4 Aralık 2013 Çarşamba

Batman: Black and White #1

“Bu çizgi roman satmaz. Artık kimse siyah-beyaz işleri okumuyor.”

Editör Mark Chiarello, Batman Black and White’ın tasarısını DC Comics’deki üstlerine sunduğunda, aldığı cevap bu oldu. Chiarello’nun beklediği fakat duymak istemediği bir tepkiydi bu. Çizgi roman sektörü, milyonlarca kopya satan sayılara şahit olmuş 90’lı yılların, kaotik son demlerinde yokuş aşağı yuvarlanmaktayken, kısa öykülerden oluşan renksiz bir antoloji serisi yayımlamak delilikten başka ne olabilirdi ki? Hem de Arkham Asylum’daki hücresinden hiç çıkmaması gereken, sonu ticari intihar olabilecek bir delilik… Neyse ki şans döndü ya da bir mucize gerçekleşti; Chiarello nasıl olduysa deliliğine inanacak cesur birilerini buldu ve onları ikna ederek projeyi hayata geçirdi.

İlk adımlarını dört sayılık bir mini seri olarak atan Batman Black and White, kendisine inanmayanlara hareket çekercesine, sipariş listelerinde gücünü hissettirmekle yetinmedi, “En iyi kısa öykü” [Archie Goodwin ve Gary Gianni’nin Heroes’u] ve “En iyi antoloji” dallarında birer Eisner ödülü de kucakladı. 2000’ler boyunca Gotham Knights dergisinin ana hikayeden daha çok merak edilen back-up’ı oldu. Şu an piyasada üç cilt ağırlığında Batman Black and White çizgi romanı var ve dahası, bu derlemelerin ilham verdiği heykel koleksiyonu, DC Direct/DC Collectibles’ın en istikrarlı ve en uzun soluklu serisi olarak kayıtlara geçti.

Pardon, birileri “satmaz” mı demişti?

Geçmiş yıllarda Neil Gaiman, Alex Ross, Walter Simonson, Bruce Timm, Dennis O’Neil, Matt Wagner, Archie Goodwin, Joe Kubert, Paul Dini, Paul Pope, Dwayne McDuffie, Geoff Johns ve Mike Mignola gibi onlarca yeteneği ağırlayan Batman Black and White, yeni maceralarla raflara döndü! 2013 model seri yine Mark Chiarello’nun editörlüğünde, yine simsiyah, yine bembeyaz!

Altı sayı sürecek yeni Batman Black and White’ın birinci sayısında bulabileceğiniz öykülerin adları sırasıyla: “Don’t Know Where, Don’t Know When”, “Batman Zombie”, “Justice is Served”, “Driven” ve “Head Games”. Olağan şüpheliler yerine piyasanın yükselen yıldızlarının, zirve günlerini geride bırakmış emektarların ve Batman hastası profesyonellerin katkıda bulunduğu bu öyküleri tek tek inceleyelim…

DON’T KNOW WHERE DON’T KNOW WHEN

Yazar: Chip Kidd  -  Çizer: Michael Cho

Konu: Kara şövalye gecikir, belki hiç gelmez! Robin The Boy Wonder, Batman’in çağrısı üzerine tam vaktinde, buluşma yeri olan Sprang binasının çatısına gelir ancak mevkide kimsecikler yoktur. Saatlerce beklemenin ardından genç yardımcı, tehlikede olduğuna kanaat getirdiği Batman’i aramaya koyulur, onun gidebileceği her yere bakar fakat hiçbir yerde maskeli adalet savaşçısından bir iz bulamaz. Tam Robin için çareler tükendi derken, “umut”, gökyüzünden kocaman bir “S” harfi şeklinde inecektir.


Çıkaracağınız kitabın fiyakalı bir cekete ihtiyacı varsa kimi ararsınız? Tabii ki Chip Kidd’i! Kapaklarını tasarladığı yapıtlar arasında Jurassic Park, Visual Shock, No Country For Old Men ve Samuel Beckett: The Last Modernist gibi çok satanlar bulunan Kidd, bir Batman fanatiği ve koleksiyoner. Geçtiğimiz yıl Batman: Death by Design adında bir grafik roman da yazmış olan ödüllü tasarımcı, Don’t Know Where, Don’t Know When’de Gümüş Çağ’ı özleyenlere her şeyin daha basit ve naif olduğu zamanlardan bir kesit sunuyor. Türevlerine DC Comics Presents #58, World’s Finest #75, Superman: The  Man of Steel #14, Superman #70 gibi çizgi romanlarda ve Superman The Animated Series’in Knight Time bölümünde rastladığımız, tipik bir Superman ve Robin team-up’ı olan hikaye, Michael Cho’nun Dick Sprang’e el sallayan çizgilerinde hayat bulmuş.

