28 Ağustos 2013 Çarşamba

Batman: Ego

 Selina’s Big Score’dan hatırlayacağınız Darwyn Cooke’un yazıp çizdiği enfes bir eserle karşı karşıyayız. Ego, bildiğiniz Batman maceralarına benzemiyor. Benzemiyor çünkü kendisine macera demek bile aslında, çok doğru bir tanım olmuyor. Ego, en net tanımıyla bir iç hesaplaşmanın hikayesi. Hem de Bruce Wayne’in Batman’le olan hesaplaşmasının!
   
Hikaye, kahramanımızın Joker’i bulmak adına,  Joker’in iş yaptığı adamlardan birini sorgulamasıyla başlıyor. Bir gece öncesinde Joker’i ele verip kaçan Buster adlı bu kişi, Batman’e tekrar yakalanmıştır ama ortada bir terslik vardır. Batman’in farkettiği üzere Buster, intihar etmek üzeredir. Kolundan yaralı ve fena halde kan kaybetmekte olan Batman, Buster’ı görülmeye değer bir hamleyle kurtarır. Ve asıl hikaye de bundan sonra başlayacaktır. Buster, Batman’le olan kapışması sırasında ailesinin öldüğünü söyler (sebebi için çizgi romanı okumanız gerekecek) ve ölümlerinden Batman’i sorumlu tutar. Ardından intihar girişimini nihayete erdirir. Sayfaların bundan sonrası, Bruce’un Batman’le olan bir tür  pazarlığına ayrılıyor. Bruce’u oldukça kan kaybetmiş ve neredeyse ağlamaklı bir halde düşünün. Düşünün ki bir adam kostümünü geçirip her gece kötülerin peşine düşüyor ve bunu yaparken, öldürmemek için neredeyse özel bir çaba sarfediyor. Ama birgün geliyor ve ölmekten kurtardığı kişi kendisini, masum ailesinin ölümünden sorumlu tutuyor. Sizi bilmem ama ben, bu durumda Bruce’un bırakın ağlamasını, pelerinini bir kenara atıp, tüm bu sorumluluktan uzaklaşmak istemesini hiç de garipsemedim.


Aldığı kararın rahatlığı 20 saniye kadar süren Bruce’un bu kez de karşısına kim çıkıyor dersiniz? Tahmin ettiğiniz gibi, halüsinasyon mu rüya mı ne olduğu tam belli olmayan, devasa bir Batman! Burada Cooke’un Batman’i resmedişini biraz çocukça bulabilirsiniz. Ben sonradan düşündüğümde böyle hissettiğimi farkettim ama zaten eserin geneline hakim olan havanın çok da dışında bir Batman görmüyoruz. Özellikle Batman: The Animated Series severlerin çizimlerin genel havasından hoşlanacaklarını düşünüyorum.

Gelelim eserde asıl dikkati çeken kısımlara. Batman dediğimiz ilkel benlik, Bruce’un yılgınlıkla isyan ettiği anda ortaya çıkıyor, demiştik. Cooke bunu kullanarak, Batman orijinine o kadar güzel, o kadar derin bir açıklama getiriyor ki, şahsen ben okurken zevkten dört köşe oldum. **Muhtemel Spoiler**: Cooke’un kaleminde Batman, Bruce’un yaşadığı trajediden bile öncesinde Bruce’da yer edinmiş bir varlık. Batman fikri, bildiğimiz üzere, yaşadığı trajediden sonra şekil alıyor ama diplerde bir yerde, Bruce’ta “korku” olarak yer edinmiş bile. Fikrin gerçeğe dönüştüğü o anı, Batman’in sözlerinden okuyoruz: "From that moment on, we were constant companions. I watched as you struggled to carry on to find a reason for what had happened. When no reason could be found i drove you to create a reason, to discover a purpose in a world gone mad..."


Sonuç olarak Batman, hepimizin zaman zaman üzerine düşündüğü o soruyu soruyor: “Neden Joker’i öldürmüyoruz, neden Joker'in masumları öldürmesine izin veriyoruz?”. Bu soruyu da çıkış noktamıza kattıktan sonra diyebiliriz ki, öldürme ve intikam isteğiyle kavrulan Batman’imiz ilkel benliği yani idi temsil ediyor. Bu ilkel varlık o kadar kıskanç ki, çizdiği karanlık Batman tablosunda, Robin’e dahi yer yok. Bruce ise, öldürmemesinin sebeplerine inmeye çalışmasıyla süperego (üstbenlik) dediğimiz, benliğin ahlaki ve vicdani kısmına denk düşüyor. Bu durumda Ego’nun, Bruce’un üst ve ilkel benliği arasında sıkışmışlığının, ortak bir yol bulmaya çalışmasının hikayesi olduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Batman orijininden, Batman’in neden öldürmediği sorusuna dek merak ettiğimiz birçok soru Cooke’un kaleminde cevabını yeniden buluyor. Cooke bu cevapları verirken bizi önce Bruce’un bilinçaltına, çocukluğuna indiriyor; hüzünlendiriyor. Aralarda Batman villianları da gözden kaçırılmıyor ve flashbacklerle hikaye daha da canlanıyor. Ardından bizi Batman’in karşısına oturtuyor ve cevabını merak ettiğimiz soruları tekrar soruyor. Cevapları beğenip beğenmemek biz okuyucuya kalmış. Ama bu ego savaşını kimin kazandığını, bir anlaşmaya varılıp varılmadığını merak ediyorsanız, hiç durmayın; okuyun ve keyfine varın, derim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap