6 Eylül 2013 Cuma

Batman & Mr. Freeze: SubZero

Yönetmen: Boyd Kirkland
Yapımcı: Haven Alexander, Boyd Kirkland, Randy Rogel, Benjamin Melkiner ve Michael E. Uslan
Senaryo: Randy Rogel ve Boyd Kirkland
Müzik: Michael McCuistion
Yayın Yılı: 1998
Süre: 67 dakika
Seslendirme: 
Kevin Conroy - Bruce Wayne/Batman
Michael Ansara - Victor Fries/Mr. Freeze
Loren Lester - Dick Grayson/Robin
Mary Kay Bergman - Barbara Gordon/Batgirl
George Dzunga - Dr. Gregory Belson
Efrem Zimbalist Jr. - Alfred Pennyworth
Bob Hastings - Komiser Jim Gordon
Rahi Azizi - Koonak
Marilu Henner - Veronica Vreeland



Warner Bros. Animation ve DC Comics'in son yıllarda her bir seneye ikişer üçer tane sıkıştırdığı, farklı evrenlerde geçen, daha çok popüler çizgi romanlardan uyarlanan, birinin animasyon tekniğinin ötekini tutmayan filmlerinden önceye, bu ortaklıkla yapılan her filmin ve çizgi dizinin tek çatı altında geçtiği muhteşem bir döneme ortadan dalıyoruz şimdi. Yıl 1997... Batman: The Animated Series sona ereli yaklaşık iki sene olmuş. Joel Schumacher'in Batman & Robin'i henüz vizyona girmiş ve yeni dizi The New Batman Adventures'ın başlamasına ise daha birkaç ay var. Batman & Mr. Freeze: SubZero'nun yayınlanma tarihi bu zamana denk düşüyor aslında. Ama Mr. Freeze'in beyazperdede göründüğü ilk yapım olan Batman & Robin'in yoğun bir şekilde olumsuz eleştirilere maruz kalmasından ötürü filmimizin yayın tarihi erteleniyor ve film ancak 1998'in Mart ayında yayınlanabiliyor. Merak edenler ya da bir zamanlar benim gibi bu konu yüzünden kafası karışan arkadaşlar; yeni çizimleriyle TNBA devam ederken SubZero'nun Batman TAS çizim tekniği ile yayınlanmasının sebebi işte bu...


SubZero öncesi...


SubZero'ya geçmeden evvel olayların öncesini anlatan iki Batman: TAS bölümüne bir göz atmakta fayda var. Yazının en başında bahsettiğim DC Animated Universe (Timmverse ve Dinniverse) isimli bu çatının altında Mr. Freeze, ilk olarak Heart of Ice isimli bölümde karşımıza çıkıyor. Karakterin orijinine odaklanan bu bölümde anlatılana göre Victor Fries, Goth Corp'da çalışan bir bilim adamıdır ve her şeyden çok sevdiği karısı Nora ise ölümcül bir hastalığın pençesindedir. Fries, tedavisi bulunana kadar karısının ölümünü geciktirmek için kriyojenik (düşük sıcaklıklar fiziği) ile ilgili deneyler yapmaktadır. Bu deneylerle şirketinin parasını çarçur ettiğini düşünen Goth Corp'un sahibi Ferris Boyle (Mark Hamill seslendiriyor.) adamlarıyla birlikte Fries'in laboratuvarına ani bir baskın yapar ve çıkan arbedede Fries, deney tüplerinin arasına düşer. Bundan böyle Victor Fries sıfırın üstündeki sıcaklıkta yaşayamayacaktır ve buz gibi bedeninde sadece iki duygu kalmıştır: Aşk ve intikam. Bölümün sonunda Batman, Fries'i nam-ı diğer Mr. Freeze'i etkisiz hale getirir ve Arkham'a postalar.



Victor Fries'in hikayesi dizinin üçüncü sezonunda Deep Freeze isimli bölümle devam ediyor. Hala Arkham'da yatmakta olan Victor, Goth Corp'un eski yatırımcısı Grant Walker tarafından kaçırılır. Roger Moore dönemi James Bond villian'larını andıran Walker'ın amacı kendi şehrini yaratıp geri kalan her yeri dondurmaktır. Ancak yaşı ilerlediğinden ölüm korkusuna tutulmuştur ve ölümsüzlüğe kavuşabilmek için soğuğun içinde çok yavaş yaşlanan Mr. Freeze gibi bir yaşama sahip olmak istemektedir. Freeze'i ikna etmek için de Nora'yı kullanır. Bölümün sonlarına doğru Batman, Walker her yeri dondurduğunda Nora'nın Victor'ı suçlayabileceğini söyler. Bunun üzerine Batman, Robin ve Mr. Freeze birleşerek Walker'ı durdurmak için harekete geçerler. Çökmekte olan şehirden kaçamayan Freeze ve Nora, son sahnede suyun derinliklerinde Freeze'in oluşturduğu büyük bir buz kütlesinin içinde görünürler.



SubZero

Konu: Filmimizin başında ise Victor'ı Kuzey Kutbu'nda sakin bir hayat sürerken buluyoruz. Hala hasta olan sevgili karısı Nora ise içi kriyojenik sıvılarla dolu camdan bir tüpün içinde yaşam mücadelesi vermekte. Buna ek olarak Victor'ın yanında Hotchka ve Shaka isimli iki kutup ayısı, ayrıca Koonak isimli sadık bir çocuk var. (Koonak bir Inuit ve ailesi öldüğünden beri ona Victor Fries bakıyor.) Fries'in Batman ile son karşılaşmasından sonra kurduğu bu aile yaşamı, bir denizaltının buzulların içindeki barınaklarına çarpmasıyla altüst oluyor. Evi perişan hale geliyor ve Nora'yı hayatta tutan kapsül parçalanıyor. Bunun üzerine Victor, yeniden Mr. Freeze kostümünü giyinip kuşanıyor. Mr. Freeze'in belki de en bireysel olan bu macerasında Victor'ın amacı ne Batman & Robin'deki gibi tüm dünyayı sonsuz kışa mahkum bırakmak ne de Heart of Ice bölümündeki gibi bir kişinden intikam almak için tüm binayı dondurmak... Tek istediği karısının yaşaması için yapılması gereken bir organ nakli.  Bir zamanlar Goth Corp'ta kriyojenik alanında beraber çalıştığı paragöz iş arkadaşı Dr. Gregory Belson'ı bulup ondan Nora'yı iyileştirmesini istiyor. Dr. Belson ve Mr. Freeze yapılacak organ nakli için uygun bir ceset bulamayınca hastaneye girip Nora ile uyumlu kanı taşıyan kişilerin listesine bakıyorlar. Ve on sekiz kişilik listede bakın kimin ismi de var? Barbara Gordon'ın! Bunun üzerine Freeze yanına bir dediğini iki etmeyen Hotchka ile Shaka'yı da alıp Dick ve Barbara'nın gittikleri dans gecesine destursuz dalıyor ve Barbara'yı kaçırıyor. Böylece dinamik ikilimiz Batman ve Robin, Barbara'yı kurtarmak için harekete geçiyor.


Filmin senaryosu bir kaç mantık hatası dışında gayet sağlam. Konudaki bireysellik derinlikli ve duygu yüklü bir hikaye ortaya çıkartmış. Böylelikle filmdeki her karakterin hislerini daha kolay anlamlandırabiliyoruz. Zira Victor'ın Nora'ya olan sonsuz bağlılığı ve diğer insanlara olan güvensizliği film boyunca hiç kendini unutturmuyor. Diyaloglar akıcı ve çok iyi yazılmış. Özellikle Mr. Freeze karısı hakkında her konuştuğunda oldukça duygusal, bol betimlemeli cümleler dökülüyor ağzından. Bu edebi cümleler hususunda Batman Returns'ün baş kötüsü Penguen ile arasında benzerlik kurmak mümkün. Hatırlayacağınız üzere Penguen sorunlu geçmişinden bahsederken ve Batman'e hatta tüm insanlığa karşı hakaretler savururken de böylesine süslü, dallı budaklı cümleler kurmayı ihmal etmiyordu.


SubZero, Bruce'un dedektiflikteki yeteneklerine de yer veriyor hatta filmin ana sorusu bu sayede cevaplanıyor. Komiser Gordon'ın kızı olmasına rağmen polis teşkilatının arayıp bulamadığı Barbara'nın yerini Batman, dedektiflik öykülerine yakışır biçimde buluyor. Gordon ve polisleri pasif kalsalar da onlar dışındaki tüm yan karakterlerin hikayeye katkısı var. Özellikle Alfred'in finale doğru edindiği bir bilgi, yola çıkmaya hazırlanan Batman ve Robin'i hızla harekete geçiriyor. Alfred'i ayrı seven birisi olarak karakterin boşlanmaması ve kendine özgü o soğuk espri anlayışının da öyküye katılması hoşuma gitti.


Batman-Mr. Freeze çatışmasına ayrı bir parantez açarsak bu iki karakterin arasında Nora'nın anlık durumuyla doğrudan bağlantılı olarak değişkenlik gösteren bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Mesela petrol deposunun alev almasından önce hala ameliyat olma ihtimali bulunan Nora için Batman ile mücadele ederken gördüğümüz Mr. Freeze, her tarafın infilak etmesiyle ameliyat planları suya düşünce ayağı kırık bir halde buz silahını kullanarak Koonak ve Nora'yı alevlerin arasından almaya giden Batman ve Barbara'nın yolunu açıyor ve değer verdiği iki insanı onlara emanet ediyor.


Filmdeki başka bir çatışma ise sıcak ve soğuk arasında. Victor Fries Kuzey Kutbu'nda mayosuyla suyun içinde rahat rahat balık avlarken, Gotham City'de son zamanların en sıcak günleri yaşanıyor. Öyle ki Gotham gibi bir şehirde çocuklar sokakta fışkıran suların etrafında oynuyor. Hatta filmin başlarında balodan erken ayrılan Bruce, kendini arabaya attığı an ceketini çıkartıyor ve ter içinde Alfred'ten havalandırmayı açmasını istiyor. Mr. Freeze'in Kuzey Kutbu'ndan kalkıp Gotham'a gelmesiyle de bu sıcak-soğuk çatışması diğer çatışmalara paralel olarak başlıyor.


Batmobile'i SubZero'da az da olsa görmek güzeldi ama filmde asıl ön planda olan Batwing'di. "Feat of Clay"deki kadar olmasa da bu harika aracı izlemek yine büyük keyif verdi. Mr. Freeze ile Dick Grayson arasındaki kovalamaca da heyecan verici sahneler arasındaydı. 


Beni rahatsız eden bir iki noktadan bahsetmem lazım. Mr. Freeze ile Dr. Belson'ın Nora'ya uyabilecek organa ve kana sahip olan kişilerin listesine baktıkları sahnede Barbara'nın adını görür görmez uygun olup olmadığına bile bakmadan o isimde karar kılmaları öyküde mantıksal bir sorun yaratıyor. O on sekiz kişilik listedeki herkesin Nora'ya uyduğunu varsaysak bile listenin tepesinde yer alanlara hiç bakmayıp doğrudan "Barbara Gordon" isminin üzerine birden çullanmaları pek inandırıcı değildi.


Finalde okyanusun ortasındaki petrol deposunun havaya uçtuğu sahnede ne bir haber helikopteri ne de görüntüyü çekebilecek başka bir haberci vardı. Ama filmin sonundaki televizyon haberinde bu görüntüler nasıl olduysa gösteriliyor. Haberi yapan acar muhabir Summer Gleeson'ın gizemli bir gücü varsa lütfen beni bağışlayın.