Don’t Know Where, Don’t Know When’in içinde gizlenen birkaç küçük senaryo açığını ve kötü karakterin akıbetini öğrenemeyecek oluşunuzu affedebilirseniz, çok keyif alacağınızı temin ederim. Ne de olsa, Superman’in yanında ağzınızı bozmamanız gerektiğini hatırlatan bir panel, her gün karşılaşabileceğiniz bir manzara değil.

BATMAN ZOMBIE

Yazar ve Çizer: Neal Adams

Konu: Evrak işlerindeki bir karışıklık yüzünden yaşadığı daireden çıkarılmak üzere olan bir kadın, Batman’e seslenir: “Yardım et bana!” Kara Şövalye, masum birinden gelen yardım çağrısını normal şartlarda asla reddetmez ama bu gece hiç de normal bir gece değildir; çünkü yarasa adam, kostümü paramparça olmuş, derisi erimiş, kemikleri görünen acınası bir zombidir!


Neal Adams’ın Batman: Odyssey’ine göz atmışlığınız varsa, bu hikayede kiminle dans edeceğinizi biliyorsunuz, demektir. Üstat, Bronze Age’deki gerçekçilik akımının öncülerinden olabilir, hatta hala çok iyi çizebilir lafımız yok… Yalnız, iş senaryo yazımına gelince, ortaya basiretsiz sonuçlar çıkıyor. 'Batman’in de çaresiz kaldığı durumlar var,' altmetni düşünce olarak hoş, kotarım yazık ki korku mu komedi mi olduğu anlaşılamadan bitiveren bir B-filmi laubaliliğinde.

Çılgınlığıyla okuru afallatan ve tarihteki en klişe açıklamayla biten Batman Zombie’yi kurtaran; bize Adams’ın kurşun kalem dokunuşlarını gösteriyor oluşu.

JUSTICE IS SERVED

Yazar: Maris Wicks - Çizer: Joe Quinones

Konu: Harley Quinn, Gotham Burger restoranından satın aldığı ve evcil sırtlanlarına yedirdiği hamburgerlerin, şehir genelinde artan zehirlenme vakalarının kaynağı olduğunu öğrenir. Medya, olayın sorumlusu olarak Harley’nin yakın dostu, eko-terörist Poison Ivy’i hedef göstermektedir. Harley, hesap sormak; Batman ise Ivy’nin suçsuzluğunu kanıtlamak için yola koyulur.


Justice is Served’ü tanımlamak için kurulabilecek en uygun cümle; Paul Dini’nin yazmadığı bir Paul Dini senaryosu, olacaktır. Harley ve Ivy buluşmaları hemen her zaman eğlenceli olur zaten, Justice is Served’ün de eğlence yönünden Paul Dini ve Bruce Timm’in Harley/Ivy serilerinden hiçbir eksiği yok. Önceki çalışmaları arasında Primates, SpongeBob Squarepants ve Adventure Time gibi komedi çizgi romanlarının yer aldığını öğrendiğim karikatürist Maris Wicks ile, Batman Black and White sayesinde tanıştım. Joe Quinones ise Wednesday Comics ile başlayan yükselişini 2014’te Zatanna/Black Canary grafik romanıyla devam ettirecek gibi görünen, geleceği parlak bir çizer. İkilinin ortaklığından esprili, sevimli ve akıcı bir eser çıkmış. Özellikle sürpriz bir karakterin yer aldığı kapanış, kesinlikle görülmeye değer!

Justice is Served, dünya görüşünüzü değiştirmeyecek belki ama sizi okuduğunuza pişman da etmeyecek.

DRIVEN

Yazar: John Arcudi - Çizer: Sean Murphy

Konu: Alfred, Bat-Mağara’ya indiğinde, Bruce Wayne’i haşat olmuş Batmobile’i tamir etmeye çalışırken bulur. Arabayı bu hale getiren, Kara Şövalye’nin Gotham caddelerinde hız tutkunu Roxy Rocket ile giriştiği ölümüne yarış mıdır, yoksa gerçekler görünenden apayrı mıdır?


Başlığın Driven olmasının, otomobillerle uzaktan yakından bir ilgisinin bulunmadığını fark ettiğinizde bu muhteşem çizgi romanın sonuna gelmiş oluyorsunuz ve yüzünüze belli-belirsiz bir tebessüm yayılıyor.

Biraz tuhaf bir girizgah, farkındayım ancak bana aynen öyle oldu. Otomobil yarışları, teknik terimler, Sean Murphy’nin ayrıntılarla dolu araç tasarımları, Alfred’in iğnelemeleri ve dünyalar tatlısı Roxy Rocket, aslında Batman karakterinin özüyle ilgili bir hakikati, yenilikçi bir çerçevede anlatmak adına bir araya toplanıyor. Sonuç? BAM-BAŞ-KA!

Bruce Wayne’in zihninin derinliklerine yolculuk yapabilmek ve bu kendini adalet uğruna feda etmeye hazır savaşçının hırsla, karmaşayla, obsesyonla dolu hayatından küçük, samimi ve tepeden tırnağa ‘doğru’ bir ‘an’ çalabilmek, en başta Bruce Wayne olabilme cesaretini taşımayı gerektirir. John Arcudi bu hikayeyi, adeta yarasa pelerinini sırtına geçirerek kağıda dökmüş ve pek kimsenin aklına gelmeyecek, sıradan bir yazarın akıl etse de anlatmaya değer görmeyeceği, incecik bir damardan girmiş. Çok da iyi etmiş.

Roxy Rocket, The New Batman Adventures’ın en yetişkin bölümlerinden sayılan The Ultimate Thrill’de gözüktüğü günden beri çizgi romanlara geçiş yapmasını dört gözle beklediğim bir düşmandı. Retro havacı kostümlü, hırsızlığa eğilimli, adrenalin bağımlısı bir pin-up kızından söz ediyoruz burada, beklemeseydim bir şeyler yanlış gidiyor olurdu! Roxy, yaratıcısı Paul Dini’nin Detective Comics #822’sinde ve Stephanie Brown’ın Batgirl serisinde çok kısa gözükmüş olsa da Batman: Black and White’ı onun gerçek çizgi roman çıkışı olarak kabul edebiliriz. Az tanınan bu karakteri kullanma fikrini ortaya atan, illüstrasyonlardan sorumlu Sean Murphy’nin ta kendisiymiş üstelik.

Driven’ı bitirdikten sonra Arcudi ve Murphy’nin ellerinden çıkma bir Batman dergisi nasıl olurdu diye düşünüp, rüyalara daldım…

HEAD GAMES

Yazar: Howard Mackie - Çizer: Chris Samnee

Konu: Yeraltı dünyasının, kendilerine “Under Bosses” diyen bir oluşumunun üyeleri birer birer öldürülmektedir. Batman’in kanıtları incelediği saatlerde Wayne Enterprises, şehirdeki yoksulları evsiz bırakabilecek bir karar için toplanacaktır ve Kara Şövalye, Alfred’in bu toplantıya katılmasına yönelik hatırlatmalarına kulak asmadan, tercihini katilin peşine düşmeden yana kullanır. Batman’in avuçlarında, suç mahallinde bulduğu bir kıymık parçasından başka ipucu yokken, hayat kurtarma olasılığı oldukça düşük görünmektedir.


‘Takıntılarımız, bizi biz yapar ve aynı zamanda elimizi kolumuzu bağlar,’ diyen Head Games, Batman’in ruh haline, Driven’dan daha ağır bir yorum getirerek, onu hikayenin katil kötü karakteriyle mukayese etmekten çekinmiyor. Stilize diyaloglar ve gölgelerin yarattığı melankolik atmosfer eşliğinde çok da usturuplu bir şekilde yapıyor bunu.

Howard Mackie ve Chris Samnee’nin, Frank Miller, Ed Brubaker ve Brian Azzarello’nun izinden gittikleri bu serüven, polisiye-pulp tarzından hoşlananları sekiz sayfada sarhoş edecek. Bilmiyorum, beni etti en azından... Başımı döndürdü, dans ettirdi, yakaladığıma “Öpücemmm!” dedirtti.

Bu sayıdaki en sevdiğim kısa öykü olan Head Games, bana bir yandan da [SPOILER] Ventriloquist/Arnold Wesker’ı [SPOILER] ne kadar sevdiğimi hatırlattı. Zira New52/DcNu’da bu klasik kötünün yerine geçen, ucuz şeytan filmlerinden fırlamış hanımefendiden haz ettiğimi söyleyemem. Orijinalin geri dönme zamanı gelmiş de geçiyor mu ne?

Özetleyecek olursak, Batman: Black and White #1, zamanında “satmaz” denen bir fikrin altın madalyalarla yaptığı geri dönüş, meydan okuyan bir ruhun yeniden canlanışının, heyecan verici ilk ayağı.


Tam anlamıyla arşivlik…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap