25 Temmuz 2013 Perşembe

BEWARE THE BATMAN 1. Sezon 1. Bölüm: Hunted


YAPIMCI: Glen Murakami, Sam Register, Mitch Watson

SENARYO: Mark Banker, Michael G. Stern

YÖNETMEN: Sam Liu

MÜZİK: Frederik Wiedmann

SESLENDİRME KADROSU
Anthony Ruivivar – Bruce Wayne/Batman
JB Blanc – Alfred Pennyworth
Sumalee Muntano – Tatsu Yamashiro
Brian George – Lazlo Valentin/Professor Pyg
Udo Kier – Mister Toad
Kurtwood Smth – Komiser James Gordon

KONU: Batman, Gotham’ın önde gelen iş adamlarından intikam almak isteyen Professor Pyg ve Mister Toad’u durdurmak için harekete geçer. Bu sırada ilerleyen yaşı yüzünden görevini yapamadığını düşünen Alfred, yerine geçmesi için Japon savaşçı Tatsu Yamashiro ile anlaşır.

Cartoon Network’ün, izlenme oranları ahım şahım olmamasına rağmen kemikleşmiş bir hayran kitlesi edinmiş Young Justice ve Green Lantern: The Animated Series'i yayından kaldırması büyük tepki çekti. Dizilerin geri dönmesi için imza kampanyaları organize edildi, kanala mektuplar yazıldı, boykot tehditleri aldı yürüdü. Maalesef izleyicilerin yaptığı hiçbir şey makus sonucu değiştiremedi. Kanal, yeni DC Nation bloğunu CGI tekniği ile hazırlanmış ilk Batman serisi olma özelliği taşıyan Beware The Batman’e teslim etti. Beware The Batman, bir bakıma komedi yapımlarının domine ettiği çizgi piyasasında kalan bir avuç aksiyon-süper kahraman animasyonunun geleceğine ışık tutacak.  Her beş yılda bir televizyon hiti çıkartmasıyla nam salmış Kara Şövalye’nin işi zor, çünkü bu sefer yalnızca kurgusal dünyada Gotham Şehri’ni kurtarması yetmeyecek, Avatar: The Legend of Korra ve Teenage Mutant Ninja Turtles olmasa nesli çoktan tükenmiş sayılacak bir formatın da küçük ekranda hayatta kalıp kalamayacağını ortaya çıkarmış olacak.

Gotham’ın esrarengiz koruyucusuna yeni bir bakış açısı getireceği iddiasıyla küçük ekrana damlayan Beware The Batman’in pilot bölümü Hunted’ı, öyle acayip beklentilerle izlemedim ben. Başında Pixar logosu olmayan CGI işlerini sevmem, bütçe kısıtlıysa klasik elle çizilmiş animasyonun televizyon için en doğru seçim olduğuna inananlardanım. Yapımcıları Mitch Watson’ın geçen sezon Scooby Doo: Mystery Inc.’de bozguna uğradığını, Glen Murakami’nin ise özgeçmişi Ben 10 gibi fenomenlerle dolu olsa da gerçek mesleğinin karakter tasarımcılığı olduğunu bildiğimden tam olarak nasıl bir işle karşı karşıya olduğumuzu kestiremiyordum. Soru işaretlerimi Riddler’a armağan edip, iflah olmaz açık fikirliliğimle kucaklaştım ve ilk bölümü malum ortamlara düşer düşmez izledim.

Şunu tek ayağımı kaldırmadan dünyaya haykırabilirim; artık her hafta hevesle bekleyeceğim taş gibi bir Batman dizim var!

KRİTİK 
[DİKKAT SPOILER İÇERİR!]

+CGI ve Batman yan yana gelebiliyor muymuş? Beware The Batman’in pilot bölümü Hunted’ı baz alarak konuşursak; EVET! Bilgisayarlı animasyon, geleneksel 2D yöntemin başaramayacağı kadar geniş bir perspektiften Gotham’a bakmamızı sağlıyor. Yüksek binalar arasında yarasalar gibi pike yaparken, çizilmiş sayfaların içinde değil, inşa edilmiş koca bir yaşam alanında olduğunuzu hissediyorsunuz. Dövüş sahnelerinde elde edilen akıcılık, yine eski usul animasyonun bin parçaya bölünse yakalayamayacağı düzeyde. Araba takip sahneleri bilgisayar oyunu tadı verse de, hayli inandırıcı ve kesinlikle gözü yormuyor. Benim görsellikle ilgili tek şikâyetim; Cartoon Network’ün yeni Teenage Mutant Ninja Turtles’ında da olduğu gibi, kameranın odaklandığı karakterler dışında kalan insanların azlığı, bu nedenle de mekânların bomboş görünmesi. Suçluların bile terk ettiği ‘hayalet şehir’ Gotham’a bakıp “Peki Batman kimi kurtarıyor?” sorusunu sorabilirsiniz, haklısınız. Maalesef CGI kuralları gereği bu can sıkıcı durumu makul karşılamanız gerekiyor. Figüran yok bize! Yasak!

+Atmosfer Batman: The Animated Series severleri mest edecek türden… Diziye geçmiş ile gelecek arasında sıkışmış, pulp/retro hava hâkim.

+Kırmızılı siyahlı art deco jenerik ve akıllara casus filmlerini getiren Dum Dum Girls’e ait tema müziği bağımlılık yapıcı.

+ Frederik Wiedmann’ın bestelediği müzikler, çizgi dizinin karanlık tonuna eşlik ediyor. Özellikle Batcave’e ilk defa adım attığımız sahnede duyduğumuz melodi ve bütün Professor Pyg/Mr. Toad sahnelerinde çalan [BBC Sherlock’ın müziğine benzemiyor mu?] score’u çok beğendim.

+Batman’in tasarımı sıfır kilometre fakat aynı zamanda pek çok klasik unsuru birleştiren bir yapboz. Maskenin profilden yakaladığı ‘böcek’ etkisi The Batman’i, uzun ve yanlara doğru açılan kulakları, Bob Kane’in erken dönem çizimlerindeki Bat-Man’i, karakterin Bruce Timm’in çizdiği Justice League Unlimited’daki versiyonunu ve kostümün baştan aşağı simsiyah, kauçuk olması da –TV’de ilk kez- Michael Keaton ve Christian Bale’in kostümlerini anımsatıyor. Genel olarak, Batman’in anatominin sınırlarını zorlayan üçgen vücutlu ince bacaklı stilize dizaynını beğendiğimi söyleyebilirim. Bir an evvel aksiyon figürü çıksa da rafıma yerleştirsem hiç fena olmaz!


+Son dakika: Batman’in DUDAKLARI VAR! [Gülmeyin arkadaşlar, benim için yılın şoku oldu bu. Animasyon serilerinde adamın ağzının olması gerektiği yerde incecik bir çizgi görmeye nasıl alıştıysam artık…]

+Her zevke hitap etmemesi muhtemel Kara Şövalye’nin aksine, Bruce Wayne’imiz genel geçer beğenilere göre tasarlanmış, tipik bir Hollywood yıldızı yakışıklılığına sahip.

+Batmobile çok mu cakalı, yoksa Batmobile çok mu cakalı?

+Açılış sahnesinde Batman’in soygunculara oynadığı korkutma oyunu = Offf!

+Batman’e hayat veren Anthony Ruivivar, karakterin gerektirdiği ağırlığı hiç zorlanmadan taşıyor ve hayran favorisi Kevin Conroy’u aratmıyor. Sesindeki alaycı ton [başlangıçtaki “I lied”ı gibi] çok hoşuma gitti; bence tam Final Crisis’de Darkseid’a “Gotcha!” diyen Batman’e ait olabilecek bir ses.

+Geçtiğimiz yıl San Diego Comic-Con’da düzenlenen Beware The Batman panelinde yapımcılar, Batman’in yaşayacağı kimlik bunalımın seride önemli bir yer kaplayacağının altını çizmişlerdi. Kahramanımızın, daha ilk bölümden Alfred’in koruması gereken kişinin Batman değil, Bruce Wayne olduğunu söylemesi ve ikisinin aynı kişi olup olmadığı sorusuna hiç düşünmeden “HAYIR!” yanıtı vermesiyle önümüzdeki bölümlerde işlenecek “b konusu”nun ayak sesleri işitilmiş oldu.


-Uşak/şoför/bodyguard Alfred Pennyworth, Beware The Batman’de en radikal değişiklikle karşımıza çıkan karakter. Eski MI6 ajanı Alfred, serinin getirdiği yenilikler arasında büyük ihtimalle izleyicinin kabullenmekte en çok zorluk yaşayacağı olacak. Alfred’i ekranda ilk kez fiziksel güç kullandığı bir rolde izliyor olsak da, bu kırılgan beyefendinin DC Comics çizgi romanlarında da geçmişinde Royal Air Force’da sağlık görevlisi olarak çalıştığını ve eski bir İngiliz İstihbarat ajanı olduğunu hatırlamakta yarar var. Dış görünüşe aldanmamak lazım yani!

