Albuquerque ile birlikte kotardığı bu küçük ve samimi bölüm, baykuş konseyi meselesine derinlik katma çabasıyla takdiri hak ediyor. Sayının gerçek kahramanı Jarvis Pennyworth olabilir mi? Tabii T-Rex'i de unutmayalım.

Batman #9'un aldığı puanları görünce inanamayan takipçimiz eNygma, chatbox'ta sorunun kendisinde olup olmadığını sormuştu geçenlerde. Cevabı Scott Snyder versin: "It's not you. It's me."  (:

Daha sürükleyici çizgi romanlarda görüşmek üzere! 

The Dark Knight Rises Catwoman Poster


24 Mayıs 2012 Perşembe

TDKR Banner Çılgınlığı!

Bir Batman sever için mükemmel bir gün! Merakla beklenen The Dark Knight Rises'a ait dört yeni banner, ComingSoon.Net ve SuperheroHype websitelerinde yayımlandı.







Christian Bale, Michael Caine, Gary Oldman, Anne Hathaway, Tom Hardy, Marian Cotillard, Joseph Gordon-Levitt ve Morgan Freeman'ın rol aldığı The Dark Knight Rises, ülkemizde 27 Temmuz 2012 tarihinde gösterime girecek.

TDKR: Cats, Lies and Videotape

The Dark Knight Rises posterleri gözümüzü doyurmaya yetmedi mi? Sorun değil. EMPIRE dergisinin Batman ve Catwoman kapaklı gelecek sayısından bomba gibi kareler ve iki adet TV Spot açlığımızı yatıştırmaya birebir!














Christian Bale, Michael Caine, Gary Oldman, Anne Hathaway, Tom Hardy, Marian Cotillard, Joseph Gordon-Levitt ve Morgan Freeman'ın rol aldığı The Dark Knight Rises, ülkemizde 27 Temmuz 2012 tarihinde gösterime girecek.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Yepyeni TDKR Posterleri

Warner Bros. Christopher Nolan'ın üçüncü ve son Batman filmi The Dark Knight Rises'a ait poster ve karakter banner'larını görücüye çıkardı. 








Christian Bale, Michael Caine, Gary Oldman, Anne Hathaway, Tom Hardy, Marian Cotillard, Joseph Gordon-Levitt ve Morgan Freeman'ın rol aldığı The Dark Knight Rises, ülkemizde 27 Temmuz 2012 tarihinde gösterime girecek.

6 Mayıs 2012 Pazar

Hope is lost, Faith is broken, A fire will rise!

Yaklaşan bir doğal afet var... Kimilerine göre bir fırtına, kimilerine göreyse sekiz şiddetinde bir deprem. Yıkmaya Gotham şehrinden başlayacak, gümüş ekranı parçalayıp, bizi de peşinden sürükleyinceye dek durmayacak bu felaket. Dindiğinde ne Box Office listesi kalacak, ne de Imdb Top 250. Yönetmen Christopher Nolan'ın Batman Begins [2005] ile start alan, The Dark Knight [2008] ile izleyicinin çizgiroman uyarlaması Hollywood filmlerine bakış açısını değiştiren Batman üçlemesinde son perdenin açılmasına çok az kaldı. The Dark Knight Rises 27 Temmuz'da sinemalarda! 

Warner Bros'un geçtiğimiz hafta yayımladığı The Dark Knight Rises fragmanı, şimdiye kadar gördüklerimizle kıyasla fazlaca aksiyon ağırlıklı olmasının yanında, sinemadan yaşlı gözlerle çıkacağımızın teminatı değilse nedir, bilmiyorum. Yeni bir yönetmen [Aronofsky söylentilerini durdurabilene aşkolsun] ve yeni bir Batman ile [Ryan Gosling?] çizgi romanın fantastik elementlerine kucak açan bir reboot bence tahmin edilenden çok daha yakın. Ama o gün gelene kadar izleyeceğimiz son Batman macerası The Dark Knight Rises, çoğumuz için sıradan bir çizgi roman uyarlaması değil, bir şehre son kez uğrayış, bir dostla vedalaşma, bir çağın kapanışı demek. Filme sinmiş "final" kasveti, 'her an her şey olabilir' düşüncesiyle beklentiyi olduğu kadar endişeyi de arttırıyor. Nolan'ın The Dark Knight Rises'da Batman'e ne tür bir son hazırlayacağını bilmiyoruz, ama son fragmana bir kulak kabartırsak belki bir kaç ipucu kopartabiliriz. Ne dersiniz? 

Fragmanı delik deşik etmeden önce küçük bir uyarıda bulunayım: Yazıyı mümkün olabildiğince Batman çizgi romanları ve The Dark Knight Rises teaser’ı, fragmanları, Empire ve Entertainment Weekly dergilerini baz alarak oluşturmaya çalıştım. Fakat birkaç yerde, sette çekilmiş casus fotoğraflarına ve özellikle Miranda Tate ve John Blake karakterleriyle ilgili, söylenti olarak nitelendirebileceğim, kesinlik kazanmamış bilgilere de başvurmak zorunda kaldım. İçiniz rahat olsun, “spoiler”a girebilecek her cümleden önce gerekli uyarıyı yapacağım.