16 Nisan 2014 Çarşamba

Damian: Yarasanın Oğlu


Dick Grayson: Suçlular batıl inançlı ve korkaktır.
Damian Wayne: Bu hayatımda duyduğum en aptalca şey!

Batman’e bir oğul verme fikrinin kökleri, Mike W. Barr ve Jerry Bingham’ın 1987 tarihli grafik romanı Son of Batman’e uzanıyor. Yayınlandığı günlerde tepkiyle karşılanacağı bariz olduğundan, raflardaki yerini alır almaz devamlılık dışı sayılan, kısa zaman sonra da Zero Hour ile silinen bu hikayede, Gotham’ın önde gelen bilim adamlarından Harris Blaine’in cinayetini çözmeye çalışan Batman’in yolu, rastlantı bu ya, kendisi gibi Quain adlı bir suikastçının peşinde olan League of Assassins’in lideri, eko-terörist Ra’s Al Ghul ile kesişir. Quain, Ra’s Al Ghul’un karısı ve Talia’nin annesi Melisande’nin katilidir ve her nasıl yaptıysa bunca zaman League of Assassins'den kaçmayı başarabilmiştir. Kara Şövalye, yöntemlerini hiçbir zaman onaylamadığı ve onaylamayacağı Ra’s Al Ghul ile ortak amaçları doğrultusunda beraber çalışmaya ikna olur ve ezeli düşmanlar arasında ateşkes ilan edilir. Böylelikle Ra’s’in, yılları değer verdiği iki adam arasında seçim yapmaya çalışmakla geçmiş olan kızı Talia ile Batman arasında tehlikeli bir yakınlaşma başlar.

Dışarıdan gelebilecek her hamleyi önceden kestirebilen, bütün olasılıkları hesaplayan ve bu sayede rakiplerinin her zaman önüne geçmeyi başaran Kara Şövalye, bir geceliğine gardını düşürür, kalbinin hükmüne boyun eğer ve Talia ile birlikte olur.

Bu hatasının öngöremediği bir sonucu olur: Talia hamiledir.

Her ne kadar inanması zor olsa da, baba olma düşüncesi Batman’i çok mutlu etmiştir. Tabii bünye mutluluğa alışık olmayınca bir yerlerden falso veriyor olmalı, çünkü bu gelişme kısa süre içinde pelerinli süvarimizin tavırlarının tamamen değişmesine yol açar. Aşırı korumacı, hatta paranoyak bir kişiliğe bürünen Batman, bebeğini taşıyan Talia’yı Quain’in adamlarından kurtarmaya çalışırken, ilk defa ‘tek kuralını’ yıkmanın eşiğine gelir. Bir can almaya, hiç olmadığı kadar yakındır artık…

Talia, ‘beloved’ının [Talia'nın Batman'e bu şekilde seslendiğini söylememize gerek var mı?] hep olmaktan korktuğu kişiye hızla dönüşmekte olduğunu fark edince,  büyük bir fedakarlık örneği sergileyerek, bir parça pembe dizi-vari bir hassasiyetle, ona düşük yaptığı yalanını söyler.


Kalbi kırık Talia, Batman’in hayatından çıkar ve Ibn al Xu’ffasch [Arapça: yarasanın oğlu] adını verdiği biricik oğlunu doğumdan hemen sonra yetimhaneye bırakır. Son of Batman serüveni, bu bebeğin mutlu bir çift tarafından evlat edinilmesiyle noktalanır. Ancak bu, elbette Batman’in oğlunu son görüşümüz olmayacaktır.

Ibn al Xu’ffasch, alternatif bir gerçeklikte [Elseworlds nedir?] geçen, Mark Waid ve Alex Ross başyapıtı Kingdom Come’da bir yetişkin olarak karşımıza çıkar.


Bir başka Elseworlds macerası, The Brotherhood of the Bat [1995]’te o bebek büyümüş, Tallant adını almıştır. The Brotherhood of the Bat, Ra’s Al Ghul’un Batman’i yendiği ve bir virüsle yeryüzünün büyük bir bölümünü ‘temizlediği’ bir distopyada, babasının kim olduğunu öğrenen Tallant’ın yarasa adam kostümü giyerek, büyük babasının kurduğu çarpık dünya düzenine karşı verdiği savaşı konu eder.

