1 Aralık 2013 Pazar

Batman '66 #1 - The Riddler's Ruse

Yazar: Jeff Parker
Çizer: Jonathan Case
Renklendirme:  Jonathan Case
Kapak Çizeri: Michael Allred, Laura Allred
Sayfa Sayısı:  30

Günlerden Cumartesi… Koşuşturmaca içinde geçen ölümüne yorucu bir hafta geride kalmış. Sabah mışıl mışıl uyumak, rüya âleminde dalabildiğin kadar derinlere dalmak varken, daha yarasalar bile mağaralarına çekilmeden yatağından kalkıp, hevesle uzaktan kumandaya sarılıyorsun. Gazetedeki yayın akışına göre dakikalar sonra BATMAN başlayacak çünkü. Kopkoyu kahveni hızlıca karıştırırken, Danny Elfman’ın bestelediği o delirtici jenerik müziğini mırıldanıyorsun usulca. Birazdan televizyon tarihinin en karanlık, en titizlikle kotarılmış, en stilize çizgi serisinden, Batman The Animated Series’den bir bölüm izleyeceksin.

A-HA!!! İşte başlıyooooor!
Tamam, susuyorum. Sen keyfine bak.

Bir dakika, bir dakika… O da ne? Bu mor pelerinli, gri taytlı, hımbıl mı hımbıl adam, senin tanıdığın, bildiğin, sevdiğin Kara Şövalye  Batman’e hiç benzemiyor!


Amerika’da ekranlarda kaldığı 60’lı yılların ikinci yarısı için gerçek bir televizyon fenomeni  olmayı başaran Batman dizisi, dillere destan absürdlüğüyle, kendisinden sonra gelen kuşaklara ait olan,  ‘Batman’ denilince dimağlarında bambaşka bir imge beliren genç Batman hayranlarında yukarıdaki örnekte olduğu gibi elektroşok etkisi yaratmaya devam etse de slogan olmuş replikleri, tekrar gösterimleri, komedi skeçleri ve parodi filmleri sayesinde bugün, yarım asırlık bir popüler kültür mirası.

Kabul edersiniz ki; miras büyük olunca, paydaşların kendilerine daha doyurucu dilimler talep etmeleri de kaçınılmaz olur. Diziyi yayınlayan ABC kanalı, prodüksiyonun finansörü FOX ve DC Comics’in ortağı; Batman evreninin sahibi Warner Bros. arasında on yıllardır süregelen hak kavgası geçtiğimiz sene sonuca bağlandı ve WB, Batman ’66 dizisinin tüm merchandise haklarını satın aldı. Geriye kalan tek sorun oyuncuların yüzlerini kullandırmaya ikna edilmesiydi ki; Adam West [Batman], Burt Ward [Robin], Julie Newmar [Catwoman]’ın da aralarında bulunduğu başrol oyuncuları, ikonik görüntülerinin yeni çıkacak ürünleri süslemesi için WB ile anlaştı. Hatta telif konusunda çok katı kuralları olduğu ve astronomik ücretler istediği iddia edilen Yvonne Craig [Batgirl] bile geç de olsa WB ile masaya oturdu.

Bu yasal karışıklığın çözüme ulaşması neyi değiştirdi? Neil Armstrong’un canlı yayında attığı o ‘bir insan için küçük, insanlık için büyük adımı’ anımsayacak yaşta olanlar için, çok şeyi! 1966 Batman aksiyon figürleri, hediyelik eşyaları, not defterleri, t-shirtleri dalga dalga pazara düşmeye başladı ve görünen o ki, ilerleyen zamanlarda Adam West’in kaşlı Batman’inin suretiyle daha da sık karşılaşacağız.

Torun sahibi olmuş adamlara çocukluk günlerini yeniden yaşama fırsatı sunan bu nostalji çılgınlığının ortasında boş durması abes kaçacak DC Comics ise önce dijital-sonra basılı nüsha olmak üzere Batman ’66 çizgi roman projesini hayata geçirdi. Benim de, DCnU’nun bir hayli problemli devamlılığıyla cebelleşmeden takip edebileceğim bir dergim oldu! [İşşşte buna içilir :)]

Batman ’66’in beyni ve yazımıza konu olan birinci sayısının yazarı, X-Men: First Class, Thunderbolts ve Agents of Atlas’daki işleriyle tanınan Jeff Parker ; çizeri ise bugüne kadar çok az sayıda çizgi romanda imzası bulunan Jonathan Case. Söz hazır yaratıcı ekibe gelmişken burada kısa bir parantez açmak isterim: Benim ezelden beri potansiyel bir 1966 Batman çizgi romanı için düşündüğüm isim, Solo dergisinin kendisine ayrılan 7. Sayısında resimlediği Adam West esintili Batman hikâyesiyle aklımı başımdan almış olan Michael Allred’dir. Pop art sanatçısı Roy Lichtenstein ekolünün günümüzdeki temsilcilerinden ve aynı zamanda fanatik bir Batman TV dizisi seyircisi olan Allred’in, muhtemelen Marvel’da artan uğraşları [FF, Silver Surfer] yüzünden Batman ‘66’i çizecek boş zamanı yok, fakat her şeye rağmen kapak çizeri olarak projeye katkıda bulunması beni nasıl neşelendirdi, anlatamam.

Peki, çizimlerin ve renklendirmenin Jonathan Case gibi yeni bir isim tarafından yapılması bir eksi mi? ASLA! Çok önceleri keşfedilmesi gereken yetenek Jonathan Case, aktörlerin benzerliklerini yakalamakla kalmamış, Robert Rauschenberg/Andy Warhol’u hatırlatan saykedelik renkleri ve Benjamin Henry Day Jr. İle özdeşleşmiş Ben-Day noktalarını kullanarak, çizgi romanı bir tür kaleidoskopa çevirmiş. Kesinlikle çok yerinde bir seçim.


Batman ’66 #1 – The Riddler’s Ruse’da neler dönüyor? Konuya birlikte bakalım:
Gotham Şehri Polis Teşkilatı, üstün başarılarından [!] ötürü Lady Gotham heykeliyle ödüllendirilir. Katılımcılarının arasında milyoner hayırsever Bruce Wayne ve onun genç varisi Dick Grayson’ın da bulunduğu ödül seremonisi, ‘açmazların dükü’ Riddler’ın özel jetiyle ortaya çıkıp, heykelciği çalmasıyla yerini kargaşaya bırakır. Batman ve Robin, Riddler’ın bilmecelerini çözerek, Lady Gotham heykelinin gizlendiği yeri tespit etmek için harekete geçerler. Elde ettikleri ipuçları dinamik ikiliyi, Catwoman’ın işlettiği yeni gece kulübü Meow-Wow-Wow’a götürür. Eski düşman Catwoman, sahiden de söylediği gibi suç dolu günleri arkasında bırakmış ve legal bir iş sahasına mı yönelmiştir, yoksa en başından beri Riddler ile ortak mı çalışmaktadır?

Nasıl ama?

Jeff Parker bu delimserek ama zararsız hikâyeyi merak uyandıran, şaşırtan, bulmacalı bir olay örgüsünün içinde öyle keskin bir mizah anlayışıyla işlemiş ki, mantığınız, bulunduğunuz sokağı gönüllü olarak terk ediyor ve siz, önünüze çıkan her LSD-kafası uçuk fikre, hipnotize edilmiş gibi paşa paşa eşlik ediyorsunuz.

The Riddler’s Ruse’a, bölümlerin açılışını yapan ve cliffhanger’larda kahramanlarımızın düştüğü zor durumları abartan ‘dış ses’, Robin’in meşhur ‘Holy…!’ ile başlayan tekerlemeleri, Batusi dansı, WHAM, KA-POW, FWOOSH efektleri, Batman/Catwoman arası cinsel gerilim, üstü açık Batmobile, Robin’in Riddler bilmecelerine bulduğu akıl almaz çözümler ve Batman binanın çatısına tırmanırken pencereden bakan konuk yıldızlar dahil, TV dizisinden hatırlayacağınız birçok element ve fazlası başarıyla sığdırılmış. Konuşma balonlarını okurken Adam West’in o ironik ve ben bilirimci ses tonunun; Burt Ward’un her repliğinin sonuna koyduğu ünlemlerin kulaklarınızda çınlamaması mümkün değil. Doğrusu X-Files, Buffy The Vampire Slayer, Battlestar Galactica ve Firefly gibi kült yapımların çizgi romanda nasıl çuvalladığını –maalesef- çok iyi bilen bir okur olarak, televizyondan kağıda bu kadar sorunsuz bir transferin yapılabileceğini hayal bile edemezdim.


Parker’ın kötü karakter tercihi tabii ki rastgele olmamış… The Riddler, dizinin pilot bölümü Hi Diddle Riddle/Smack in the Middle’da yer alıyordu. Başka deyişle Amerika, Batman ve Robin karakterleri ile aynı anda tanıştı bilmecelerin efendisiyle. Pek bilinmez; Riddler’ı canlandıran oyuncu Frank Gorshin, bu performansıyla Emmy ödüllerine de aday gösterilmiştir. Biz 2013’ü devirmek üzere, hala Akademi’nin bilim kurgu ve fantastik filmlere yaptığı adaletsizlikleri tartışıyorken, o günlerde kostümlü adalet savaşçılarının garip maceralarını anlatan bir komedi dizisindeki bir yardımcı oyuncu için görülmemiş bir övgü bu adaylık. Ayrıca dizideki Riddler’ın Batman saplantısı, manik kahkahası ve duygudurum değişiklikleri Joker karakterinin modern versiyonlarının da ilham kaynağı olmuştur [Yazar, belki de bu nedenle çizgi romanın başlarında, bu iki kötü adamın ortak yönlerinden birine değinmiş]. Yaşayan efsane Mark Hamill’ın bile, Joker’i seslendirirken Frank Gorshin’in kahkahasını taklit ettiğini itiraf etmişliği var. Başka sözü olan?

Batman ’66, DC’nin Digital First formatının ilk meyvesi değil, fakat tartışmasız teknolojiyi en yaratıcı biçimlerde kullananı. DC, Infinite Comics etiketiyle klasik çizgi roman ve motion-comic arasında bir yerlerde konumlanabilecek yeni bir format belirleyen Marvel’ın izinden giderek; anlaşılması zor olmayan, göze hitap eden, neredeyse interaktif bir tarz yakalamış. Alışılageldik online çizgi romanların aksine, parmaklarınızı artık yalnızca sayfaları çevirmek için değil, konuşma balonlarını yok etmek ve yenileriyle değiştirmek;  açık olan panele yeni objeleri, renkleri, arka planları ve karakterleri davet etmek için de kullanıyorsunuz. Böylece 10 sayfalık chapter’lar halinde yayımlanan standart bir dijital macera, olduğundan daha dolu-dolu hissediliyor ve okura daha uzun süre keyifli vakit geçirme olanağı tanıyor. “Bilgisayar üzerinden çizgi roman okumayı sevmem,”  diyenlerdenseniz merak etmeyin, DC sizi de düşünmüş: Kısacık bir bekleyişin sonunda, aynı eserin üç dijital bölümünü bir araya getiren, ‘tam macera’ matbu versiyonuna kavuşuyorsunuz.

Batman ’66 #1 - The Riddler’s Ruse, 3 sezon sürmüş olan Batman dizisinin, 1960’ların hiç bitmediği bir paralel evrende, kallavi bir bütçeyle çekilmiş 4. sezonunun ilk bölümü olabilir pekâlâ, öyle olmadığını biz nereden bileceğiz? Çizgi roman, diziyi bir televizyon klasiği yapan o ‘camp’ etkisine sahip, lakin anlatım yönünden son derece modern... Her bölümü aynı soundstage’de geçtiği apaçık olan dizinin çizgili devamı, dış mekanların, hava takiplerinin, şaşalı setlerin eklenmesiyle aniden genişleyen dünyasıyla, kitaplığınızda saklayabileceğiniz bir pop art sergisi vaat ediyor.

Adam West’in ‘tatlı su Batman’ini ister sevin-ister sevmeyin; Jeff Parker ve Jonathan Case’in küratörlükteki dehalarına karşı koyamayacaksınız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap