26 Temmuz 2014 Cumartesi

Batman v Superman: Dawn of Justice'tan Wonder Woman!

San Diego Comic-Con'da Batman v Superman: Dawn of Justice'ten yeni posterler var! HQ olarak yayınlanan Wonder Woman posterini biz çok beğendik. Sizce nasıl?


SDCC'de İki Animasyon Müjdesi

Perşembe günü Comic-Con başladı ve bizim de gözümüz kulağımız San Diego semalarında. Yakın zamanda izleyici ile buluşacak olan Batman: Assault on Arkham'ın SDCC'da yapılan panelinde Warner Bros, 2015 yılı için Batman vs. Robin ve Justice League: Gods and Monsters isimli iki yeni animasyon müjdesi verdi.


Önümüzdeki senenin yaz aylarında yayınlanması planlanan Batman vs. Robin'in, Scott Snyder imzalı The Court of Owls'un bir uyarlaması olacağı söylenenler arasında. Ancak ilginçtir ki adı geçen çizgi romanda Batman ve Robin'in karşı karşıya geldiği bir mesele yok. Hikayede kara şövalye ile Nightwing arasında hafif bir gerilim söz konusu.

Duyurulan diğer animasyon Justice League: Gods and Monsters'ın ise Bruce Timm imzalı orijinal bir hikayeye sahip olacağı belirtiliyor. Aynı zamanda yine Timm'in yöneteceği bu proje 2015'in ikinci yarısında seyirci karşısına çıkacak.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Batman'in Babaları I: Michael E. Uslan & Benjamin Melniker

"Batman'in en büyük süper gücü insancıllığıydı. Bu nedenle çocukken kendimi Superman, Spider-Man ya da Hulk yerine onunla özdeşleştirdim. Eğer gerçekten çok çalışırsam, çok egzersiz yaparsam ve babam da bana havalı bir araba alırsa bu adam gibi olabileceğime kalpten inandım." - Michael E. Uslan


Kara Şövalye'nin çizgi romanlardaki hayatı 1939'dan beri öyle ya da böyle her daim devam eder. Sık sık retconlanır, arada sakat bırakılır, sidekick'i öldürülür, sıfırdan başlatılır... Tabii, sevilen her kurmaca karakter gibi ilk ortaya çıktığı alanla sınırlı kalmaz, diğer sanat dallarında da kendini gösterir. Hatta beyazperdeye en çok uyarlanan süper kahramandır Batman. Bu uyarlamaların arasında öyleleri vardır ki, Bat-Signal'in o umut dolu ışığının altında hayatımıza yön vermeye çalışan bizler onlara çok şey borçluyuzdur. Ve o uyarlamaları bize getiren adamlara...

1989 yapımı "Batman"den günümüze kadar tüm kara şövalye filmlerinde/dizilerinde birbirinden farklı pek çok oyuncu, yönetmen, yapımcı ve senarist yer aldı. Ancak jeneriklerde karakterin yaratıcısı Bob Kane ile birlikte asla değişmeyen iki isim daha vardı: Benjamin Melniker ve Michael E. Uslan... İlk olarak 1979'da DC Comics çizgiromanı Swamp Thing'in sinema uyarlamasıyla başladı ortaklıkları. Melniker o zamana dek, popüler film şirketi Metro-Goldwyn-Mayer'da çalıştı. Yapım şirketindeki 30 yıllık kariyerinde Ben-Hur, Dr. Zhivago ve Gigi gibi önemli yapımlarda yer aldı. Sonlara doğru ise artık yönetim kurulu üyesiydi ve Film Seçme Komitesi'nin başkanıydı. İleride Batman filmlerinde de yapacağı uygulayıcı yapımcılığı ilk defa 1975 yılında Mitchell'da üstlendi.


Uslan'ın ise ilk yapımcılık deneyimi Swamp Thing'te oldu. Ondan önce ne televizyon için ne de beyazperde için bir projede yer almıştı. Melniker gibi sinemacılık geçmişi yoktu ama küçük yaşlardan beri büyük bir çizgi roman hayranı olmuştu. Öyle ki Batman'in ikinci sayısını da barındıran çok geniş bir çizgi roman koleksiyonuna sahipti. Günümüz tabiriyle gerçek bir fanboy'du. O yaşlarda Batman'i sadece okumanın kendisini tatmin etmediğini belirtiyor ve "Sekiz yaşındayken tüm istediğim Batman çizgi romanı yazmaktı" diyor Bat-yapımcı. Üniversitede okurken sinema endüstrisine dahil olmak için defalarca öz geçmişini yollayan Uslan sonraları, mezun olduğu Indiana University'de çizgi roman sanatı ve tarihi üzerine detaylı seminerler vermeye başladı. Yerel bir gazetenin onu farketmesiyle de çeşitli radyo ve televizyon şovlarında gözüktü. Nihayetinde bir gün "Yaptığın şey çizgi roman endüstrisi için harika. Sana nasıl yardım edebilirim?" diyen bir telefon geldi. Arayan kişi Marvel Comics'in patronu Stan Lee'di. Ardından DC Comics'ten bir iş teklifi aldı. 1975 senesinde o sıralar hakları DC Comics'te olan Shadow'da yazarlık yaptı. İşin ilginç yanı ise ilk defa 30'lu yıllarda gözüken Shadow'un, Batman'in yaratımında ve karakter gelişiminde etkili olmasıydı. O dönem DC Comics'te editörlük yapan Julius Schwartz, Uslan'ın Shadow'da çıkarmış olduğu işi beğenmiş olacak ki ona Batman yazmasını teklif etti. Sonunda hayallerine kavuşup bir kaç Batman çizgi romanı kaleme alan Uslan, bununla da yetinmedi. Çünkü hayatta önemli bir görevi olduğuna inanıyordu.


60'larda Adam West'li Batman TV dizisi yayınlanırken insanların gülerek izlemesini çok korkunç bulmuştu ve bir akşam kendi deyimiyle tıpkı Bruce Wayne'in ailesinin katledildiği gece yaptığı gibi yemin etmişti. "Bir gün, bir şekilde dünya üzerinden şu üç sözcüğü sileceğim: POW, ZAP ve WHAM". DC Comics'te yükselmeye başladığı zamanlarda bu "karanlık Batman" isteği nedeniyle DC başkanı Sol Harrison'a ciddi ve koyu tonlarda bir Batman dizisi teklifi götürdü. Ancak renkli ve komik Batman 66'dan sonra kimsenin televizyonda herhangi bir kara şövalye projesiyle ilgilenmeyeceği cevabını alarak reddedildi. Ne var ki Uslan, bir çizgi romanın sinema uyarlamasını yapmakta kararlıydı.

Çizgi roman uyarlaması Swamp Thing'te Benjamin Melniker ile çalışmaya başlamasıyla hem televizyonda hem de beyaz perdede yapımcı/uygulayıcı yapımcı olarak önemli işlere imza atacağı dönem de başlamış oldu. Artık hayallerinden daha da fazlasına ulaşabilecekti. Kendisine kariyeri üzerindeki en etkili kişi sorulduğunda Melniker'ı gösteriyor Uslan ve onun "Sinema endüstrisinin bir efsanesi" olduğunu belirtiyor. Kariyerindeki en etkili olay sorulduğunda ise 1989'da "Batman"'i izleyici ile buluşturmaktı diye cevap veriyor.

Benjamin Melniker ve Michael E. Uslan'ın Batman'in film haklarını satın alması ise 1979'a dayanıyor. O dönem ancak kara şövalyenin sinema haklarını alırsa stüdyoların bir film çekmek için istekli olabileceğine ikna olan Uslan, DC Comics ile sıkı bir pazarlığa girişti. Yaklaşık altı ay süren görüşmelerden sonra bilinmeyen bir meblağ karşılığı partneri Melniker ile birlikte film haklarını satın aldılar ve Batfilm Productions'ı kurdular. Tüm bunlara rağmen uyarlama için Hollywood'da kapısını çaldıkları pek çok büyük stüdyo tarafından reddedildiler. Bazı retlerin gerekçeleri ise çok tuhaf ve komikti. Columbia Pictures, bir uyarlama olarak ünlü Broadway müzikali Annie'yi çektiklerini ve başarılı olmadığını örnek göstererek Batman'in de akıbetinin aynı olacağını belirtmişti. United Artist ise Batman ve Robin hakkında bir filmin asla iyi olmayacağını çünkü çektikleri Robin Hood uyarlaması Robin & Marian'ın başarısız olduğunu söylemişti.

Ancak Michael E. Uslan, annesinin yaptığı bir tavsiyeyi asla unutmadı: "Dünyadaki en harika şeye sahip olabilirsin ama kendini pazarlamazsan, kimse onun hakkında hiçbir şey öğrenemeyecek." Evet, Uslan hayallerine ulaşıp kendisini çizgi roman dünyasına pazarlayabilmişti ancak şimdi de elinde çocukluğundan beridir hayranı olduğu bir idol vardı. Onu, üstüne yapıştırılan komik etiketinden kurtarıp köklerine döndürmek ve insanların algısını değiştirmek istiyordu. Ve nihayet Hollywood'da verdiği bir savaş olarak nitelendirdiği bu yıllarda Warner Brothers ile el sıkıştı.

Daha sonra Tim Burton ile bağlantıya geçildi ve kollar sıvandı. "Seyirciyi daha açılış görüntüsünden itibaren karanlık ve ciddi bir süperkahraman filmi izlediğine inandırmak gerekiyordu. Yoksa Joker gibi birisiyle dövüşen yarasa kılıklı bir adamın var olduğuna asla inanmazlardı." Jack Nicholson'a filmin gişesinden yüzde verilerek Joker rolü kabul ettirildi. Uslan, Nicholson'ın teklifi kabul ettiği günü hayatının en harika günü olarak değerlendiriyor. On gün sonra da Burton, Batman için Michael Keaton'ı seçti. Uslan ilk başta ciddi Batman takıntısı yüzünden Michael Keaton'a ön yargı ile baksa da sonradan perdede ne kadar iyi durduğunu anladı.

Film vizyona girdiğinde ise ortaya çıkan işi gururla izledi ve çok memnun kaldı. "Sinema tarihindeki tabuları kırmak heyecan vericiydi" diyen Uslan, Batman 89'un kendisi için unutulmaz olduğunu belirtiyor. İlk başta yola çizgi romanları ve Batman sevgisiyle çıkan bu adam, partneri Melniker ile süper kahraman filmlerine olan bakışı değiştirmekle kalmayıp o dönem çocuk olan pek çok insana ilham vermeyi başardı. "Sabahın bir buçuğunda CNN'den Berlin Duvarı'nın yıkılışını izliyordum ve kafasında Batman şapkası olan bir çocuğun duvarın içinden çıkıp özgürlüğe ulaştığını gördüm. Bu Batman'in dünya çapında ne kadar insana ulaştığının bir göstergesiydi. Gerçekten inanılmazdı." sözleriyle anlatıyor Uslan, filmin kendisi için ne anlam ifade ettiğini.


Hayatı boyunca verdiği mücadele sonrasında geldiği nokta, her daim içinde barındırdığı Batman sevgisinin nelere kadir olduğunu gösteriyor. Bir dönem bütün stüdyoların burun kıvırdığı bir karakteri alıp onu en çok beyazperdeye uyarlanan süperkahraman mertebesine eriştireceklerini kendileri de tahmin edememiştir belki. Ama şu bir gerçek ki Michael E. Uslan ve Ben Melniker olmasaydı belki uzun yıllar daha kara şövalye beyazperde ya da televizyonda gözükmeyecek ve pek çoğumuzun Batman'le tanıştığı o çocukluk dönemi maskesiz, pelerinsiz ve batarangsiz geçecekti.