Batman’in oğlu, uzuuuuuun yıllar çizgi roman arafındaki kayıp ruhlardan biri olur. Ta ki İskoç yazar Grant Morrison, 2006 yılında Batman dergisinin başına geçene kadar… Morrison’ın yazarlık koltuğuna oturur oturmaz yaptığı ilk icraat, Batman’in oğlunu geri getirmek oldu, demek yanlış bir tespit olmaz. Barr ve Bingham’ın Son of Batman’ini okumadığını bugünlerde bıyık altı bir gülüşle itiraf eden Morrison, Batman’in Talia ile ‘dans ettiği’ geceyi, ürpertici detaylar ekleyerek yeniden anlatma yoluna gitmiştir. Morrison’ın kaleminden çıkan Batman and Son’a göre, gelecekte League of Assassins’in başına geçebilecek yeterlilikte –biz ona kusursuz diyelim, ayağımız alışsın- bir varis arayan Talia, kahramanımızı oyuna getirmiş, yatak odasında ona içinden hiç de tekin gözükmeyen kabarcıkların yükseldiği, şüpheli bir içecek servis etmiştir. Evet, tıpkı şu an ismini vermek istemediğim ama hepinizin kim olduğunu çok iyi bildiğinden emin olduğum 80’ler Yeşilçam yıldızı gibi!


“Yeni bir çocuğun gelip, Robin’in yerini aldığı ve Robin’i bir köşede ağlarken gördüğümüz ‘Bat-Boy’ hikayelerini her zaman sevmişimdir. Ben de Robin’in varlığının sahici bir tehditle karşıya kaldığı bir hikaye yazmak istedim. Planım, daha önce çeşitli versiyonlarını gördüğümüz Batman’in oğlu konseptini alarak, sıfırdan, gerçek bir tane yaratmaktı.”  [Grant Morrison, Topless Robot, 2010]

NOT: Robin'in yerine bir başkasının geçtiği hikayelere örnek olarak, Wingman karakterinin tanıtıldığı, 1951 basımı Batman #65'te yer alan Partner For Batman'i gösterebiliriz. 

Damian adı Yunancada ‘ehlileştirmek’ anlamına gelen Damianos’a dayanıyor. Batman’in, League of Assassins tarafından eğitilmiş katil bir çocuğu dizginlemeye çalışacak olması karaktere bu ismin verilmesinin tek geçerli sebebi gibi görünebilir ancak The Omen filmindeki şeytanın tohumu çocuğun adının Damien olduğunu hatırlamakta da yarar var. Ra’s Al Ghul’un ‘şeytan’, Talia Al Ghul’un ‘şeytanın kızı’ olarak anıldığı DC evreninde, bu karakterlerin soyundan gelen bir çocuğun da bir tür Anti-Christ modeli olması kimseyi şaşırtmaz. [Herhangi bir bağlantısı yok ama efsanevi raggae sanatçısı Bob Marley’nin oğlu da Batman’in oğluyla aynı ismi paylaşıyor. Morrison'ın raggae'ye özel bir merakı varsa, orasını ben bilmem]

“Başlangıçta isteğimiz Damian’ın kötü bir çocuk olarak başlayacağı ve iyi bir çocuk olmayı öğrendiğinde trajik bir şekilde öldürüleceği dört bölümlük dokunaklı bir hikaye yapmaktı.”  [Grant Morrison, Topless Robot, 2010]

Pelerinli süvari ve Talia Al Ghul’un oğlu Damian, laboratuvar ortamında bir tüpün içinde gelişim sürecini tamamlar ve dünyaya gözlerini açar. Monitörden izlediği kalabalığın arasında Bruce Wayne’in babası olduğunu kimsenin yardımı olmadan çözebilecek kadar keskin bir zekaya, kendisinden yaşça büyük Tim Drake / Robin’i Bat-Mağara’da mağlup edebilecek kadar üstün bir dövüş kabiliyetine sahip bu küçük adam, Batman’in hayatına adım attıktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır, çünkü Damian, The Omen’daki Damien gibi kıyamet alametlerini beraberinde sürüklemiştir. Kara şövalyenin Dr. Simon Hurt tarafından ‘lanetlendiği’ Batman RIP ve Darkseid’ın gazabına uğrayarak öldüğü [en azından Tim Drake’i saymazsak herkes öldüğünü düşünüyordu!] Final Crisis, Gotham’da yeni bir sayfa açar: Batman maskesi ve pelerini ilk Robin olarak bildiğimiz Dick Grayson’ın, Robin’in sarı-kırmızı-yeşil üniforması ise Damian Wayne’in olmuştur. Yeni ‘dinamik ikili’ Professor Pyg, Flamingo, Red Hood ve Joker gibi birçok tehlikeli düşmanı ağır yenilgilere uğratır. [Küçük bir not: Jason Todd’ın tadına baktığı levye Damian’ın eline geçtiğinde, sonuç Joker için pek de yüz güldürücü olmamıştır.  Batman and Robin #14]


İyimser, umut dolu ve maceraperest Dick’in Batman’i ile şımarık, dürtüsel, otoriteye saygı duymayan ve her daim kızgın Damian’ın Robin’inden, tuhaf bir şekilde parmak ısırttıracak kadar mükemmel bir takım olur. Duy da inanma!

“Dick ve Damian’ın arasında gerçek bir sürtüşme var. Damian, Dick Grayson’a hiç de saygı duymuyor, ve Dick neredeyse mükemmel bir süper kahraman. Küçük yaşlardan beri Batman’in ortağı oldu, Teen Titans’a liderlik etti, DC evrenindeki hemen herkesten eğitim aldı. Yani o çok farklı bir Batman. Anlaşması çok daha kolay, daha serbest ve daha rahat… Öte yandan Damian uğraşması oldukça zor bir çocuk. Bu iki karakteri yazmak öyle eğlenceli ki! Her taraftan kıvılcımlar çıkıyor!”  [Grant Morrison]

Dışarıdan ne kadar taş kalpli gibi görünürse görünsün, neticede bir çocuktur Damian; Killer Croc ve Poison Ivy ile karşılaştığında çaktırmamaya çalışır ama korkar, Blackest Night sırasında büyük annesi ve büyük babasının kemiklerini gördüğünde derinden sarsılır, Bat-Mağara'yı küçük çaplı bir çiftliğe çevirir, ölen babasını özlediğinde, kendine uyguladığı estetik operasyonla Bruce Wayne’e ikizi kadar benzemeyi başaran Tommy Elliot nam-ı diğer Hush’ın Wayne Tower’daki hücresini ziyaret edip, onunla sohbet ederek teselli bulur. Batman and Son macerasında, yüzünü gösterdiği ilk panelden itibaren en nefret edilen çizgi roman kahramanları listesinde zirveye oynayan bu karakter, zamanla artan bu tarz küçük dokunuşlarla rakipsiz bir hayran favorisi haline gelir. Grant Morrison ise, öldürme niyetiyle yarattığı yeni Robin’in son kullanma tarihini ileriye çekmek için yeni yollar aramaya başlar; test tüplerinde uyuyan yüzlerce Damian klonu gibi!


Damian şimdi nerede, ne yapıyor? Çizgi romanlara hücum etmek isteyen arkadaşların tadını kaçırmamak adına bilinçli olarak susmayı tercih ediyorum. Tek söyleyebileceğim; karanlıklar prensinin, şeytanın kızı ile ölüm tangosu yapmasının bedelini Damian’ın ödediği…

Peki, Damian Wayne/Robin ile ilgili hangi maceralar okunabilir?

Batman: Son of the Demon - Ibn al Xu’ffasch’ın ortaya çıkışı.

Batman and Son [Batman #655 – 658] – Grant Morrison ve Andy Kubert imzalı bu macera, Damian’ın Post-Crisis DC evrenindeki ilk görünüşü ve aynı zamanda Son of Batman animasyon filminin esin kaynağı.

Batman and Robin Vol 1. #1-16 – Dick/Damian ortaklığının tüm ihtişamıyla parladığı sayılar! Grant Morrison’ın Batman run’ının belki de en unutulmaz bölümü! Maceranın tamamını Batman Reborn, Batman vs. Robin ve Batman and Robin Must Die ciltlerinde bulabilirsiniz.

Born To Kill [Batman and Robin Vol 2. #1-8] – New 52’nun Bruce/Damian’lı Batman and Robin serisinin başlangıcı. Ayrıntılı incelemesi için sizi şöyle alalım

Batman Incorporated Vol. 2 – Son derece ciddiyim; yazın tarihinin en büyük boşanma destanıyla karşı karşıyasınız. Batman'in Leviathan ile savaştığı, kanın yağmur gibi yağdığı, Talia Al Ghul’un bölüm sonu canavarı elbisesini giydiği ve Damian’ın The Heretic’in kılıcıyla tanıştığı trajik bir kaybediş öyküsü. Kalbi olana önerilmez!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Yap