Filmde önemli olarak gördüğüm başka bir nokta ise Bruce'un kadınlara olan ilgisizliği. Parti sahnesinde Dick ve Barbara birlikteyken, Bruce, Veronica Vreeland önderliğinde yanına kur yapmaya gelen kadınlarla kısa bir süre geçiriyor. Partinin sıkıcılığından bu şekilde nasibini aldıktan sonra Veronica'dan kendini kurtarıyor. Dick ve Barbara'ya içten bir "İyi eğlenceler" deyip oradan ayrılıyor. Bruce'un genellikle kadınlara karşı takındığı bu tarz tavırlar eskiden bana son derece hoş gelirdi. Öyle ki küçük bir çocuk aklıyla saplantılı olarak hayatımı Batman/Bruce Wayne gibi şekillendirmeye çalıştığım ilkokul yıllarımda sırf bu yüzden sınıfın kızlarına "Bruce gibi" davranmışlığım da vardır. Ama sonraları Batman Beyond'da Bruce'un yalnızlığını gördükten itibaren bu ilgisizlik durumu eskisi gibi eğlenceli gelmemeye başlamıştı. Çünkü bir zamanların kara şövalyesi Wayne Malikanesi'nde yapayalnız yaşıyordu. Üstelik iyi anlaştığı Barbara'yla bile arası bozuktu. Hatta bir bölümde Bruce'un Batcave'de eski resimlerine bakarak o günleri yad ettiği sahneyi hiç unutmam. Hele acılarına tanık olduğumuz Mask of Phantasm'ı ve "I Am The Night" isimli bölümü hatırladıktan sonra onun adına ebedi mutluluğun hala gelmemiş olduğunu görmek içimi acıtmıştı. İşte SubZero'da örneğini gördüğümüz bu ilgisiz tavırların, JL Unlimited'ın "Epilogue" bölümünde Bruce'un 90 yaşındayken de bu yalnızlığı çekmesine yol açtığı su götürmez bir gerçek. Joker'i, Ra's Al Ghul'u, Two-Face'i, The Riddler'ı ve psikopatlıklarıyla ün salmış daha nice kötüyü defalarca yenen bu adamın bir ilaç kapağını bile açamadığını görmek ayrı bir üzüntü yaratıyordu insanda.


Filme geri dönersek, parti sahnesi demişken Veronica Vreeland'ten bahsetmemek olmaz. O gece Bruce'un kız arkadaşı olarak gördüğümüz Vreeland, daha önce birkaç Batman:TAS bölümünde de arz-ı endam etmişti. Üstelik o bölümlerde saçları kızıldı. SubZero'da ise Barbara ile karıştırılmaması için Vreeland üzerinde bazı değişiklikler yapılmış. En basitinden o artık bir sarışın.

Batman TAS - Vreeland

SubZero - Vreeland

Filmin çizim kalitesi Batman:TAS'de de olduğu gibi sinema filmi tadında. Bilhassa kalabalık sahnelerde bu kalite hiç düşmüyor. Ekranın kıyısında köşesinde kalmış insanlar bile özenle çizilmiş. Karakterlerin ani duygu değişimleri yüzlerinden okunuyor. Ama diziden farklı olarak bazı karelerde (uzak çekimlerde) çizim yerine animasyon tekniği kullanılmış. Ayrıca bazı sekanslarda bu iki farklı tekniği aynı karede de görmek mümkün. Mesela Dick'in, Barbara'yı kaçıran Mr. Freeze'i motorla takip ettiği sahnede Dick ve motoru klasik çizim iken, yolun sağındaki solundaki araçlar animasyon tekniği ile yaratılmıştı. Bir Batman çizgi filminde kullanılmak üzere CGI teknolojisine Beware the Batman ile henüz alışmaya başlayan biri olarak bu görüntülerin film üzerinde biraz eğreti durduğunu söylemeliyim.


Daha önce Mask of Phantasm'ı ve pek çok Batman: TAS bölümünü yönetmiş olan Boyd Kirkland'ın yazıp yönettiği filmin seslendirme kadrosu dizininki ile hemen hemen aynı. Kadroya yeni katılan Mary Kay Bergman, dizide Melissa Gilbert'ın konuştuğu Barbara Gordon'ı seslendiriyor. Yeni karakter Dr. Gregory Belson'ı ise Batman: TAS'in Vantrolog'u ve Superman: TAS'in Perry White'ı olan George Dzunga seslendiriyor. Kevin Conroy ve ekibin geri kalanına zaten diyecek laf yok ama Mr. Freeze'in buz gibi soğuk, yer yer tüyler ürperten yer yer de kulağa dokunaklı gelen muhteşem sesinin geçen aylarda kaybettiğimiz Michael Ansara'ya ait olduğunu altını en kalın uçlu kalemle çizerek belirtmek gerekiyor.


SubZero'nun introsu, Batman 89'daki intro ile neredeyse aynı. Daha kısa olan bu açılışta Danny Elfman'ın muhteşem müziğinin başlangıcı kullanılmış. Batcave fonuyla birlikte içinde küçük bir yolculuğa çıktığımız sarılı siyahlı Batman logosu, intronun sonunda bir bütün olarak belirdiğinde aynı Batman & Robin'in açılışındaki gibi birden buzla kaplanıyor ve patlıyor.


Batman 89
Batman & Robin

Batman: TAS ve Mask of Phantasm' ın müziklerini yapan Shirley Walker, SubZero'da yerini bu evrene hiç yabancı olmayan Michael McCuistion'a bırakmış. McCuistion, Walker'ın tüyleri diken diken eden yavaş çalındığında dramatikleşen hızlandığında ise insanı gaza getiren Batman teması yerine film için bestelediği kendi temasını kullanmış ve iyi iş çıkarmış. Özellikle Mr. Freeze'in duygusallaştığı bölümlerde çalan müzik oldukça etkileyici ve kutbun buz gibi havasıyla bütünleşebiliyor.

Hoş bir detay: Bir sahnede Dr. Belson ve Mr. Freeze, Barbara Gordon'a ulaşmak için kaldığı odayı aradıklarında telefona oda arkadaşı çıkıyordu ve o esnada odada Harry Akst ve Grant Clarke'ın 1929'da yazdığı ünlü şarkı "Am I Blue?" çalmaktaydı. Ve sürpriz! JL Unlimited'ın "This Little Pig" bölümünde Kevin Conroy'un muhteşem sesiyle Batman, bir zamanlar Ray Charles, Barbara Streisand ve Judy Garland gibi büyük sanatçıların yorumladığı bu şarkıyı Wonder Woman'ı büyüden kurtarmak için söylüyor.

Bu arada Dr. Gregory Belson'ın görünüşü, bana nedense ABD'li ünlü sanatçı Frank Sinatra'yı hatırlattı.



Batman'in ilk ortaya çıktığı sahnede bir kuyumcuyu soyan serseri kılıklı iki adamdan sürücü olanı Joker'e fazlasıyla benziyordu. Hatta saç stili aynısıydı...



Bruce'un kriyojenik hakkında bilgi almak için Goth Corp'ta ziyaret ettiği arkadaşı Mariko, filmin yapımında bolca emeği geçen Uzak Doğulu dostlarımızın bir yansıması olabilir mi?



Nora filmin başında aynı "Batman & Robin"deki gibi bir kapsülün içinde...




Victor Fries'in kuzey kutbunda bulup karısına getirdiği bu nadide çiçek, Batman Begins'te Bruce'un Gölgeler Birliği'ne katılabilmek için karlı dağlarda aradığı mavi çiçeği anımsatıyor.



Finalde petrol deposu patladığında yaralı bir halde suya düşen Mr. Freeze'in ölmediğini, kutup ayısını tutmak için suyun yüzeyine çıkan elinden anlıyoruz. Hatırlarsanız buna benzer sahneleri daha önce de görmüştük: Batman 89'da kimyasal sıvının içine düşen Jack Napier'ın (Joker), Batman TAS'in The Demon's Quest bölümünde Lazarus Pit'e düşen Ra's Al Ghul'un ve Batman Forever'da kara şövalyenin havaya fırlattığı bozuk paralar yüzünden düşen (her ne kadar ölse de) Two-Face'in yüzeyde beliren eli...




Toparlarsak SubZero, selefi Mask of Phantasm gibi işin duygusal boyutunu önemseyen, soğuk kanlı bir katil yerine çaresiz bir adamın hikayesini anlatmayı tercih eden ve genel olarak barındırdığı karakterlerin hakkını teslim eden kaliteli bir yapım. Birkaç hatasını gözardı edersek de dört dörtlük bir Mr. Freeze macerası. Son olarak Heart of Ice, Deep Freeze ve SubZero'nun ardından Batman ve Mr. Freeze'in arasındaki dördüncü roundu görmek istiyorsanız The New Batman Adventures'ın "Cold Comfort" isimli bölümü sizi bekliyor. Ama aynı duygusallığı aramayın...

In memory of Michael Ansara...

2 yorum:

  1. Biraz uzun, gereksiz detaylara takılan; ama her şeye rağmen çok güzel bir yazı hatta makale. Bir Batman fanı olarak kutluyorum.

    YanıtlaSil
  2. Ben gerekli gördüklerimi yazmaya çalıştım. Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil

Yorum Yap