+Jason Statham’ın ihtiyar hali, 2013 model Alfred’in Bruce Wayne ile arasındaki cümlelerin sustuğu-tekmelerin, yumrukların konuştuğu Earth One-vari ilişki başta bana biraz soğuk geldi. Neyse ki iki karakter arasında bölümün sonunda geçen konuşma, bildiğimiz-sevdiğimiz dinamiğin özünde pek de modifiye edilmediğini gösterdi.

+Bu demek değil ki, Alfred’in yılların Master Wayne/Master Bruce’unu “Bruce” diye çağırmasına alışmamız zaman almayacak…

+WB’nin, The Dark Knight Rises’ın gece yarısı gösterimine yapılan silahlı saldırı gerekçesiyle seride kullanılacak ateşli silahları, fütüristik lazer tabancalarıyla değiştirdiğini aylar öncesinden duymuştuk ve doğrusu bu gelişme bir miktar endişe vericiydi. Oyuncak görünümlü kocaman füzelerle birbirini kovalayan gangsterler izleyeceğimizden korkuyordum. Fakat netice hiç de korktuğum gibi olmadı. Silahlar “animasyon standartlarında” o kadar abartısız ki; haberi yapılmamış olsaydı, otosansürün farkında bile olmazdık.

+Bruce Wayne’e gelen davetiye neyin nesiydi? Hemen bir tahmin fırlatalım. [SPOILER] O davetiye dizinin Moriarty’si olacak Anarky’nin gönderdiği bir “Batman pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım!” mesajı değilse, canlı yayında pelerinimi yerim! [/SPOILER]

+Kaçırılan iki iş adamı da çizgi roman okurlarının hemen tanıyacağı isimler. Simon Stagg, Rex Mason’ın Metamorphosis’e dönüşmesinden sorumlu kişi. Michael Holt ise Justice Society of America üyelerinden süperkahraman Mr. Terrific.

+Çizgi romanlarda, Batman’in kurduğu The Outsiders takımının üyelerinden biri olan Tatsu Yamashiro [SPOILER] Katana [/SPOILER] çok az görünmesine rağmen iyi bir ilk izlenim bıraktı.


+ Grant Morrison’ın Batman and Robin serisini okuyanlar, Hunted’ın kötü adamları Professor Pyg ve Mr. Toad’u hemen tanıyacaklardır. Pyg’in ilk bölüm için yeterli bir tehdit oluşturduğu savunulabilir, ancak motivasyonunun hayvan hakları merkezli terörizm olmasından pek hazzetmedim.


+Lazlo Valentin a.k.a. Professor Pyg, Yunan mitolojisinde yapıtlarından birine aşık olmasıyla bilinen heykeltıraş Pygmalion’dan ve George Bernard Shaw’ın aynı isimi taşıyan dünyaca ünlü tiyatro oyunundan esinlenilerek oluşturulmuş bir karakter. Yaşama amacı kusurlu bulduğu insanları kaçırıp, onlara kalıcı maskeler takarak mükemmelliği yakalamak. Anlaşılacağı üzere öyle hayvanlar için kılını kıpırdatmaya pek hevesli bir adam sayılmaz yani... Pyg’in orijinal versiyonunun sabah kuşağında yayınlanan bir çizgi dizi için fazla ürkütücü ve rahatsız edici olduğu bir gerçek, ama Beware The Batman’de resmen Professor Pyg adını kullanan yeni bir karakter yaratılmış. Karakterin tek tanıdık yanı taktığı domuz maskesi.

+Öte yandan, Pyg ve Toad arasındaki "öğretmen/öğrenci" muhabbetini sevdim. Çizgi filmlerde kötüler, çoğunlukla yardımcılarını ayak işlerinde kullanmalık hizmetkarlar olarak görür ve egolarını tatmin etmek için onları mütemadiyen aşağılarlar. Professor Pyg'in Toad'a işin inceliklerini öğretmeye gönüllü olması gerçek bir sürprizdi.

Ufak ufak toparlayalım… Hunted, ‘düz’ senaryosuyla izleyiciyi şaşırtmaktan çok, “dünya kurma”yla uğraşan bir bölüm. Her pilot bölüm gibi, serinin baş karakterine, onun yakınındakilere, yaşadığı yere, araçlarına, şehrine, düşmanlarına fazla yakına girmeden göz atmamıza olanak tanıyor. Beware The Batman hakkında hüküm verebilmek için senaryonun dallanıp budaklanacağı gelecek bölümleri beklemek en doğrusu. Kendi adıma şimdilik artıların, eksilerden çok çok fazla olduğunu ve yirmi dakikanın yetmediğini söyleyebilirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap