28 Ağustos 2013 Çarşamba

BEWARE THE BATMAN 1. Sezon 3. Bölüm: Tests


YAPIMCI: Glen Murakami, Sam Register, Mitch Watson

SENARYO: Matt Barker

YÖNETMEN: Sam Liu

MÜZİK: Frederik Wiedmann

SESLENDİRME KADROSU
Anthony Ruivivar – Bruce Wayne/Batman
JB Blanc – Alfred Pennyworth
Sumalee Muntano – Tatsu Yamashiro
Wallace Langham – Anarky
Arif S. Kinchen – Daedalus Boch
Carlos Alazraqui – Junkyard Dog

KONU: Bruce Wayne, güvenilirliğini ölçmek istediği yeni koruması Tatsu Yamashiro’yu bir dolu zorlu testten geçirmeye karar verir.  Milyoner playboyun bilmediği; şehre hükmetmeyi hedefleyen Anarky’nin de  meydan okumayı kafasına koyduğu Kara Şövalye Batman’e birbirinden tehlikeli testler hazırladığıdır.

KRİTİK 
[DİKKAT SPOILER İÇERİR]

Tests, Beware The Batman’in ekranlara çöktüğü birinci günden beri şüphesiz en çok merak ettiğim bölümüydü. Nedeni çok açık: Mitch Watson ve Glen Murakami’nin Batman’in dengi/arch-nemesis’i olarak tasarladıkları Anarky ile bu bölümde tanışacaktık. Büyük ihtimalle kendi yarattığım büyük beklentiler yüzünden, Anarky’nin kotarımına baktığımda bir parça düş kırıklığına uğramış olsam da, Tatsu karakterinin gelişimi diziye duyduğum heyecanın zarar görmesini önledi.

İzlerken aldığım notlara hep beraber bakalım...

+Tatsu Yamashiro, kısa sürede çizgi roman versiyonunu unutturacak noktaya geldi. Kadrosunda kendine güvenen, akıllı ve becerikli bir kadın bulunan süper kahraman çizgi dizilerine pek sık rastlamıyoruz, bu türü gördüğümüz yerde korumaya almak lazım. Daha da güzeli, Tatsu -en azından şu an için- baş karakterin potansiyel sevgilisi bile değil. Gerçi Bruce Wayne’in yakın koruması [SPOILER] ve Batman’in The Outsiders takımındaki yardımcılarından Katana’ya dönüşecek [/SPOILER] olması, karakterin Sasha Boardeaux’nun, Greg Rucka’nın run’ında çizdiği yoldan gidebileceğine işaret ediyor ancak ben yine de ilişkilerinin birbirine saygı duyan iki onurlu savaşçı sınırını aşmamasını tercih ederim.

+Bruce Wayne Profesör Xavier’ın X-Men Institute binasını satın almış olabilir mi? Bildiğimiz Danger Room var evde. Zenginlik işte…

+Kara Şövalye'yi araçlarını kullanırken gördüğümüz sahneler bana hep çok keyif vermiştir, haliyle bölümdeki Batcycle ve Bat-Glider sekansları aklımı başımdan aldı.


+Soul Taker kılıç mı o? DUN-DUN-DUNNN!!!

+Satranç motifleri, bölümün her yerine bazen inceden, bazen de göstere göstere yedirilmişti. Siyah Şah Batman ve Beyaz Şah Anarky, Danger Room’un tabanı ve tavanı, ‘Vandal sanatçı’ piyonlar, Satranç Çiçeği…

+Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama başta alışması zaman alacak gibi gelen 2013 model Alfred’e ben çok çabuk alıştım. Bu The Expendables 3’nin setinden kaçmış gibi görünen adamın Batman’e araştırmalarında yardımcı olması, deneyimlerini aktarması, haftanın kötü adamı hakkında söyleyecek sözü olması sizce de daha mantıklı değil mi? Bir de Michael Caine’in, The Dark Knight Rises’da kahvaltı hazırlama ve çarşafları toplama gibi ev işlerinin ortasında Bane’in Leauge of Shadows bağlantısı üzerine ansiklopedik bilgiler verdiği sahneyi hatırlayın. Hangisi daha inandırıcı?

+Anarky’nin aklıma nedense bilim kurgu efsanesi Ray Bradbury’nin Something Wicked This Way Comes adlı eserini getiren [panayırı çağrıştırdığından olabilir pekala] tema müziği tek kelimeyle mükemmeldi.

+Beyaz, normal şartlarda anarşiyle bağdaştırılmayabilir, haklısınız ama Anarky’nin Marvel Comics evrenine sızıp, Moon Knight’ın dolabından çaldığına yemin edebileceğim kirli beyaz kostümü, serinin tepeden tırnağa siyaha bulanmış Batman’ine şahane bir görsel zıtlık oluşturmamış mı?


+Anarky’nin Joker’e, ya da spesifik olarak The Dark Knight filminde Heath Ledger’ın canlandırdığı kaosun elçisi Joker’e bir çok yönden benzemesi izleyicilerin eleştirilerine hedef olsa da, bu benzerliğin Catwoman/Magpie’dan daha sağlam temelli olduğu bir gerçek. Orijinal Anarky/Lonnie Machin, yazar Alan Grant tarafından V For Vendetta'daki V’den esinlenilerek yaratılmış bir karakterdir. Ledger’ın Joker’inin de V’yi bugün dünyanın genelindeki Occupy hareketlerinde bir sembol yapan özelliklerden çoğunu taşıdığını düşünürsek, Tests’de izlediğimiz Anarky’nin aslında gerçek esin kaynağına göz kırptığını söyleyebiliriz.


+Anarky’nin şeceresine bulaşmışken, Alan Grant’ın, karakterin Joker’in biyolojik oğlu olmasını istediğini fakat dönemin Batman dergilerinin editörü Dennis O’Neil’ın bu fikre yeşil ışık yakmadığını atlamak olmaz. [Yazarın işlediği bu büyük suçun dosyası, Anarky’nin 90’larda yayımlanan solo dergisinin son sayısında tekrar açıldı ve Joker/Anarky’nin arasındaki kan bağı, başka kimsenin dokunmaya cesaret edememesiyle, küçük bir ima olarak kaldı.]

+Tests’in yaşattığı hayal kırıklığı tamamen kötü karakterden ileri geliyor… Anarky’nin kaos ve anarşi kavramlarını birbirine karıştırması – çizgi romanlar ve filmlerde çok sık düşülen bir hata- ve yapımcıların verdikleri bütün röportajlarda allayıp pulladıkları o Moriarty figürünün altını doldurmayı başaramaması, beni bölümün notunu kırmak zorunda bıraktı. Gerçekten merak ediyorum bu adamın alelade bir Batman düşmanından ayıran nesi var? Batman’den daha iyi olduğunu gösterme çabasının arkasında ne gizli?  Neden Anarky’i gördüğümüzde korkudan yatağın altına saklanmalıyız? Cevaplanmayan her soruda, Anarky biraz daha bitmemiş bir skece dönüştü benim nezdimde. Beyaz kostümün ardındaki kişi, Detective Comics #609’da öğrendiğimiz gibi [SPOILER] kafası karışık bir çocuk [/SPOILER] çıkarsa, belki de beni rahatsız eden yanlarının [dev egosu, olgunluktan nasibini almamış olması, kendini kanıtlama ihtiyacı vb.] sebebi açıklığa kavuşmuş olur.

Beware The Batman, üçüncü bölümünde ana hikayesiyle doyurmasa de, Bruce Wayne’in manipüle ettiği Tatsu’nun sınavlarını izlediğimiz yan hikayesiyle yüz güldürdü. Gelecek bölümlerde Anarky, süperkötü piyonlardan kendisine bir ordu mu kuracak, Batman’in gerçek kimliğini mi keşfedecek, ne yapacaksa yapmalı ve iddia ettiği gibi Kara Şövalye’ye layık bir rakip olmak istiyorsa bir an önce elini güçlendirmeli. Hiç ara vermeden konuşmak, kendisini mat edilmekten kurtaramaz çünkü. 

Anarky sana söylüyorum, senarist sen anla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap